Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
 
Vural'dan iddialara sert tepki
Müdür'den şok sözler!
Facebook kullanıcıları dikkat!
             
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Arınç'tan terörü yok etmenin yolu

Arınç'tan terörü yok etmenin yolu
Başbakan Yardımcısı Arınç 'Bu terörün, sadece silahla, maddi güçle, dişe diş mücadeleyle, zorla, kuvvetle önlenmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. " dedi.
28.01.2012 / 01:59


BaÅŸbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Bu terörün, sadece silahla, maddi güçle, diÅŸe diÅŸ mücadeleyle, zorla, kuvvetle önlenmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. O, olacaktır ama onun yanında, onu destekleyen mutlaka ekonomik, sosyal, toplumsal adımlar da atılacaktır'' dedi.



Beraberinde Maliye Bakanı Mehmet ÅžimÅŸek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile Keyfi Kebap'ta yemeÄŸe katılan Arınç, burada yaptığı konuÅŸmada, çok deÄŸerli insanlarıyla maneviyat, ilim, kültür, huzur ve kardeÅŸlik ÅŸehri olan Diyarbakır'da bir günlüÄŸüne de olsa bulunmanın kendilerini çok mutlu ettiÄŸini söyledi.



Arınç, Ulu Caminin restorasyon çalışmalarının yakın bir tarihte tamamlanacağını belirterek, Cumhuriyet hükümetleri döneminde, en güçlü yatırım, en yüksek kalkınmanın kendi hükümetleri döneminde olduÄŸunu bildirdi.



Bu sayede milletin yıllardır ihmal edilen hizmetlerle tanıştığını, saÄŸlıkta, eÄŸitimde ve ulaşımda iyi bir noktada gelindiÄŸini bildiren Arınç, geçmiÅŸte 150-160 bin kiÅŸinin yolcu olarak gelip gittiÄŸi Diyarbakır Havaalanında bu sayının bir milyon 700 binin üzerine çıktığını kaydetti.



Arınç, Diyarbakır'dan günde 20'ye yakın düzenlenen uçak seferleriyle Türkiye'nin her tarafına ulaÅŸmanın mümkün olduÄŸunu ifade ederek, ÅŸöyle konuÅŸtu:



''Ulaşımda, enerjide, sulamada, hamdolsun ki bir eksiÄŸimiz yok. GAP'a büyük destek veriliyor, ayrıca kendi programımızda olan konularda da Maliye Bakanımızın da büyük desteÄŸiyle bölgemize gelecek hizmetlerde hiç bir aksama yok. Daha ne yapacağız? Daha da çok katkı saÄŸlayacağız. Çünkü Türkiye'nin bütünüyle geliÅŸmesi ve kalkınması özellikle de bölgemizin ÅŸartlarını da dikkate alarak adeta bir pozitif ayrımcılıkla bölgemize daha çok hizmet getireceÄŸiz, getirdik, artıracağız. BaÅŸbakanımızın da talimatı bu, Hükümetimizin de grubumuzun da kararı bu.



Biz sadece ekonomik kalkınmayı Türkiye'ye getirmekle kalmadık, Türkiye'de toplumsal barışı kurduk, kuruyoruz. Önümüzdeki engelleri de aÅŸacağız. Çok ÅŸükür bugün ayrımcılık yok. Bölge, etnik ve inanç farklılığı sebebiyle hatta kıyafete varıncaya kadar, her birinin ayrımcılık ve ötekileÅŸtirme olduÄŸu politikalar geçmiÅŸte kaldı.''



''Hükümetimiz döneminde hepimiz kucaklaşıyoruz, hepimiz ortak deÄŸerlerde buluÅŸuyoruz, yeter ki terör olmasın, yeter ki kan dökülmesin, gözyaşı akmasın, yeter ki bu sıkıntılar biran önce bitsin'' diyen Arınç, ÅŸöyle devam etti:



''Ama maalesef bunu devam ettirmek çabasında olanlar var. Elbette bu yanlıştır. Bu terörün, sadece silahla, sadece maddi güçle, sadece diÅŸe diÅŸ mücadeleyle, zorla, kuvvetle önlenmesinin mümkün olmadığını da biliyoruz. O, olacaktır ama onun yanında, onu destekleyen mutlaka ekonomik, sosyal, toplumsal adımlar da atılacaktır. Terör bir sonuçsa, onu hazırlayan sebeplerin her biriyle bizim mutlaka yüzleÅŸmemiz, hesaplaÅŸmamız gerekir. Dolayısıyla insanların kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri, kimliÄŸini söyleyebilecekleri, bu kimliÄŸin gerektirdiÄŸi bütün anayasal haklarını, insan haklarını kullanabilecekleri bir toplum meydana getirmek istiyoruz.''



Arınç, bin sene öncesinden bugüne, farklılıkların güçlendiren ve zenginleÅŸtiren unsur olarak kabul edilmesine raÄŸmen maalesef son 40-50 yıldır Türkiye'de ayrılık konusu haline getirildiÄŸini, Türk-Kürt, suni-alevi ve laik-yobaz ayrımının Türkiye'ye yıllar kaybettirdiÄŸini söyledi.



Åžimdi bunların her birini bir tarafa atarak, milli birlik ve kardeÅŸliÄŸi pekiÅŸtirecek iÅŸler yapmak istediklerini ifade eden Arınç, ÅŸöyle konuÅŸtu:



''Herkes düÅŸüncesini, ifadesini mutlaka en güzel ÅŸekliyle kullanmalıdır. Çok özgürlük var ama bunların ortak bileÅŸkesi ifade özgürlüÄŸüdür. Bize hoÅŸ gelmese bile, yüzümüzü buruÅŸtursak bile, nefreti içimizden taşısak bile herkes düÅŸündüÄŸünü elbette hukuk içerisinde ifade edebilmelidir. Ancak, ifade özgürlüÄŸüne ne kadar tarafsak, bunu ÅŸiddet yoluyla, terör yoluyla kullanmak isteyenlere, siyaset yapacakları yerde, ÅŸiddeti kullananlara karşı da tavrımız elbette farklı olacaktır. Åžiddet yok, kaba kuvvet yok. 'Herkes bunun gibi düÅŸünecek, bu olacak, bu olmazsa ortalığı yakacağım, yıkacağım.' demek, siyaset dili deÄŸildir.



Üç kez seçime girdiklerini, oylarını artırarak milletin desteÄŸiyle seçimden çıktıklarını ifade eden Arınç ÅŸöyle dedi:



''Birileri 'eskiden Demokrat Parti böyleydi' diyor. Ben çok iyi biliyorum, bu iÅŸin uzmanıyım. 1950'de büyük bir sel aldı, götürdü, 1954'de duruldu, 1957'de de çöktü, içinden parçalandı. 1960'da da darbe oldu. Demirel 1965'de gelmedi mi geldi, 1969'da geldi ama 1970'de partisi parçalandı. Sonra koalisyonlar çöktü. Özal da 1983'de geldi, 1987'de zor geldi, 1988'de partisi bölündü.



Onların maruz kaldıklarının biz 500 misline maruz kaldık. EÄŸer bize karşı gösterilen direnç, bizi yıkmak için bir takım planlar ve komplolar onlara yapılsaydı vallahi rüzgarından giderlerdi. Ama biz hamdolsun 10 yıldan beri bir tek Allah'tan korktuk. BaÅŸka hiç bir ÅŸeyden korkmadık. Yerimizde duruyoruz. Yüzde 35, yüzde 47, yüzde 50... Åžimdi rakamlar ne gösteriyor? Yüzde 55, Çıta yükseldi. Bu Diyarbakır için de böyle, Türkiye için de böyle. Ama biz milletimize hizmet etmek ile bunları alıyoruz. Yakın siyasi tarihimizde bu partinin, bu hükümetin kazandığı siyasi baÅŸarı kadar büyüÄŸünü kimse görmedi.''



-''Demokrasi güçlendikçe terör de başını alıp bu memleketten kaçacaktır''



BaÅŸbakan Yardımcısı Arınç, terörle bulaşığı olmayan, ÅŸiddeti araç olarak kullanmayı aklına getirmeyen her masum fikre, hoÅŸlarına gitsin veya gitmesin daima serbestiyet tanıdıklarını ve onlara karşı hiçbir yaptırım uygulamadıklarını söyledi.



Özgürlükleri pekiÅŸtiren daha çok güzel iÅŸler yapacaklarını bildiren Arınç, ''Demokrasi güçlendikçe terör de başını alıp bu memleketten inÅŸallah kaçacaktır. Herkesin önündeki kimliÄŸini ve hakkını rahatlıkla ifade etmesine engel olan hususlar birebir kayboldukça bu ülkede biz birbirimizi daha iyi tanımak ve anlamak imkanı bulacağız'' dedi.



-''Yumrukla el sıkışılmaz, elinizi açacaksınız''



Arınç, kendini Kürt olarak ifade etmek isteyen, 'Benim kimliÄŸim budur, annem babam budur, ben bu ülkede yaşıyorum' diyenlere eskiden ceberutlukla karşılık verildiÄŸini, 'Söyletme vurun' denildiÄŸini, cezaevine konulduÄŸunu belirterek, bu yanlışlıkların faturasını ÅŸimdi çok acı biçimde gördüklerini kaydetti.



Åžimdi Türkiye'de artık yeni bir anlayışın var olduÄŸunu vurgulayan Arınç, ÅŸöyle konuÅŸtu:



''Yüzyıllar boyu bu kimlikte yaÅŸamış ve doÄŸmuÅŸ olan insanlara hiçbir ÅŸekilde 'Hayır o sen deÄŸilsin' diyemeyiz. Böyle demek akıllıca bir iÅŸ deÄŸil, ahmaklığın ta kendisidir. Biz bu topraklarda ÅŸu veya bu kimlikle yaÅŸamış olan insanların her birine saygı göstermek mecburiyetindeyiz. Diyarbakır'ın tarihini buraya geleceÄŸim için karıştırdığımda, karşıma en yüksek düzeyde Ermeniler çıktı. Yani belediye encümeninde, vilayette, ağır ceza reisliÄŸinde, mal müdürlüÄŸünde ismini hala hatırladığımız pek çok insan var. Bu topraklardan ÅŸu kavimler geldi geçti, bir kısmı hala da var. Bugün biz güzel bir müzik dinlerken, bunun içerisinde bu topraklara hayat veren kültürün farklılıklarını da gördük. Çok ÅŸükür Anadolu böyle bereketli bir memleket, böyle doÄŸurgan, böyle üretken bir ülke, herkes kendinden bir ÅŸeyler katmış.



İstanbul'da mimari dendiÄŸi zaman Balyan efendilerden baÅŸlayarak, bilmem hangi efendilere kadar, musiki ve bestekar dendiÄŸi zaman bilmem hangi Rum'dan kime kadar bu ülkede yaÅŸamış insanlar var. Elbette bir insanın 'Ben ÅŸuyum diyebilmesi' Türkiye'de çok önemlidir. Bu birbirimize elimizi vermemize, birbirimizi tanıyıp sevgi duymamıza yol açacaktır.



Sıkılı yumrukla el sıkışılmaz, elinizi açacaksınız. Karşınızdakini kabul etmek, sizin onunla kucaklaÅŸmanız için bir vesiledir. 'Ben seni tanimayrum' dediÄŸiniz zaman karşılığı 'Ben de seni tanimayrumdur' Bu dünyaca bilinen bir gerçektir. İnkar ve asimilasyon politikalarıyla Türkiye yıllarını kaybetti. Hayır, birbirimizi tanıyacağız, birbirimizi seveceÄŸiz. Rabbim bile bize, 'Ben sizi kabile kabile, ÅŸube ÅŸube yarattım, yeter ki birbirinizle tanışıp dayanışma içinde olasınız' diyor. Ayet meali böyle. Hiç kimse doÄŸarken anne ve babasının kim olacağına kendisi karar veremiyor.''



''VatandaÅŸlarımıza birinci sınıf hiç ayrımcılık olmadan eÅŸit haklarla huzur ve özgürlük içinde yaÅŸayacağız'' diyen Arınç, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü:



''Kürt kardeÅŸlerimizi ne kadar çok seviyorsak teröre de o kadar karşıyız. Kanla, tehditle, baskıyla, ÅŸantajla ülkeyi maalesef yaÅŸanmaz hale getirmeye çalışanlarla da onların anladığı dilden mücadele etmek, bizim görevimizdir.



Biz bu kardeÅŸliÄŸi büyüttükçe, birbirimizle kucaklaÅŸtıkça sermaye bulamayacaklardır. Milletimiz onlara sırtını dönecek ve bir gün bu iÅŸi bırakmak zorunda da kalacaklardır. Her ÅŸey hukuk içinde olacaktır. Devletin bir yüzü var. CumhurbaÅŸkanımız sayın Abdullah Gül, meclisin geçen yılki açılış konuÅŸmasında çok önemli bir cümle söyledi. Hani 'derin devlet filan' diyorlar ya sanki iki devlet olmalıymış gibi, dedi ki; 'Devletin bir tek yüzü var, iki yüzü yok, o tek yüzü de hukuktur'. (Biz böyle bir ülkeyiz) diyoruz. Böyle bir memleket istiyoruz. Åžu Diyarbakır'ın kimliÄŸi hamdolsun ki Müslüman bir kimliktir.



Kalkınmamızı artıracağız, refahı artıcağız. Herkes bir kağıt ulaÅŸtırmak istiyor, herkes yoksuluÄŸundan bahsediyor, herkes iÅŸ istiyor. Hani toplasanız belki bir kaç yüz veya birkaç bin insan... Ama beni en duygulandıran olay ÅŸudur; bu terör patladıktan sonra bu ırkçılık belası ortaya çıktıktan sonra bir köyde bir kasabada günde yüzden fazlasına sofrasını açan o cömert insanlar o belanın içinde o hale geldiler ki Ulu Cami'nin kapısında dilenmeye baÅŸladılar. O insanları o cömertliklerinden kopararak, sokakta fukara olarak bırakanlara Allah lanet etsin.''



-''Åžimdi yolsuzluk yok, yol var''-



2000 yılından önce emekli olmuÅŸ ama çok az emekli maaşı alan ve birbirlerinden farkı statülere sahip vatandaÅŸların durumunu eÅŸitlemek istediklerini ifade eden Arınç, bu konuda yüzde 60, yüzde 70 ve yüzde 75 olarak önlerinde 3 seçenek bulunduÄŸunu belirtti.



Arınç, bu konuda ne kadar çok insan istifade edecekse, cebine ne kadar çok para girecekse ona göre karar verdiklerine dikkati çekerek, ÅŸöyle dedi:



''BaÅŸbakanımız 'Yüzde 75' dedi. Biz de 'Bu kadar para bulabilecek miyiz?' dedik. Hazinemiz bol, verdikçe veriyor Cenabı Allah. İşte düÅŸünüyor Maliye Bakanı kara kara. Ama bulacak, buluyor da. Bu ülkede en zor ÅŸey Maliye Bakanı olmak. Hazine onda, maliye onda. Eskiden olsa, geçen Avrupa'da Strasburg'da söyledim. Bu ülkenin baÅŸbakanı bir milyon dolar borç bulabilmek için Avrupa'ya gider, saatlerce kapıda beklerdi. Öldüler Allah rahmet eylesin, çaresizliklerini anlatıyorum. Kapılar yüzlerine kapanır, kabul etmezlerdi. EÄŸer birisinden bir yüz bulmuÅŸlar da diyelim ki bir milyon dolar para buldularsa Türkiye'ye müjde gönderirler, '1 milyon dolar kredi bulduk' derlerdi. Åžu kadar sente muhtaç olduÄŸumuz günlerden bahsediyorum. Biz ÅŸimdi bir milyon dolar kredi aramıyoruz, bir milyar dolar yoksul ülkelere para yardımı yapıyoruz. Bu ne büyük bir nimet, bu ne kadar zenginlik ve berekettir.



Eskiden böyle deÄŸildi, yolsuzluk vardı. Oradaki havuz birilerinin ceplerine giderdi. EÅŸ, dost, akraba, yaren bir ÅŸey kalmazdı ki senin tarlana kadar gelebilsin. Åžimdi yolsuzluk yok, yol var, 15 bin kilometre bölünmüÅŸ yol, otobanlar var. Hatta karadan gidemezse denizin altına girip tünelden gidenler var. Havadan uçanlar var. İzmir-İstanbul otobanı takriben 10 katrilyona mal oluyor. Yüksek hızlı trenler, yeni havaalanları inÅŸa ediyoruz.



Almanya, İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz'in haline bakın, bir de bizim halimize bakın. Oralarda iÅŸçi ve memurların maaşı donduruldu. Milletvekilleri para alamaz hale geldiler, borçlarını döndüremiyorlar. 4'ünde hükümet düÅŸtü 5'nci de sırada. Biz 13,5 katrilyon zorunlu tasarruf ödeyen bir hükümetiz. Hükümete geldik, kasaları açtık, boÅŸ. Bizden önce 'zorunlu tasarruf' diye para toplamışlar. Kağıt üstünde var ama kasanın içinde fareler cirit atıyor. Nereye gitti bu para? Yandı, bitti, kül oldu. Åžimdi ben hükümet olarak bunu ödemek zorunda mıyım? Hayır. Kağıt üstünde bakarsınız, 'yok ki; ne ödeyeceÄŸim' diyebilirsiniz. Milletten toplamışlar, bütçenin açıklarına harcamışlar. Onun, bunun cebine, batan bankalara gitmiÅŸ. Ama o milletten alınan bir emanettir. 'Bir gram sorumluluÄŸumuz olmamasına raÄŸmen bu parayı sonuna kadar ödeyeceÄŸiz' dedik. Bu ülkede 13,5 katrilyon para ödendi, IMF'nin borçlarına 20 milyar dolar para ödedik. Åžimdi geri ödemelerini yapıyoruz. Hiçbir borç bırakmayacağız.''



-SaÄŸlığa 70 katrilyon bütçe-



Arınç, hükümet olarak saÄŸlığa büyük bükçe ayırdıklarını, bu kapsamda 20'ye yakın ambulans helikopterin hizmet verdiÄŸini, devlet hastanelerinin özel hastanelerden çok daha temiz ve bakımlı hale geldiÄŸini, birbirleri ile yarıştığını söyledi.



GeçmiÅŸte hastanelerde yerde veya bir yatakta 3 hastanın yattığını ifade eden Arınç, eskiden hastalara ameliyat için 6, tomografi için 7 ay sonrasına gün verildiÄŸini belirtti.



Arınç, eskiden SKK'lı olduÄŸunu ve bunları yaÅŸadıklarını anlatarak, ÅŸöyle devam etti:



''Düzce milletvekilimiz seçim zamanı Yığılca kasabasının çok uzak bir köyüne gitmiÅŸ. Erkekler olmadığı için milletvekilini kadınlar karşılamış. 'Evlat niye geldin?' diye sormuÅŸ biri. Milletvekilimiz de 'Ben milletvekili adayıyım, bana oy verin.' demiÅŸ. Hangi partiden olduÄŸunu öÄŸrendiklerinde, 'Buraya kadar niye geldin? Zaten sana oy vereceÄŸim' demiÅŸ. Milletvekili sebebini sorduÄŸunda yaÅŸlı kadın, 'Ben böbrek hastasıyım. Mutlaka diyalize girmem gerek. Bu köyden ne aÅŸağıya giden ne de aÅŸağıdan gelen var. Dolayısıyla ben ölümü bekliyordum. Bir gün saÄŸlık müdürü geldi, yanında ekibi de vardı. Benim için köye özel bir minibüs göndereceklerini, haftada 3 gün beni alıp diyalize götüreceklerini söylediler. Alay ettiklerini sandım. 3 aydır bu ÅŸekilde diyalize gidiyorum. Bunlara ÅŸükran borcum olarak teÅŸekkür etmesem olur mu?' demiÅŸ. Hastanın halinden çeken anlar.



Bize 'Allah razı osun, ne güzel iÅŸler yapıyorsunuz' diyorlar. SaÄŸlığa 70 katrilyon harcama yaptık. Helali hoÅŸ olsun. Yeter ki siz memnun olun. Birileri aydan aya kurultay yapıyor, birileri de aydan aya hedefe ulaşıyor.''


Etiketler:
Bu 9