Bir Rana Teyze feryadı da Van`dan yükseldi. Piruze Ana, "Bir yandan hastalığım, öte yandan maddi sorunlarımız ve deprem, en acısı ise evlat hasreti. Cömert`imi uzaklara sürgün ettiler, 6 ayda bir gidebiliyorum. 45 dakika olsun baÄŸrıma basıyorum. Ama bu hasrete 45 dakika nasıl yetsin ki…"
Doğruhaber / Fikret Özkan / Van
GeçtiÄŸimiz günlerde Rana Baran, Diyarbakır Cezaevindeki oÄŸlu İhsan Baran’ın hiçbir sebep ve gerekçe yokken Bayburt’a sürgün edilmesinden dolayı aşırı stres ve üzüntüden dolayı ağır bir hastalık geçirmiÅŸ ve günlerce medya aracılığıyla oÄŸlunu son bir kez ölmeden önce görmesi için yetkililerden izin istemiÅŸti. Ancak bu istek karşılık bulmamış, hatta cevap verilme ihtiyacı dahi hissedilmemiÅŸti. Rana Teyze, İhsan’ına hasret vefat etti. İhsan Baran’a ise annesinin mezarı dahi gösterilmedi. YaÅŸanan bu iki dram gözleri cezaevlerinde yaÅŸanan diÄŸer sorunlara çevirdi. Haberal Yasası hala belirsizliÄŸini korurken sevk zulümleriyle gelen maÄŸduriyetler yürek yakmaya devam ediyor. YüreÄŸi yanık bir ananın feryadı da Van’dan yükseldi. Piruze Ana, Bitlis’ten Tokat’a sürgün edilen oÄŸlunun hasretiyle yanıyor. Hastalığı ve maddi durumu sebebiyle oÄŸlunu 6 ayda bir görebilen Piruze Ana yetkililere seslenerek,
“İnsafa gelin, vicdan edin, Allah’tan korkun. Daha ne zamana kadar analar evlatlarının hasretiyle eriyip gidecek, onların isimlerini sayıklayarak bu dünyadan gözleri açık gidecekler. Bize ve evlatlarımıza yapılan bu zulme Allah için bir dur diyecek bir ehli vicdan yok mudur?” dedi.
MÜSLÜMAN OLMANIN SUÇ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM
Askerlik yaptığı birlikten alınarak aylarca çeÅŸitli iÅŸkencelerden geçirildikten sonra cezaevine atılan ve 12 yıldır cezaevinde tutulan Cömert Yorgun’un acılı annesi Piruze Yorgun, evladının neden cezaevinde tutulduÄŸunu dahi bilmediÄŸini söyledi. “Ben bu memlekette Müslüman olmanın suç olduÄŸunu bilmiyordum” diyerek ÅŸaÅŸkınlığını dile getiren Piruze Ana,
“Biz çok eziyet çektik. Ben çocuÄŸumu mahkûm etsinler diye askere göndermedim. Ben çocuÄŸumu arkasından dualar ederek askere gönderdim. Onlar çocuÄŸumu alıp iÅŸkenceden geçirdikten sonra zindana attılar. Ona bu ihaneti yapacaklarını bilseydim askere göndermezdim. Onun tek suçu vardı o da camiye gitmek” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Sadece evlatlarının deÄŸil kendilerinin de maÄŸdur edildiÄŸini, sebepsiz sevk zulümleriyle de kendilerinin cezalandırıldıklarını söyleyen Piruze Ana, “Cömer`timi almış ta bilmem kaç kilometre öteye Tokat’a götürmüş, onu bize bizi de ona hasret bırakmışlar. 6 ayda bir ya gidiyorum ya da hiç gidemiyorum. Allah’tan korksunlar, bir anaya bu yapılır mı? Görüşe gitsek bile 45 dakikalık bir görüş ile birbirimize olan hasretimizi nasıl giderelim bilmiyorum ki?” dedi.
2 TANE RAPORUM VAR YOLCULUK YAPAMIYORUM
3 erkek 3 kız evlat sahibi olduğunu ve büyük sıkıntılar içerisinde yaşadıklarını belirten Piruze Ana, yaşanan depremle beraber mağduriyetlerinin de katlandığını söyleyerek,
“EÅŸim zaten çalışamıyor. Benim de yaşım geçmiÅŸ. Kolesterol ve kalp hastalığından 2 tane raporum var. Uzun yolculuk yapamıyorum. DediÄŸim gibi deprem sonrası evimiz ağır hasar gördü ve yıkım kararı çıktı. Åžimdi ise ziyarete nasıl gideceÄŸimizi düşünüyoruz. EÄŸer yakın olsaydı, hiç olmazsa her ay gider çocuÄŸumuzu ziyaret ederdik. Ancak Tokat’a sürgün edilmiÅŸ. Ne biz gidebiliyoruz. Ne de onu bırakıyorlar gelsin. Hem ona hem de bize zulmediyorlar. Yarab! Sen bu zulümlerini kabul etme. Hakkımızı Sen onlardan sor” dedi.
DEFALARCA YOLDA KALDIK
12 yıl boyunca çektikleri acıları anlatan Piruze Ana,
“Defalarca yolda kaldık. Binecek araç bulamadık. Karakışlarda soÄŸuktan donacak duruma geldik. Ancak evladımızı ihmal etmedik. Bitlis’te olduÄŸunda hiç olmazsa sıkıntıya raÄŸmen gidip görüyorduk. Bu ziyaretler hem onun için hem de bizim için bir teselli oluyordu. Ancak ÅŸimdi bu da kalmadı. DediÄŸim gibi hem ben hem de eÅŸim hasta. Bu konuda devletin yetkilileri kim ise onlara sesleniyorum. Çocuklarımızı görebilmemiz için ya bu sevkleri geri alın ya da izin verin onlar yanımıza gelsinler” dedi.
İSNAT ETTİKLERİ SUÇU İSPAT EDEMEDİLER
Yaşanan hukuksuzluk ve haksızlıkları dile getiren acılı baba Mirza Yorgun ise
“OÄŸlumun en büyük suçu Müslüman olmaktı, namaz kılmaktı” dedi. OÄŸulları Cömert’in haksız yere cezaevinde tutulduÄŸunu dile getiren Mirza Yorgun, “ÇocuÄŸum yıllarca mahkemelerde süründürüldü. ÇocuÄŸuma bir suç isnat ettiler ama isnat ettikleri suçu ispat bile edemediler. çevremizdeki insanlar benim çocuÄŸumu tanırlar. Bir gün olsun hiç kimseye bir zararı dokunmamış, bir tek insan dahi ondan ÅŸikâyetçi olmuÅŸ deÄŸil. Böyle bir insanı cezaevine atanlar hiç mi Allah’ tan korkmadılar. Ben onları Allah’a havale ediyorum” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Baba Mirza Yorgun sözlerini şöyle sürdürdü; “Rabbime hamd olsun kıt kanaat da olsa geçiniyoruz. Ancak bize yapılan bu zulmü unutmamız mümkün deÄŸil. Müslüman olduÄŸu için sadece evladımız deÄŸil, onunla beraber biz de cezalandırıldık. OÄŸlum sürgünden sürgüne gönderildi. Sanki bize de böyle bir evlat yetiÅŸtirmenin cezası verildi. Ama olsun. Allah’ın bizim adımıza onlardan hesap soracağı günü düşündükçe, Allah’ın izniyle acılarımız hafifliyor. Varsın onlar sonlarını düşünsünler. Dünya dediÄŸin nedir ki, her günü ateÅŸ olsa bile bir gün sonu yok mu?..”
Â