Şubat ayı şehadet ayıdır. Allah dini uğruna nice insanlar can verdi.
Feyzullah Zerey
Â
Şubat ayı şehadet ayıdır. Allah dini uğruna nice insanlar can verdi. Onlar Allah katında diri oldukları gibi bizim yanımızda da diridirler. Şehidler tarih boyunca unutulmadı ve unutulmayacaklardır. Özellikle şubat ayında tarihe damgasını vuran bir çok İslami hareket önderi şehid olmuştur. Günümüzdeki İslami hareketler onlardan ilham alarak mücadelelerine devam etmektedirler. Yakın tarihimizde şehadetleriyle Müslümanlara mücadele azmi aşılayan mübarek şehidlerimizi rahmetle anıyoruz.İşte Şubat şehidlerinden bazıları:
Â
40 bin Hama ÅŸehidi, İskilipli Atıf Hoca, İmam Hasan El-Benna, Malcolm X, El-Halil Camii ÅŸehidleri, Seyyid Abbas Musavi, Åžeyh Ragıb Harb, Süleyman Akyüz, Metin Yüksel, Molla Giyasettin Barlak, Molla Zeki Atak, Nesim, Halil, Ömer, Åžeyhmus, Zeki, M.Said, Mehmet…
Â
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine vermiÅŸ olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuÅŸmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Âli İmran, 169-170)
2 ŞUBAT 1982 20. YÜZYILIN UTANÇ SAHİFELERİNDEN BİRİ HAMA KATLIAMI
Hama, Suriye’de İslami hareketin en güçlü olduÄŸu ÅŸehirlerden biriydi. Anayasada geçen ‘Devlet BaÅŸkanının dini İslam dır” maddesinin deÄŸiÅŸtirilmesi için yapılan halk oylamasına katılmayan Hama halkı ve güçlü İslami muhalefet, Baas rejimini korkutuyordu. Bu durumu hazmedemeyen Hafız Esad, çeÅŸitli komplolara giriÅŸti. Katliamdan çok önceleri sindirme ÅŸartlarının oluÅŸması için halka zulüm etmeye baÅŸladı. Halkın can, mal, namus ve mukaddesatlarına yöneldi. Hafız Esad’ın emriyle kardeÅŸi Rıfat Esad komutasındaki Suriye ordusu Hama kentini muhasara altına alıp, bombalamaya baÅŸladı. Kentin elektrik, su ve telefonları kesildi. Bölgeye gazetecilerin girmesi engellendi. Müslüman KardeÅŸler, cami minarelerinden cihad ilan edip Hama’yı korumaya çalıştı. Hama’ya giremeyen Suriye ordusu uçaklarla ve kimyasal silahlarla ÅŸehri bombalamaya devam etti. Ağır silahlarla Hama, yerle bir edildi. Kırk bin insanın can verdiÄŸi bu olay Esad rejiminin son katliamı olmadı, günümüzde de gerek Hama gerekse de Suriye’nin diÄŸer ÅŸehir halkları yine aynı rejimin eliyle katlediliyor.
Hama’yı yerle bir ettikten sonra kente giren Suriye ordusu, saÄŸ kalan masum halkı askeri kamplara, stadyumlara topladı; günlerce aç bırakıp iÅŸkencelerden geçirdi. Her yeri ceset kokuları kapladı. Nüfus cüzdanında Hama yazılan insanlar ülkenin neresinde yaşıyorsa yaÅŸasın tutuklandı. Kadınlara tecavüz edildi. Çocuklar açlık ve korkudan öldü. İnsanlar günlerce yaralı ve cesetlerle beraber yaÅŸadı. Suriye’nin farklı ÅŸehirlerinden 800.000 insan ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.
4 ŞUBAT 1926 ŞEHİD İSKİLİPLİ ATIF HOCA
İskilipli Atıf Hoca, düşüncelerinin bedelini canıyla ödeyen yakın tarihimizin en önemli simalarındandır.
İskilipli Atıf Hoca, Çorum iline baÄŸlı İskilip’te doÄŸdu. Son Osmanlı alimlerinden dersler aldı. Medaris MüfettiÅŸliÄŸi yaptı (Bugünkü YÖK BaÅŸkanlığı). ÇeÅŸitli dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Milli mücadelede yer aldı.
Â
İskilipli Atıf Hoca ÅŸapka kanunundan yaklaşık iki yıl önce “Frenk MukallitliÄŸi ve Åžapka (Batı TaklitçiliÄŸi ve Åžapka)” adlı bir kitap kaleme aldı. 28 Kasım 1925 yılında çıkarılan ÅŸapka kanununa binaen Atıf Hocanın bu kitabı toplatıldı.
Â
Åžapka İnkılâbına karşı Anadolu’da çıkan kıyamlar bu kitaba baÄŸlanarak Atıf Hoca tutuklandı. Yargılanması İstiklal Mahkemesinde yapıldı. Üç Ali’ler olarak bilinen mahkeme heyeti ve herkes onun masum olduÄŸunu biliyorlardı. Hakim Kılıç Ali’nin karardan kısa bir zaman önce verdiÄŸi bir mülakatta Atıf Hocanın masum olduÄŸunu söylemesine raÄŸmen Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi ile birlikte kendisine idam cezası verildi. İstiklal mahkemelerinde görev yapan hakimler asker kökenli milletvekilleriydi. Bu hakimlerin hukuk alt yapıları olmadığı gibi verdiÄŸi kararlar da hukuki olmaktan çok keyfi kararlardı.
Â
Atıf Hoca, 4 Åžubat 1926’da idam edildi. Son sözünde ‘Katil ve zalimlerle mahÅŸerde hesaplaÅŸacağız’ dedi. Atıf Hoca’yı astıktan sonra ÅŸapka giydirdiler. Mezarı ancak 2008 yılında bulunabildi.
12 ŞUBAT 1949 ŞEHİD HASAN EL-BENNA
Hasan El-Benna, 1906 yılında Mısır’da doÄŸdu. Sekiz yaşında medreseye baÅŸladı. Çok iyi bir eÄŸitim gördü. Daha küçük yaÅŸlarda Ahlak ve Edep Cemiyeti, Haramların İşlemesini Önleme Cemiyeti gibi teÅŸkilatlar kurdu. 1928’de öğretmenlik yaptığı İsmailiye kentinde İhvan-ı Müslimin cemaatini kurdu. Halkı irÅŸad faaliyetlerine bu isim altında devam etti. Hareketin gençlik kollarını kurdu, okullar açtı, bazı iÅŸyerleri ve fabrikalar inÅŸa etti, cami ve mescidlerde teÅŸkilatlar kurdu. Böylece dini, sosyal, ekonomik, kültürel alanlarda faaliyetler gerçekleÅŸtiren Hasan El-Benna, davasını daha geniÅŸ kitlelere yaymak için baÅŸkent Kahire’ye taşındı.
Â
Mısır’ı iÅŸgal eden sömürgeci İngizlere karşı cihad ilen eden Hasan El-Benna ve arkadaÅŸları baskı altına alındı. İhvan mensupları zindan, iÅŸkence, ÅŸehadet ve sürgünler yaÅŸadı. Filistin davasını sahiplendikleri ve bilfiil bu mücadeleye giriÅŸmelerinden dolayı İhvan teÅŸkilatı yasadışı ilan edildi ve kapatıldı.
Â
Hasan El-Benna, 12 Şubat 1949 günü akşamı evine giderken suikasta uğrayarak şehid edildi.
KurmuÅŸ olduÄŸu İhvan-ı Müslimin cemaati bütün dünyaya yayıldı. İhvan-ı Müslimin cemaati Seyyid Kutup, Zeynep Gazali ve Abdulkadir Udeh gibi nice dava önderleri yetiÅŸtirdi. İhvan-ı Müslimin cemaati, Filistin İslami DireniÅŸ Hareketi HAMAS’ın temellerini attı.
12 Şubat 2008 ŞEHİD İMAD MUĞNİYE (HACI RIDVAN)
İmad MuÄŸniye 1962 yılında Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde dünyaya geldi. Küçüklüğünden beri Filistin meselesiyle ilgili olan İmad MuÄŸniye, henüz 15 yaşındayken Filistin el-Fetih Örgütü’ne üye oldu. El-Fetih örgütünde aradığı manevi havayı bulamayan İmad, el-Fetih’ten ayrılarak Emel Hareketi’ne katıldı. İran’da İslam Devrimi’nin gerçekleÅŸmesinden sonra, İsrail iÅŸgaline karşı Lübnanlı gençleri örgütlemeye baÅŸladı ve israil iÅŸgaline karşı fiili mücadeleye giriÅŸti. Hizbullah’ın kurulmasından sonra Hizbullah’a katıldı.
Â
2006 yılındaki 33 gün savaşı komutanlığını yaptı. “İsrail’in yenilmezlik efsanesine son veren komutan” diye ünlendi. ÇeÅŸitli suikastlara uÄŸrayan İmad MuÄŸniye, 12 Åžubat 2008’de Åžam’da uÄŸradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. siyonit israil, misilleme korkusundan olayla iliÅŸkilerinin olmadığını dile getirmek zorunda kaldı.
Â
İmad MuÄŸniye; kendisini davasına tamamıyla vakfetmiÅŸti. Allah rızasından baÅŸka bir ÅŸeyi gözetmezdi. Tehlikelerden kaçmazdı. Benzersiz bir cesareti vardı. Kriz anlarında, hayati öneme haiz hızlı ve doÄŸru kararlar alırdı. Askeri bir dehaydı. 33 gün savaşı, Hacı Rıdvan’ın zekâsı, planlaması, hazırlıkları ve kudreti sayesinde düşmanın yenilgisi ile sonuçlandı.
16 ŞUBAT 1984 ŞEYH ŞEHİD RAĞIB HARB
Åžeyh Rağıb Harb, savaşçı bir ailenin çocuÄŸu olarak Güney Lübnan’da dünyaya geldi. Babası onun alim olmasını istediyse de küçük yaÅŸta Filistinli fedailere katıldı. Kısa bir süre sonra Beyrut’ta Seyyid Hüseyin Fadlullah’ın medresesinde derslere baÅŸladı. Daha sonra Necef’e ilim tahsili için gitti, Muhammed Bakır Sadr’ın medresesinde dört yıl okudu. 1970’lerde Baas rejimi tarafından Irak’tan çıkarıldı. Lübnan’da dersler vermeye baÅŸladı. Yorulmak bilmeyen ve sürekli mücadele eden Åžeyh Rağıb Harb, Beyrut’a yerleÅŸtikten sonra çevresinde bir araya gelen gençleri örgütledi. Hizbullah’ın kurucuları arasında yer aldı. Åžeyh Ragıb Harb 1983’te yıkıcı faaliyetlerde bulunduÄŸu gerekçesiyle israil makamlarınca tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. Åžeyh Harb, israil’e karşı giriÅŸilen silahlı eylemler planladı, bazılarında da aktif görev aldı. 16 Åžubat 1984 yılında israil uçakları tarafından uÄŸradığı suikast sonucu ÅŸehid oldu. 2 erkek 5 kız çocuÄŸu vardı. En son çocuÄŸu babasının ÅŸehadetinden 4 ay sonra doÄŸdu ve “Rağıb” ismini aldı.
17 ŞUBAT 1992 ŞEHİD ABBAS MUSAVİ
“Gidin israillilere söyleyin. Biz Muhammed ordusuyuz! Geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz!”
Åžehid Abbas Musavi, 1952 yılında Lübnan’da Bekaa vadisinde doÄŸdu. 1967’deki Arapların İsrail’e yenildikleri savaÅŸ esnasında henüz 15 yaşındaydı. Genç yaÅŸta Filistin direniÅŸine katıldı. siyonistlerle girdiÄŸi bir çatışmada ayağından yaralandı. Lübnan’da tedavisi yapıldı. Bir süre sonra İmam Musa Sadr’ın tavsiyesi üzerine Irak’ın Necef ÅŸehrine gitti. Burada beÅŸ yılda ilmini tekmil etti. Medrese eÄŸitimi yanı sıra İngilizce ve Fransızca öğrendi. Irak Baas rejimi hareketlerinden rahatsız oldu ve evine baskın yaptı. Lakin kendisi o sıralarda Lübnan’da idi. Bir daha Irak’a gitme fırsatı bulmadı ve mücadelesini Lübnan’da devam ettirdi. Abbas Musavi, Lübnan’da eÄŸitim kurumları açtı. Gençleri eÄŸitti. EÄŸitim verdiÄŸi gençler doktor, mühendis, profesör ve âlim oldular. Åžu anki Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah da bu eÄŸitim merkezlerinde yetiÅŸti.
Â
Hizbullah’ın kurucu liderlerinden olan Abbas Musevi, Hizbullah’ın çok gizli operasyonlarında görev aldı. Hizbullah’ın askeri kuvvetler komutanlığı yaptıktan sonra 1991 yılında Hizbullah’ın genel sekreteri oldu. Abbas Musevi, 17 Åžubat 1992’de Hizbullah’ın kurucularından Ragıb Harb’ın ÅŸehadetinin yıldönümü programından dönerken siyonist israil helikopterleri tarafından atılan füzelerle kendisi, eÅŸi ve bir çocuÄŸu ÅŸehadet ÅŸerbetini içti.
Â
Devam Edecek...