İnsanların duyu organları kalbe açılan pencerelerdir. Kalb dışarıyı, olayları bu pencerelerden takip eder, algılar ve onlara karşı tepki geliştirir veya onları etkilemeye çalışır.
İnsanların duyu organları kalbe açılan pencerelerdir. Kalb dışarıyı, olayları bu pencerelerden takip eder, algılar ve onlara karşı tepki geliÅŸtirir veya onları etkilemeye çalışır. Allah (cc)’ın kitabındaki ayetler de bu pencerelerden okunur, kevniyattaki ayetler de bu pencerelerden okunur.
Bu duyular içerisinde kalbi en fazla etkileyen görme eyleminin merkezi olan gözdür. Görmek kalbe açılan en büyük kapıdır. Oraya ulaÅŸan duyu yollarının en mükemmelidir. Kur’an-ı Kerim müteaddit yerde insanlardan görmelerini istemiÅŸ, bu duyularını iÅŸlevsiz bırakan, adeta öldüren insanlar ÅŸiddetli bir ÅŸekilde ikaz edilmiÅŸlerdir. Kafirlerin sıfatları arasında görmemeyi de zikretmiÅŸtir.
Göz gönle akan hikmetlerin mecrası olduÄŸu gibi kalbi fesada uÄŸratan, çok kiÅŸinin düÅŸmesine neden olan, kötülüklere boÄŸan bir kanaldır da aynı ÅŸekilde. O yüzden Kur’an-ı Kerim gözün sakınılmasını istemiÅŸ. Haramlara dalan bakışları hain (Mü’min suresi: 19) olarak nitelendirmiÅŸtir.
Bütün eserler, kadınlarla ilgili hükümleri ele aldığı zaman örtünmeyi öne alır, bakmanın hükümlerini ise bir alt baÅŸlık olarak ele alırlar. Herhalde doÄŸru olan da budur. Ama Nur suresinin 31. Ayetinde mümin kadınlara hitap ederken ilk önce gözlerini sakınmalarını daha sonra örtüye bürünmelerini emrediyor. Biz de buna hürmeten ilk önce bakmanın hükümlerini ele aldık, daha sonra örtünmenin hükümlerine de deÄŸineceÄŸiz inÅŸaallah. Hem belki de bakmak ÅŸahsın kendisini günaha düÅŸürürken, örtüsüzlük ise baÅŸkasını günaha düÅŸürdüÄŸünden insanın ilk önce kendisini daha sonra ise baÅŸkalarını günahtan alıkoyması gerekir ÅŸeklinde ince bir nükte dolayısıyla böyle bir tertip yapılmış olabilir.
Ayrıca bakışlar insanın kontrolde en fazla zorlandığı duyudur. Öyle bir hal almış ki gerek mü’min erkekler ve gerekse de mü’min kadınlar neredeyse bu günahı kanıksamış durumdalar, oysa Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selam bu günahı ÅŸiddetli cehennem azabı ile tehdit etmiÅŸ, Müslümanları ona karşı uyarmıştır. Hem bu günah bütün ahlaksızlıkların ana kapısıdır. Ve haram bakış “göz zinası” olarak nitelendirilmiÅŸtir.
Bu günahtan emin olmak için insanların gelip geçtikleri yol kenarında oturmamalarını emretmiÅŸ, zaruretten dolayı oturmaları halinde ise sahibinin kalbini ifsad eden, iffetli kadınlar içinse eziyet olan bakışlara dikkat edilmesi, onlara sahip çıkılması emredilmiÅŸtir. Nitekim Hz. Peygamber bir takım sahabîleri yol kenarlarında görünce, yol kenarında oturmamalarını bildirmiÅŸ, onlar; buradan baÅŸka görüÅŸüp konuÅŸacağımız bir toplanma yerimiz yoktur, deyince; “öyleyse yolun hakkını verin” buyurmuÅŸtur. Yolun hakkının ne olduÄŸu sorulunca da Allah’ın Resulü ÅŸu cevabı vermiÅŸtir: “Gözleri harama bakmaktan sakınmak, yoldaki ezayı kaldırmak, selamı almak, iyiliÄŸi emretmek ve kötülüÄŸü engellemek.” demiÅŸtir. (Buharî, Mezalim, 22, İsti’zan, 2; Müslim, Libas, 114; EbuDavud, Edeb, 12; Tirmizi)
Yine birbirine yabancı olan karşı cinslerin karşılaşınca bakışlarını indirmelerini Hz. Peygamber ÅŸu sözleri ile istemiÅŸtir; “Bir erkek, kadının güzelliklerine gözü takılınca, bakışlarını aÅŸağı eÄŸerse, Allah ona tatlılığını kalbinde duyacağı bir kulluÄŸu nasip eder.” (A. b. Hanbel, V, 264.) Bir kudsî hadiste de ÅŸöyle buyurulmuÅŸtur: “Kadına kasıtlı bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Kim benden korkarak bakışlarını aÅŸağıya indirirse, onun kalbine imanın tadını veririm.” ( el-Kurtubî, a.g.e. XII, 151: İbn Kesîr, a.g.e., II, 599.)
Aynı ÅŸekilde hac sırasında yanında amcasının oÄŸlu Fadl b. Abbas olduÄŸu halde soru sormak için Hz. Peygamber’in yanına gelen Has’am’lı genç kadına Fadl’ın uzunca baktığını gören Allah Resulü, Fadl’ın gözlerini kapatmış ve başını tutarak öbür yana çevirmiÅŸ. Hz. Abbas’ın bunun nedenini sorması üzerine de ÅŸöyle buyurmuÅŸtu: “Bir genç erkek ve bir genç kadın gördüm. Onların aleyhine ÅŸeytana güvenemedim.” (Tirmizî, Hacc, 54; A. b. Hanbel, 76, 157.)
GörüldüÄŸü gibi Allah Resulü ÅŸeytanın bu zehirli okuna karşı Müslümanların lehine her türlü tedbiri almıştır. Bunlara riayet etmek en büyük selamet yoludur. Bütün bunlarla beraber zaruret olmaksızın Müslüman kadından fazla çıkmamasını talep etmiÅŸ ve bunu hanesine yazılan büyük sevaplardan saymıştır.
Erkeğin kadına bakması
“Kadınlar açıkta kalan yerler dışındaki süslerini (zinet) açmasınlar” (Nûr suresi: 31) ayetinde kastedilen yerlerin neresi olduÄŸu, namazda iken hükmünün ne olduÄŸu, mahremine karşı hükmünün ne olduÄŸu, yabancı erkeklere karşı hükmünün ne olduÄŸunu daha sonra örtünme bölümünde detaylı ele alacağız inÅŸaallah. Ayrıca çocuk ve yetiÅŸkin arasındaki farklarla ilgili hükümleri de detaylı ele alacağız inÅŸaallah…
Burada belirteceÄŸimiz husus ÅŸudur; ister bakış ÅŸehvetli olsun isterse olmasın, erkeÄŸin ÅŸeriatta avret diye belirtilen yerlere bakması haramdır. Ancak ÅŸeriat yolda, çarşıda ve baÅŸka yerlerde kadınlarla karşılaÅŸmada ilk bakışı sorumluluk dışı bırakmıştır. Çünkü bundan kaçınmakta güçlük olduÄŸu gibi, kiÅŸinin erkek mi, kadın mı, hısımlardan birisi mi, yoksa bir yabancı mı olduÄŸunu anlamak ancak görmekle bilinebilir. Bu, alelade bakıştır ya da göz çarpması denilen durumdur. Ancak ikinci ve ısrarlı bakışlar yasaklanmıştır.
Nitekim bununla ilgili olarak Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selam Hz. Ali (radiyallahu anh)’ye ÅŸöyle nasihatte bulunmuÅŸtur; “Ey Ali! Birinci bakışa ikincisini ekleme, ilk bakış sana aittir, ikincisi deÄŸil.” (Ebü Davud, Nikah, 43; Darimî, Edeb, 28; Rikak, 3; A. b. Hanbel, V, 351, 357.)
Kadının Erkeğe Bakması
a) Erkeğin avret sayılan yerlerine bakmak
Yabancı bir kadının, erkeÄŸin örtülmesi farz olan göbekle diz arasına bakmasının haram oluÅŸu konusunda görüÅŸ birliÄŸi vardır. Bu bakışın ÅŸehvetli olup olmaması sonucu deÄŸiÅŸtirmez. Böyle bir durumda bakışın baÅŸka yöne çevrilmesi emredilmiÅŸtir. (bk. Müslim, Edeb, 45; Ebu Davud, Nikah, 43; Tirmizî, Edeb, 28.)
b) Erkeğin avret sayılmayan yerlerine bakmak:
Bir kısım fakihlere göre kadın ÅŸehvetsiz olmak ÅŸartıyla yabancı erkeÄŸin göbekle diz kapakları arası dışında kalan kol bacak, göÄŸüs ve sırt gibi yerlerine çıplak olarak bakabilir. Delil aÅŸağıdaki hadislerdir.
Bir bayram günü habeÅŸliler mescidde kargılarıyla gösteri yapıyorlardı. Hz. AiÅŸe de onları Peygamber (s.a.s)’in arkasından seyrediyordu. Hz. Peygamber onu oyunculardan gizliyordu. Ta ki Hz. Ömer’i gören oyuncular dağılıp Hz. AiÅŸe eve dönünceye kadar. (Buharî, Salat, 69, ideyn, 25, Cihad, 79; Müslim, İdeyn, 17, 21, 22, Mesacid, 18; Nesaî, îdeyn, 34, 35; A.b. Hanbel, II, 368, VI, 56, 83, 84, 85, 166.) BaÅŸka bir uygulama da ÅŸudur: Fatıma binti Kays eÅŸinden boÅŸanınca, Allah elçisi, onun iddetini, zengin bir hanım olan Ümmü Åžüreyk (r. anha)nin yanında kalarak geçirmesini istemiÅŸti. Ancak Ümmü Åžüreyk’in ziyaretçilerinin çok olması nedeniyle Fatıma’nın örtünmede zorluk çekebileceÄŸini düÅŸünen Allah elçisi, ona daha sonra ÅŸöyle buyurmuÅŸtur: “İddet süresince, amcanın oÄŸlu İbn Ümmi Mektüm’un evinde ikamet et. Çünkü o, a’ma olduÄŸu için, giysini çıkardığında seni görmez.” (bk, Müslim, Talak, 40; Ebü Davud, Talak, 39; Nesaî, Nikah, 8; A. b. Hanbel, VI. 416; el-Kurtubî, a.g.e., XII, 151; İbn Kesîr, a.g.e., II, 599.)
DiÄŸer yandan sahabe hanımlarının ihtiyaç halinde erkeklerle konuÅŸtukları, alış-veriÅŸ yaptıkları ve soru sordukları bilinmektedir. Nitekim bir bayram namazında Hz. Peygamber, Bilal HabeÅŸî (r.a.) ile birlikte kadınların tarafına geçmiÅŸ, onların kendisine biat etmelerini bildiren ayeti (el-Mumtehine, 60/12.) okuduktan sonra biat istemiÅŸ, öÄŸüt vermiÅŸ ve onları sadaka vermeye teÅŸvik etmiÅŸtir. Bu arada Bilal elbisesini açmış, kadınlar yanlarında bulunan para, yüzük vb. ÅŸeyleri bu yaygının üstüne atmışlardır. (Buharî, II, 273; Ebü Davud, l, 174; Nesaî, l, 227.)
Bazı fakihlere göre ise kadın, yabancı bir erkeÄŸin avret yeri dışında kalan bedenine çıplak olarak bakamaz. Bu bakışın ÅŸehvetli veya ÅŸehvetsiz oluÅŸu da sonucu deÄŸiÅŸtirmez. Delil, Nebhan (r.a)’in naklettiÄŸi ÅŸu uygulamadır. Örtünme ayetleri indikten sonra, bir a’ma olan Abdullah b. Ümmi Mektüm, Rasulullah (s.a.s)’in yanına gelmiÅŸti. Nebî (s.a.s)’in eÅŸleri Ümmü Seleme ile Meymune (r. anhüma) da orada idiler. Allah elçisi onlara örtünmelerini bildirince, Ümmü Seleme; “O, bir a’ma deÄŸil mi?, bizi görmez ve tanımaz” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber “Sizde mi a’masınız, siz onu görmüyor musunuz?” buyurdular. (Tirmizi, Edeb, 29; Ebu Davud, Libas, 34; A.b. Hanbel, VI, 296)
Ancak bu rivayet, hadisçilerce tenkide uÄŸramıştır. Çünkü Nebhan fazla tanınmayan bir ravidir. DiÄŸer yandan bu hadisin Hz. Peygamberin eÅŸlerine ait özel bir hüküm ifade etmesi, Fatıma binti Kays hadisinin ise, diÄŸer mü’min hanımlar için genel düzenleme yapmış olması da muhtemeldir. Nitekim Ahmed b. Hanbel ile Ebu Davud birbirine zıt gibi görünen bu iki hadisin arasını ÅŸu ÅŸekilde birleÅŸtirmiÅŸlerdir: “Burada daha saÄŸlam olan Fatıma binti Kays hadisini, senedinde eleÅŸtiri bulunan Nebhan hadisinden üstün tutmak daha uygundur.” (İbn Kudame, el-MuÄŸnî, VI, 563 vd.; Ayrıca bk. A. b. Hanbel, VI, 296, 416; Ebu Davud, Talak, 39, Libas, 34.)
Sonuç olarak erkek veya kadının karşı cinsten yabancı bir kimsenin mahrem olmayan yerlerine bakması caiz ise de bu bakışın zevk ve cinsel istek duymak için olmaması gerekir. Aksi halde normal ÅŸartlarda meÅŸru sayılan bir bakış, kiÅŸinin kalbindeki niyetine göre meÅŸru olmaktan çıkar. Çünkü erkek veya kadının bakma ve seyretme yoluyla karşı cinsi etkilediÄŸi bir gerçektir. Bu yüzden İslam her iki cinsin de gözlerini ve ırzlarını haramdan korumalarını istemiÅŸtir.
Nisanur / Nisanur Dergisi / Ocak 2012