Karacadağ`dan Edirne Dağlarına Bir Yolculuk - Öne Çıkanlar - LİVE HABER Tarafsız İlkeli Haber

Karacadağ`dan Edirne Dağlarına Bir Yolculuk

Karacadağ`dan Edirne Dağlarına Bir Yolculuk
  • 11.02.2012 / 15:10
  • Öne Çıkanlar
  • Bu Habere Yorum Yapıldı
  • Bu Haber 27 Kez OkunmuÅŸtur.
  • Memleketleri KaracadaÄŸ`da yapacak iÅŸ bulamayıp Edirne`nin daÄŸlarına aileleriyle göç eden ve dondurucu soÄŸuklarda çadırlarda hayat mücadelesi veren orman işçilerini ziyarete gidiyoruz. Sıcak ve sevgi dolu bir ÅŸekilde bizi karşılayan bu insanların güler yüzlerine ve her fırsatta hallerine şükretmelerine hayran kalıyoruz. İki gün beraber kaldığımız bu insanların hayat hikâyesini sizlerle paylaşıyoruz
    Feyzullah Zerey / DoÄŸruhaber
    Karlarla kaplı köy yollarında ilerliyoruz. Üzerimize lapa lapa kar yağıyor. Kuş uçmaz kervan göçmez dağların doruğunda kurulan çadırlara ulaşmaya çalışıyoruz.
    Burası Edirne’nin Uzunköprü ilçesine 10 km uzaklıkta bir bölge. Diyarbakır KaracadaÄŸ’dan odun kömürü yapmak için buralara gelen aileleri ziyarete gidiyoruz. Dondurucu soÄŸuklarda çadırlarda yaÅŸayan beÅŸ aile var. Her bir ailenin bir çadırı bir de misafir çadırı var. Zor ÅŸartlar altında hayat mücadelesi veren bu ailelerin ne iÅŸi var buralarda diye düşünmeden edemiyoruz. Memleketlerinde iÅŸ bulamayan ve helal rızıkları için uzaklara gitmek zorunda kalan bu insanların misafiri oluyoruz.
    KARLI GÜNLERDE EVE DÖNEMİYORLAR

    Bir süre yol aldıktan sonra arabamızı durdurmak zorunda kalıyoruz. Bundan sonra ancak traktörle gidebiliyoruz. Arabaların geçmesi mümkün değil, yol yok ve her yer çamur.
    İki seneden beri aynı yerde ikamet eden aileler güvenlik sorunu da yaşıyorlar. Kurt, tilki, çakal ve domuz saldırılarına maruz kalıyorlar. Çocukları okul okumak için uzun bir yolu aşmaları gerekiyor. Gittikleri köy okulundan yoğun kar veya yağmurdan dolayı bazen çadırlarına dönemeyip köylülere misafir kalmak zorunda kalıyorlar.
    Bütün zorluklara raÄŸmen buralar gerçekten çok güzel. Kartpostalları aratmayacak manzaralar var. İnsanlar doÄŸa ile baÅŸ baÅŸa, her ÅŸey doÄŸal…
    Çadırköy’de bizi ilk karşılayan çocuklar oldu. Doyasıya kartopu oynayan çocuklar hayatlarından gayet memnun. Dünya umurlarında deÄŸil.
    Nihayet çadırlara yetiştik. Bir köy meydanını andıran bu yerde farklı renkteki brandalardan yapılmış altı çadır mevcut. Traktör, su tankı, tandır ve tavuk kümesi ile tam bir köy görünümünde.
    EDİRNE DAĞLARINDA KARACADAĞ SOFRASI

    Sıcak ve sevgi dolu bir karşılama yorgunluÄŸumuzu hemen alıveriyor. Yüzlerindeki parıltı ve tebessümlerine hayran kalıyoruz. Artık çevredeki soÄŸukluÄŸu hissetmiyoruz. Misafir çadırına buyur ediliyoruz. Tahminimizden çok daha sıcak evet, çadır lakin sımsıcak. İki bölümden oluÅŸur çadır; üst tarafta oturma yeri ÅŸark köşesi gibi döşenmiÅŸ, alt tarafta soba, televizyon, zahirelik, yataklık…
    Çok geçmeden önümüze meşhur Karacadağ sofrası indiriliyor. Büyük tabaklarda bulgur ve üzerinde kırmızı et, mis gibi tandır ekmeği, soğan ve kuru fasulye... Misafirperverliklerini gördükçe hayran kalmamak elde değil. Büyüğüyle küçüğüyle misafirleri olan bizlere ikram etmek ve bizi rahat ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Doğunun saflığını, mütevazılığını, dostluğunu buralara taşımışlar.
    KaracadaÄŸlı aileler sadece Uzunköprü’de deÄŸil, Edirne’nin Enez ve Meriç kırsalında da kalıyorlar. Tabi bundan önce Manisa, Balıkesir, Kırıkkale, Ankara gibi yerlerde de aynı iÅŸle meÅŸgul olmuÅŸlar.
    Tek bir ÅŸeyden ÅŸikâyetçi oluyorlar, o da buradaki halkın İslam’dan habersiz olması, dinlerini yaÅŸamaması. Gittikleri her bakkal içki satıyor ve bu yüzden alış veriÅŸ yapamıyorlar. Küçük köylerde bile içki satıldığını hatta köylerde meyhanelerin bile olduÄŸunu söylüyorlar. Buralarda imamlar, hocalar ya gelmemiÅŸ ya da onlara bir ÅŸey söylememiÅŸ diyorlar. Bu halk için dua ettiklerini de ısrarla vurguluyorlar. İnsanların Allah’ın dininden habersiz yaÅŸamasını bir türlü kabullenmek istemiyorlar. İşçilerden bir tanesi bir anısını bizimle şöyle paylaÅŸtı; “Bir köylüye İslam’dan bahsetmeye çalıştım, kendisi “herkes aya çıkıyor sen İslam’dan bahsediyorsun” cevabını verdi.”
    Şöyle diyorlar; “Memlekette iÅŸ imkânı yok, araziler verimsiz, hayvancılık yapamıyoruz. O yüzden buralara gelmek zorunda kaldık. İsteriz ki memleketimizde iÅŸ imkânı olsun, fabrikalar olsun, sigortalı olarak oralarda çalışsak, memleketimizden 2 bin km uzaklıkta bir yerlere gitmesek."
    CEMAAT YOK, İKİMİZ TEK VARIZ HOCAM

    Sanki baÅŸka bir ülkeye geldik, İslami hayat yok. İçkinin sadece meyhanelerde olduÄŸunu sanıyorduk, baktık ki bakkallarda bile satılıyor. Yakınımızda bulunan köyün nüfusu 6 bin kiÅŸi, lakin cami cemaati otuz kiÅŸi yok. BaÅŸka bir köyün nüfusu da hemen hemen o kadar, onun da hiç cemaati yok. Bir gün bir arkadaşımız cuma namazı için köy camisine gitmiÅŸ. Bir imam var bir kendisi. İmam hutbede; “Sayın cemaat” diye seslenince, arkadaşımız; “Sayın cemaat yok, ikimiz tek varız hocam” deyince imam, “görevimizi yapıyoruz” cevabını vermiÅŸ.”
    ÇAĞRI TV AÇILINCA JENARATÖR ALDIK

    Çadırköyde yaÅŸayanlar sözlerini şöyle sürdürüyorlar; “Buralarda İslami yaÅŸantımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Gündüzleri çalışıyor, geceleri çocuklarımıza Kur’an dersi veriyoruz. Eskiden gaz lambalarıyla etrafımızı aydınlatırdık. Åžimdi traktörün aküsüyle elektrik ihtiyacımızı karşılıyoruz. ÇaÄŸrı Tv kurulunca onu seyretmek için yeni bir sistem geliÅŸtirmek zorunda kaldık. Jeneratör aldık, benzin pahalı oluÄŸu için kendi imkânlarımızla LPG’ye dönüştürdük. ÇaÄŸrı Tv seyretmek için gece bir veya iki saat jeneratör çalıştırıyoruz.”
    Bizler de kısa bir süreliÄŸine bile olsa misafir çadırında bulunan televizyondan ÇaÄŸrı Tv’yi seyrediyoruz. Bu güzel insanlar namazlarını cemaatle kılmaya gayret sarf ediyorlar. Yatsı namazını da cemaatle kıldıktan sonra herkes çadırına gidip yatıyor. Sabah namazıyla beraber iÅŸe koyuluyorlar.
    Gazete ve derginin iyi birer okuyucusu olduklarını sözlerinden ve hareketlerinden anlıyoruz. Israrla bu yöre halkının İslam’dan uzak bir hayat yaÅŸadıklarının altını çizen bu insanlar, suçlu olarak hocaları görüyor. “Neden bu insanlara Allah’ın dinini anlatmamışlar?” diye üzülüyorlar.
    ODUN KÖMÜRÜ ZAHMETLİ İŞ

    Gelelim yaptıkları iÅŸe; odun kömürü elde etmek için neler yaptıklarına bir bakalım. Orman İşletme Müdürlüğü düzenli aralıklarla orman bakımı yapmak için ihale açıyor. Genelde mühendis ve mütahitler bu iÅŸi alıyor. Orman işçileri gelirlerinin yüzde 20’sini onlara veriyor. Fakat ÅŸu unutulmasın, bu iÅŸ sahipleri oturdukları yerde para kazanıyorlar yaptıkları hiç bir iÅŸ yok. Bütün iÅŸi orman işçileri yapıyor.
    Çok sık olan aÄŸaçları seyreltmek için “hizar” denilen araçlarla kesim yapılıyor. Böylece geriye kalan aÄŸaçlar daha kuvvetli oluyor ve daha iyi büyüyor. Bir işçi aÅŸağı yukarı günlük 6-7 depo benzin harcıyor. Kesilen odunlar kadın ve çocukların yardımıyla traktöre bindirilerek harman yerine getiriliyor. Günlerce çalıştıktan sonra on-on beÅŸ traktör toplanınca odun kömürü yapma iÅŸlemine baÅŸlıyorlar. On beÅŸ gün ocakta yanan odunlar sonunda kömür halini alıyor. Odunlar soÄŸuduktan sonra torbalara yerleÅŸtirip tüccarlara satıyorlar.
    Bazı tüccarların paralarını vermediklerinden veya geciktirdiklerinden ÅŸikâyetçi olan işçiler; “Tüccarlardan bazıları malı alıyor fakat ödemesini zamanında yapmıyor veya bir daha kendisini göremiyoruz. El emeÄŸimiz heba olabiliyor. Tabi bu bazen oluyor” diyorlar.

    KADINLAR HALLERİNE ŞÜKREDİYOR

    Burada dikkatimizi baÅŸka bir ÅŸey çekiyor. Kadınlar haya timsali çarÅŸaflarıyla dışarı çıkıyorlar. Gerek Çadır Köy’de gerekse de ormanda iÅŸ yaparken çarÅŸaflı çalışıyorlar.
    EÅŸ ve çocukları hakkında çok iyimser olan bu işçiler şöyle konuÅŸuyorlar; “EÅŸ ve çocuklarımız da bizimle beraber çalışıyorlar. Kanaatkâr, inançlı insanlardırlar. Lüks hayatı pek önemsemiyorlar. Günlük hayatlarını yaşıyor, şükrediyor ve Allah beterinden saklasın diyorlar. Bu zor ÅŸortlar altında Allah’a daima şükrediyorlar”
    YILLARDIR MEMLEKETLERİNDEN UZAKTALAR

    1997’den bu yana bu iÅŸlerle meÅŸgul olduklarını dile getiren işçiler; “Kırıkkale, Ankara, Aksaray gibi illerde çalıştık. GittiÄŸimiz her yerde cami ve misafir çadırı olarak deÄŸerlendirdiÄŸimiz bir çadırımız var, bu çadırda oturup sohbet ediyor, dertleÅŸiyor, kitap, gazete ve dergi okuyor, namazlarımızı cemaatle kılıyor, çocuklarımıza Kur’an dersi veriyor, okul derslerine yardımcı oluyor, televizyon seyrediyor ve misafir ağırlıyoruz” diyorlar.
    Yakınlarındaki köylüler tarafından sevildiklerini anlatan işçiler; “Çevremizdeki köylülerle sık diyalogumuz olmamakla beraber bizleri seviyorlar. Kendi aralarında bunlar çok iyi insandırlar diyorlar. Onların bize bir iÅŸleri düştüğünde elimizden geleni yapıyoruz. Onlar da yeri geldiÄŸinde bize yardımcı oluyorlar” ÅŸeklinde konuÅŸuyorlar.
    Yaptıkları iÅŸten çok memnun olduklarını belirten işçiler; “İşimizden memnunuz, çok şükür insanlara muhtaç olmuyoruz. Emir kulu deÄŸiliz. Üzerimizde kimse yok, istediÄŸimiz zaman çalışıyor, istediÄŸimiz zaman dinleniyoruz. Kendi durumlarına razı olmayan insanlara şükür etmelerini tavsiye ediyoruz, biz bu halimizle şükrediyorsak onlar çok daha fazla şükretmelidirler” diye tembihte bulunmayı ihmal etmiyorlar.
    Misafir çadırında sohbet ediyoruz. Can kulağıyla bizi dinliyorlar. Hoş bir İslamî sohbetten sonra çay eşliğinde günlük konuşlarımıza geri dönüyoruz. Hallerinden çok memnun olduklarını her fırsatta açıklamaktan geri durmuyorlar.
    ENEZ DAÄžLARINDAYIZ

    Akşama kadar Uzunköprü mıntıkasında kaldıktan sonra bu misafirperver insanlarla vedalaşarak Enez tarafına doğru gidiyoruz. Yaklaşık kırk kilometre gittikten sonra Enez dağlarında kurulu çadırlara ulaşıyoruz. Burası Yunanistan sınırına elli kilometre uzaklıkta bir bölge. Ayrıldığımız diğer çadır köyde elektrik yokken burada elektrik var. 700 metre uzunlukta bir kablo çekilmiş ve yakındaki bir köyden elektrik bağlamışlar.
    Hayatlarından çok memnun oldukları gözlenen bu insanlar da bizi sevgiyle karşılıyor. Yirmi dört saat yanan odun sobasının önünde iyice ısınıyoruz. Doğrusu odun sobasının sıcaklığı da bir başka oluyor, sanki insanın içini ısıtıyor gibi. Nedense kalorifer sıcaklığı bu tadı vermiyor.
    Kısa bir zamanda, oturduğumuz misafir çadırının içi gençlerle doluyor. Biri diğerinden daha güler yüzlü ve hürmetkâr olan bu insanları görmek bizi mutlu ediyor. Onların o saygılı oturuşları, misafire karşı hürmetleri şayanı dikkattir. Bizi sevindiren diğer bir şey de bu gençlerin kendi aralarında İslami sohbetler yapması, İslami kitap okumaları ve namazlarına çok dikkat etmeleri.
    İnsan buralarda kendisini evinde hissediyor. Evinde görmediği rahatlığı bulabiliyor. Geceyi güzel sohbetler ve iyi bir uykuyla geçirdikten sonra sabah namazıyla beraber başka bir çadır köye gitmek için vedalaşıyoruz.
    MERİÇ DAĞLARINDAYIZ

    Meriç ırmağı üzerinde kurulu Meriç köprüsünü geçip çadırların bulunduğu bölgeye doğru yol alıyoruz. Çevremizde çeltik tarlaları var. Bu yörenin insanları anlaşıldığı kadarıyla çok verimli topraklara sahip.
    Burada konakladığımız çadır şimdiye kadar gördüklerimizden farklıydı. Çünkü bu çadırın iki odası, zahireliği ve banyosu vardı. Demek ki çadır diye geçmemek lazım. Birbirinden güzel, konforlu evler olduğu gibi farklı çadırlar da elbette olurdu. Yani kısaca kendimizi biraz lüks bir çadırda bulduk.
    Burada da bir süre oturup izzet ikram gördükten sonra artık evimize dönme vakti geldi. Onlarla da vedalaşarak çadır köyden ayrılıyoruz.
     


    Kaynak :
    PAYLAÅž
    Bu Habere Oy Verin
    Bu Haber Henüz Oylanmamış

    Video galeri

    Tüm Videolar

    Benzer Haberler

    Yazarlar
    Video Galeri
  • KoÅŸuyolu Failleri Gizleniyormu
    Koşuyolu davası sanıklarından kamuoyuna açıklama geldi.
  • Sayın Hayrunnisa Hanım “içiniz
    Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul`da yaptığı kitlesel basın açıklamasıy
  • "Kapatma Kararı Haksız, Hukuksu
    Batman Bilge Der yaptığı basın açıklamasıyla Mustazaf Der'in kapatılma kararını kınadı. A
  • KoÅŸuyolu Failleri Gizleniyormu
    Koşuyolu davası sanıklarından kamuoyuna açıklama geldi.
  • Planlarını Bozdukları İçin Must
    Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul`da yaptığı kitlesel basın açıklamasıy
  • Siirt-Batman Yolunda Kaza: 6 Ya
    Siirt-Batman karayolu Kurtalan çıkışında iki aracın çarpışması sonucu 5 aynı aileden 6 kiş
  • Bizi sosyal aÄŸlardan takip edin
    Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • AkÅŸam
  • Birgün
  • Bugün
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Fanatik
  • Fotomaç
  • GüneÅŸ
  • Habertürk
  • Milli Gazete
  • Milliyet
  • Posta
  • Radikal
  • Sabah
  • Sözcü