Bir anayasanın sivilleÅŸmesi için ‘bütün toplum kesimlerinin iradesi’ dikkate alınmalıdır.
Farklı kesimlerin talepleri bu konsensüs için önemli ise; o zaman farklı din, dil, tarih, kültür, sanat, estetik, dünya görüÅŸü, ideoloji, felsefe, siyasi tercih ve sosyal deÄŸerlerden bahsedebiliriz.
Bu farklılıkların genel toplum yapısına yansıması nasıl olur? Karmakarışık gibi görünen bu farklılıkların, hak ve sorumluluk belirlenmesinde ’ortak uyum’ algısı hangi deÄŸerler etrafında belirlenir?
Çünkü her toplum kesiminin farklı bir talebi, her kültürün farklı bir sanat ve figür estetiÄŸi, her düÅŸüncenin farklı bir doktrini, her inancın da farklı yaÅŸam biçimi vardır. Herkes kendi deÄŸerlerini anayasada güvence altına almak ister. O zaman bu toplumsal rekabette ‘uzlaşı’ nasıl saÄŸlanır?
Her ÅŸeyden önce toplumu meydana getiren bireylerin özgür iradeleriyle elde edilecek ‘ortak yaÅŸama inancı’ toplumda ekseriyeti oluÅŸturmalıdır. İnsan kaba hayvansal duygulardan ve kiÅŸisel menfaatlerden kurtulup, hayâ odaklı akıl merkezine varınca; irade fedakârlığıyla kardeÅŸ olmayı, paylaÅŸmayı, bütünleÅŸmeyi, bazı temel haklardan feragat etmeyi, farkındalıkları kabul etme ve saygı gösterme erdemliÄŸini, farklı dil ve deÄŸerleri tolere etmeyi bilir.
Zaten sivil anayasa çoÄŸulculuk, toplumun ortak deÄŸerlerine saygı, evrensel ilkelere sahip, akılcılık ilkeleri üzerine kuruludur. Burada akılcılığı menfaate dönüÅŸtüren bencil ideologlar, farklılaÅŸma duygusunu tetikleyip, insanların dil damarıyla oynayarak istedikleri ölümcül fikirleri topluma derk edebiliyorlar. Milli menfaat, milli çıkar, milli sermaye, milli kültür, milli sınır vb. milli hissiyatlar öne çıkarıldığı zaman, akılcılık istismar edilmiÅŸ oluyor. O zaman milli deÄŸerlerini tek gerçeklik zannedip, baÅŸkalarına dayatma zihniyeti doÄŸar. Benim tarihim en muhteÅŸem tarihtir, benim dilim daha üstün bir dildir, benim kültürüm harika bir kültürdür, benim deÄŸerlerim ne güzel deÄŸerlerdir diyerek bunu dikta etmek, meÅŸru anayasa mantığına aykırıdır.
İşte tam bu noktada sivil toplum anlayışı devreye giriyor. Toplumun aktüel ve etkin algısı, kültürel geliÅŸmiÅŸliÄŸi, irade özgürlüÄŸü geniÅŸledikçe sorgulama dirayeti de aynı oranda geliÅŸir. Böylece devletin resmi ideolojisinden önce, insan hak ve hürriyeti, toplum deÄŸerleri, dengeli adalet paylaşımı öne çıkar.
GeliÅŸmiÅŸ en süper doktrine sahip sivil anayasayı ortaya çıkarın. Bu hiçbir anlam ifade etmez. Neden mi?
Satırlara dökülen bütün kanun maddelerini ve yasa hükümlerini yorumlayan, davaya göre ÅŸekillendirip hükme baÄŸlayan yargıçlardır.
Bu ülkenin baskıcı eÄŸitim zihniyetinde yetiÅŸen kamu görevlilerinin bilinç dünyalarına kutsal devlet anlayışı, milliyetçi kültür kuÅŸatması, sorgu, savcı ve yargıç makamlarını tamamıyla etkiliyor ve etkisinde kaldıkları resmi ideolojinin yaÅŸaması için bütün insani hakları çiÄŸneyebiliyorlar.
Devlet kutsiyetine gönül veren, resmi ideolojinin minneti altında hizmet veren bağımlı vicdan sahibi yargı makamı, tarafsızlığını yitirerek insanı ve insan haklarını devlete kurban etmektedir. Türkiye yargı sistemi hep böyle bir çizgi takip etmiÅŸtir.
Hak, adalet ve doÄŸruluk o kadar güçlü ve güzeldir ki, bunu Kemal KılıçdaroÄŸlu dahi söylese, güzelliÄŸinden hiçbir ÅŸey kaybetmez, belki daha da katkı saÄŸlar.
Hrant Dink cinayetine iliÅŸkin verilen karara siyasi tepkiler önemlidir.
KılıçdaroÄŸlu aynen ÅŸöyle diyor; ‘Türkiye’de adalet yok. Hukukun üstünlüÄŸü diye bir kavram sadece kitaplarda var. Yargının bağımsız ve tarafsız olması çok önemlidir. Tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiÅŸ bir yargı, adalet dağıtamaz’.
Bu özet cümlelerin dahi KılıçdaroÄŸlu tarafından söylenmiÅŸ olması, büyük bir geliÅŸme ve olumlu bir deÄŸerlendirmedir.
İktidar partisi tamamıyla kararı bir şekilde eleştiriyorlar.
Peki, bu nasıl oluyor? Hükümet, ana muhalefet, toplumun deÄŸiÅŸik kesimleri, medya, bütün güç odakları bir olmuÅŸ, Hrant Dink cinayeti için verilen kararı adil bulmayarak, kabul etmiyor, kınıyor veya protesto ediyorlar.
Hangi yasayı, hangi kanunu getirirseniz getirin, Laik Kemalist zihniyet deÄŸiÅŸmedikçe; hak, hukuk, adalet ve eÅŸitliÄŸi bu ülke yargısında görmemiz imkânsızdır.
Türkiye’nin solcu kesimi, kırışmış laik zihniyetinden; saÄŸcı-merkezci kesimi de, milli ve ırkçı anlayışından vazgeçmedikçe; dünyanın en süper anayasa maddelerini getirin, en güzel ÅŸekilde kaleme alın ve kabul edin; yine de hiçbir kıymeti olmaz.
Hikmeti kitabın deÄŸiÅŸmesinde deÄŸil, kafa ve zihinlerin deÄŸiÅŸmesinde gör.
(Hürseda Haber)
KoÅŸuyolu Failleri Gizleniyormu
Koşuyolu davası sanıklarından kamuoyuna açıklama geldi.
Sayın Hayrunnisa Hanım “içiniz
Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul`da yaptığı kitlesel basın açıklamasıy
"Kapatma Kararı Haksız, Hukuksu
Batman Bilge Der yaptığı basın açıklamasıyla Mustazaf Der'in kapatılma kararını kınadı. A
KoÅŸuyolu Failleri Gizleniyormu
Koşuyolu davası sanıklarından kamuoyuna açıklama geldi.
MHPde Bahçelinin ilk rakibi bel
MHP eski milletvekillerinden Ahmet Çakar, Kasım ayında yapılacak kongrede aday olduğunu aç
Cumhurbaşkanı Gül Merkel ile gö
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüştü.
