Utsam Raporu Hakkında Değerlendirmeler –1 - Öne Çıkanlar - LİVE HABER Tarafsız İlkeli Haber

Utsam Raporu Hakkında Değerlendirmeler –1

Utsam Raporu Hakkında Değerlendirmeler –1
  • 16.02.2012 / 01:25
  • Öne Çıkanlar
  • Bu Habere Yorum Yapıldı
  • Bu Haber 62 Kez OkunmuÅŸtur.
  • Hizbullah Cemaati'nin resmi internet sitesi yazarları arasına yeni katılan Mustafa Ay'ın, Uluslararası Terörizm ve SınıraÅŸan Suçlar AraÅŸtırma Merkezi (UTSAM)'ın, hazırladığı "Terör Örgütlerinde Militan Kimlik Profili: Türkiye’de Hizbullah ÖrneÄŸi’ raporu konu alan bir yazı dizisi hazırladı.

    UTSAM RAPORU HAKKINDA DEÄžERLENDİRMELER –1

    Allah'ın adıyla!

    UTSAM adlı kuruluÅŸ; Hizbullah Cemaati, mensupları ve faaliyetleriyle ilgili olarak geniÅŸ bir çalışma yapmış, bu çalışmayı kitap haline getirmiÅŸ ve Hizbullah Cemaati üzerinden İslami faaliyetlere yönelik devlet eliyle yapılacak mücadeleye akademik destek sunmuÅŸtur.

    UTSAM adlı kuruluÅŸun, Hizbullah cemaatinin faaliyetlerini engelleme amaçlı bu çalışmasında; terörizm ve terörizmle mücadelede profil çalışmalarının etkisi üzerinde genel olarak durulmuÅŸ, Hizbullah Cemaatinin tarihi ve ideolojik altyapısını incelemiÅŸ, Cemaat üyelerinin özgeçmiÅŸ belgelerini ele almış ve silahlı kanadın profilini ortaya koymaya çalışmıştır.

    Bu kitap ‘Polis Akademisi BaÅŸkanlığı, Uluslararası Terörizm ve SınıraÅŸan Suçlar AraÅŸtırma Merkezi (UTSAM)’ tarafından Doç. Dr. Süleyman Özeren, Yrd. Doç. Dr. Alper Sözer ve Dr. Süleyman Demirci isimli ÅŸahıslarca ‘Terör Örgütlerinde Militan Kimlik Profili: Türkiye’de Hizbullah ÖrneÄŸi’ baÅŸlığı altında hazırlatılmıştır.


    Biz de bu kitabın ilgili bölümlerini ele alıp deÄŸerlendirmeye çalışacağız.

    UTSAM RAPORU HAKKINDA DEÄžERLENDİRMELER –1

    UTSAM adlı kuruluÅŸ Hizbullah cemaatinin faaliyetlerini engelleme amaçlı bir çalışma yapmıştır. Hazırlanan raporda ilk olarak terörizm ve terörizmle mücadelede profil çalışmalarının etkisi üzerine genel olarak durmuÅŸ, sonrasında cemaatin tarihi ve ideolojik altyapısını incelemiÅŸ, son olarak da cemaat üyelerinin cemaat merkezine yazdıkları özgeçmiÅŸ belgelerini masaya yatırmış, böylelikle silahlı kanadın profilini ortaya koymaya çalışmıştır. Raporda Hizbullah’a yönelik menfi ve düÅŸmanca bir dil kullanılmakla birlikte eksik ve taraflı da olsa bazı tespitlere yer verilmektedir. ‘Huz ma safa da’ ma keder’ kaidesince iyi olanı alacağız, kötü olanı bırakacağız.

    İstihbarat T. C. nin ali çıkarlarını gözettiÄŸinden sübjektif deÄŸerlendirmelerde bulunmuÅŸ, kavramları çarpıtma yoluna gitmiÅŸtir. Dolayısıyla bazı paragraflar tarafımızdan olduÄŸu gibi alındıktan sonra hemen altına İslami ve cemaatsel açıdan gerçekler ortaya konulmuÅŸtur.

    Rapora göre silahlı kanadın cemaate katılım yaşı, eÄŸitim durumu, iÅŸ durumu, cemaate katılmadan önceki dindarlık durumu gibi parametrelerinin ışığında “bölge insanının İslami hassasiyetinin yüksek olmasına raÄŸmen dini bilgisinin düÅŸük olmasının” cemaat için, eleman kazanmaya elveriÅŸli bir ortamın oluÅŸmasına neden olduÄŸu belirtilmiÅŸtir. Ayrıca, özellikle 90’lı yıllarda “PKK’nin sebep olduÄŸu mahrumiyetlerin” de cemaatin silahlı kanadına eleman temininde etkili olabileceÄŸi deÄŸerlendirilmiÅŸtir. 17deÄŸiÅŸik kurumun katılımıyla yapılan odak grup çalışması, cemaatle mücadelede bulunmuÅŸ güvenlik görevlileri, cezaevi çalışanları ve birçok bilim adamıyla yapılan mülakatlar olmak üzere üç kaynak kullanılmıştır. Buna göre “silahlı kanat profiline bakıldığında, genç, çoÄŸu iÅŸsiz, yarıdan fazlası lise mezunu, dini bilgisi eksik ve dindar olmayan erkeklerden” oluÅŸan bir profille karşılaşılmaktadır. Dini hassasiyetleri yüksek olmasına karşın, dini bilgileri yetersiz ve dini bilinçleri düÅŸük olan bu profilin, “bölgedeki formel mekanizmaların boÅŸ bıraktığı alanın geniÅŸliÄŸinden de faydalanarak, cemaat tarafından manipüle edilmiÅŸ dini öÄŸreti ve PKK karşısındaki maÄŸduriyetlerin kullanılmasıyla cemaatin eylemler yapan silahlı kanadına kazandırıldıkları sonucuna ulaşılmıştır.” Åžeklinde iddia edilmektedir.

    Rapor genelde örgütlerin özelde cemaatin eleman kazanma sürecinde iki önemli aÅŸamayı dile getirmektedir. Buna göre, birinci aÅŸamada örgütler, sosyal metotlar olarak sınıflandırılan, arkadaÅŸlık, hemÅŸerilik, akraba iliÅŸkisi, sosyal ve kültürel faaliyetler, etnik köken ve din istismarı gibi yollarla bireylerle irtibata geçmektedir. Bir bireyin, baÅŸka bir bireye olan bağı ve sosyal iliÅŸkiler ağı, o bireyin örgüte katılmasında yaÅŸamsal bir öneme sahiptir.

    İkinci aÅŸama olan psikolojik metotlar ise grup dinamiÄŸi ve güdüleme faaliyetlerini içermektedir. Sosyal metotlar örgüt ile birey arasında iletiÅŸim ve etkileÅŸimin platformunu oluÅŸtururken, psikolojik metotlar ise bireyin zihin dünyasını bir anlamda sıfırlama ve yeniden yükleme sürecidir. Grup dinamiÄŸi içinde güdüleme yoluyla birey örgüt ideolojisini içselleÅŸtirmektedir. DiÄŸer bir deyiÅŸle psikolojik metotlar yoluyla bireyde militan kimlik oluÅŸturulmaktadır. Bu aÅŸamadan sonra bireyin algı dünyası, olaylara bakış açısı, iyi ya da kötü tanımlamaları ve diÄŸer yaÅŸama dair perspektifi, örgütün deÄŸer yargıları ve ideolojik tanımlamasına göre gerçekleÅŸmektedir. Grup dinamiÄŸinin, bireyin kimliÄŸini ve kiÅŸiliÄŸini tamamen kapladığı noktada birey artık grubun tam kontrolü altına girmiÅŸ olmaktadır.

    Çalıştayın amacı örgütlerde profil tekniÄŸi yöntemi ile suç analizi yaparak kiÅŸiye ait kiÅŸilik ve davranış özelliklerini tespit etmektir. Örgütsel profil çalışmalarında; örgütün iletiÅŸim yapısı, yönetim ve kontrol hiyerarÅŸisi, planlı eylemler için örgütün zaman tanımı, örgütün eleman kazanma metotlarında kullandığı temel argümanlar, örgütün eleman kazanma faaliyetlerinde hedef kitle, hedef kitlenin sosyo-ekonomik ve psikolojik dinamikleri ve örgüt elemanlarının örgüte katılım nedenleri gibi konular incelenmektedir.

    Türkiye’de Hizbullah ÖrneÄŸi

    Bu kitap ‘Polis Akademisi BaÅŸkanlığı, Uluslararası Terörizm ve SınıraÅŸan Suçlar AraÅŸtırma Merkezi-UTSAM’ tarafından Doç. Dr. Süleyman Özeren, 1 Yrd. Doç. Dr. Alper Sözer ve Dr. Süleyman Demirci isimli ÅŸahıslarca ‘Terör Örgütlerinde Militan Kimlik Profili: Türkiye’de Hizbullah ÖrneÄŸi’ baÅŸlığı altında hazırlatılmıştır. Kitap ve raporlarda geçen ‘terör, terörist, terör örgütü, ‘ gibi negatif ifadeler ilgili ÅŸahıs ve birimlerce propaganda, gözden düÅŸürme, hakaret etme amacıyla kullanıldığından tarafımızdan yer yer deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ ya da çıkarılmışlardır. Ancak davet, tebliÄŸ yerine kullanılan ‘propaganda, din istismarı, güdüleme, radikal, eklektik düÅŸünce, manipülasyon’ gibi kavramlara metnin bütünlüÄŸünü bozmama adına dokunulmamıştır. Raporlardaki sübjektif deÄŸerlendirmelere ve mesnetsiz iddialara cevap mahiyetinde ‘Hizbullah Ana Davası Savunmalar’ kitabından geniÅŸ alıntılar yapılmıştır. Bir karışıklığa mahal vermemek için ‘Hizbullah Ana Davası Savunmalar’ kitabından alıntıları ve deÄŸerlendirmelerimizi siyah kalın yazıyla, istihbarat raporlarını ise italik yazıyla verdik.

    Türkiye’deki İslami düÅŸüncelere meyilli kesimler üzerinde, düÅŸünce planında Mısır ve Mısır’daki Müslüman KardeÅŸler örgütü, pratiÄŸe geçirilmiÅŸ bir model olarak da en çok İran devrimi bu devrimin fikir zeminini hazırlayanlar etkili olmuÅŸtur.

    Örnek Aldığımız Åžahsiyetler ve Hareketler

    Genelde hakkımızda yapılan resmi ya da gayri resmi deÄŸerlendirmelerde fikri anlamda İhvan–ı Müslimin ve İran İslam Devriminden etkilendiÄŸimiz ve beslendiÄŸimiz iddia edilir. Bu iddia, bir yönüyle doÄŸru olsa da, son derece eksik ve yetersiz bir deÄŸerlendirmedir.

    Öncelikle ÅŸunu belirtmek gerekir ki Hizbullah Cemaati özgün bir cemaattir. Hiçbir İslami hareketin devamı, uzantısı ya da taklitçisi deÄŸildir. Gerek günümüzde gerekse önceki dönemlerde ortaya çıkmış, mücadele vermiÅŸ tüm İslami hareketler ve yine çeÅŸitli dönemlerde yaÅŸamış, kıymetli eserler vermiÅŸ olan İslam büyükleri konusunda hiç kimseye nasip olmayacak derecede muazzam bir kültürel ve tecrübî mirasımız vardır. Bu muazzam mirastan günümüzde uygulanmasında fayda gördüÄŸümüz, İslam’ın temel esaslarına ve naslarına aykırı düÅŸmeyen her ÅŸeyi sahibine bakmaksızın alır, inceler ve herhangi bir taassuba kapılmadan da uygularız.

    Hizbullah Cemaati, çok uzaklara gitmeden, evvela kendi toprakları üzerinde mücadele vermiÅŸ olan iki Said’i örnek almış ve kendilerinden çokça istifade etmiÅŸtir. Bu iki Sait’ten biri; 47 arkadaşıyla Diyarbakır Ulu Camii önünde daraÄŸacında asılarak ÅŸehit edilen Åžehit Åžeyh Said Hazretleridir. Bütün mücadelesinin Åžeriat–i Muhammedi için olduÄŸunu ÅŸehit edilmeden birkaç dakika önce son sözü olarak ÅŸöyle ifade etmiÅŸtir:

    “Ölümüm din ve İslam içinse, idam sehpalarından perva etmem. “

    … Åžeyh Said bizim için bir mücadele ve direniÅŸ örneÄŸidir. Haksızlık ve zulme baÅŸkaldırının sembolüdür. Geri dönüÅŸün zillet olduÄŸunu, bizlere canı pahasına öÄŸreten ihtiyar bir yiÄŸittir. MaÄŸlubiyetin emareleri belirdiÄŸi sıralarda verdiÄŸi bir Cuma hutbesinde;

    “Allah için, halkımızı zulümden kurtarmak üzere ayaÄŸa kalktık. Niyetimizin sonunu getiremedik, iyi sonuç alamadık. Ama Allah nezdinde müsterihim. EÄŸer kıyamet günü Allah–u Teâlâ bana; ‘Niye kıyam ettin?’ diye sorarsa, O’na; ‘SorumluluÄŸum vardı, halkıma karşı sorumluluÄŸumu yerine getirmek için kıyam ettim’ diyeceÄŸim. EÄŸer zulüm karşısında kıyam etmeseydim, Allah nezdinde bu halkın hakkı nedeniyle sorumlu olurdum. (…) Biz kaybettik ve zafere ulaÅŸamadık. Fakat bu, haksız olduÄŸumuz anlamına gelmez. Åžimdilik baÅŸaramadık, ama mazlum ve haklıydık” ÅŸeklinde tarihe not düÅŸecek bir beyanda bulunan, güçsüzlüÄŸü yerinde oturmanın mazereti olarak görmeyen, maÄŸlubiyeti haksız oluÅŸuna mesnet kılmayan kahraman bir mücahittir. Meseleye bu bilinçle yaklaÅŸtığımızda mücadelesinin ayrıntılarını bilmenin çok da bir önemi kalmıyor aslında. O, gelecek nesillere öÄŸretmek istediÄŸini öÄŸretti, vermek isteÄŸi mesajı verdi, ruhu ÅŸad olsun.

    İkinci Said ise, zamanın Bedii Üstat Said Nursi Hazretleridir. Uzun ve çileli yaÅŸamı boyunca İslam’ı müdafaa etmekten bir an bile geri durmamıştır. Vasat ve mutedil bir çizgiyi benimseyen Üstat, iman hakikatlerini izah ve ispat yolunda hayatının neredeyse tamamını sürgünlerde ve zindanlarda geçirmiÅŸ, bin bir çeÅŸit çile ve eziyete maruz bırakılmış ve tüm bunlara raÄŸmen hiçbir yılgınlık, bitkinlik, yorgunluk göstermemiÅŸtir. Acı bir gerçektir ki, yaÅŸarken rahat yüzü görmeyen Üstat Bediüzzaman Said–i Nursi Hazretleri, vefat ettikten ve defnedildikten sonra da laikçi Kemalist rejim tarafından rahat bırakılmadı. Åžanlıurfa’da defnedildiÄŸi kabirden çıkarılarak bilinmeyen bir yere nakledildi. Bu bilinmeyen yer hakkında bu güne kadar da hiçbir resmi açıklama yapılmadı. Laikçi zihniyetin zalim yöneticileri, alınlarındaki bu kapkara utanç lekesiyle bu güne kadar geldiler. Cenab–ı Allah; Üstad’a bu zulmü reva gören, na’şından korkup yerini deÄŸiÅŸtiren, dirisine her türlü zulmü reva gördükleri yetmezmiÅŸ gibi, mübarek na’şına da zulmedenlere tövbeyi nasip etmesin.

    Hizbullah Cemaati bir İslam dâhisi, yüzyılın müceddidi, zamanın bedii olan Said–i Nursi Hazretlerinden çokça istifade etmiÅŸ ve edecektir. Üstad’ın çileli hayatının meyvesi olan Risale–i Nur Külliyatı, Hizbullah Cemaati için paha biçilmez bir eser niteliÄŸindedir. Fikri anlamda beslendiÄŸimiz bir ÅŸeyler aranıyorsa, Risalelerin ilk sırada yer aldığını söyleyebiliriz.

    Bunlar dışında Hizbullah Cemaati, gerek çaÄŸdaşımız olan ve gerekse bizden önce mücadele etmiÅŸ olan tüm İslami hareketleri mercek altına almış, incelemiÅŸ, tatbiki mümkün ve faydalı olan yönlerini almıştır. Mısır’da İhvan–ı Müslimin, İran’da İslam İnkılabı öncesinde ortaya konan mücadele yöntemleri, Pakistan’ın kuruluÅŸunda büyük emekleri geçen Ebu’l Ala El–Mevdudi ve Muhammed İkbal gibi kendi ülkelerinde İslam’ı hâkim kılmayı ve evrensel İslam adaletini yaymayı hedefleyen bütün mücadele sahibi Müslüman önder ve âlimlerin mücadeleleri, Cemaat için esin kaynağı olmuÅŸtur. Bunların mücadele yöntemleri, İslam’ı yorumlama tarzları ve zamanın meselelerine getirdikleri çözümler incelenmiÅŸ lüzumlu görülen tüm yönleri, zaman ve zemin gözetilerek örnek alınmıştır.
    (Savunmalar)

    İran devriminin de tesiriyle belli bir ivme kazanan İslami hareketler, yapısı itibariyle muhafazakâr bir özellik taşıyan GüneydoÄŸu Anadolu Bölgesi’ni daha fazla etkilemiÅŸtir. 1980’li yılların baÅŸlarında Diyarbakır’da, Abdulvahap Ekinci’ye ait Vahdet kitapevi etrafında bir araya gelen Hüseyin VelioÄŸlu ve Fidan Güngör, Hizbullah örgütünün temelini burada atmışlardır. Daha sonra fikir ayrılıkları sebebiyle ayrılan gruplardan; Fidan Güngör’e baÄŸlı grup Menzil grubu, Hüseyin VelioÄŸlu’na ait grup İlim grubu olarak faaliyetlerini sürdürmüÅŸlerdir.

    Hizbullah Cemaati istihbarat raporlarında ve mahkeme tutanaklarında kuruluÅŸuyla ilgili tekrarlanan yanlışı ‘Savunmalar’ kitabında tashih etmiÅŸtir.

    Hizbullah davalarının iddia, mütalaa ve gerekçeli kararlarına yansıyan ifadelerin tümü, masa başında, ezbere bilgilerle hazırlanan yalan ve yanlışlarla dolu metinlerdir. Cafcaflı kelimeler ve büyük laflarla hazırlanan, ancak içerik açısından çok sığ, bakış açısı dar, ideolojik arka plana dayalı bu metinler, olduÄŸu gibi her dosyanın iddianame ve gerekçeli kararlarına kopyalanıp yapıştırılmıştır. Bu iddiaya birkaç yanlışlık ve çeliÅŸki demiyorum, bilakis baÅŸtan sona yanlış ve yalandır diyorum. Bunun yalan ve yanlış olduÄŸu, çok küçük bir araÅŸtırmayla bile ortaya çıkacak kadar belirgin iken, Hizbullah davalarına bakan savcı ve hâkimler ile sözüm ona bazı terör uzmanı ve stratejistler aynı kaynaÄŸa dayanıp yanlışı devam ettiriyorlar. Hatta TBMM Faili Meçhul Cinayetleri AraÅŸtırma Komisyonu da bu bilgileri aynen kendi raporlarına ekleyerek yanlışlıklar silsilesine katkıda bulunmuÅŸlardır. Mademki hiçbir araÅŸtırma yapılmadan aynı yanlışa devam ediliyor, o halde biz bu iddianın yanlışlığını, mantıksızlığını, olanaksızlığını akıl sahiplerine göstermek ve araÅŸtırmacı ruha sahip olanların kafalarına soru iÅŸareti takarak gerçeÄŸi araÅŸtırmaya sevk etmek için yukarıdaki iddiayı irdeleyelim.

    Åžöyle ki;

    – İlim ve Menzil Kitapevlerinin Abdulvahap Ekinci’ye ait Vahdet Kitapevinden koptuÄŸu söyleniyor. Bu iddiayı ortaya atanlar, zahmet edip de kitapevlerinin kurulduÄŸu yıllara bakmış olsalardı, kendi yalanlarına kendileri de güleceklerdi. Çünkü Vahdet Kitapevi 1986’da kurulmuÅŸ. İlim Kitapevi 1982’de, Menzil Kitapevi ise 1980 öncesinde açılmıştır.

    Bunun ispatı gayet kolaydır. EÄŸer Maliye’nin kayıtlarına girilip vergi tarihleri incelenirse, bu durum net bir ÅŸekilde ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla arada dört yıllık bir kuruluÅŸ önceliÄŸi bulunan bir kitapevinin, dört yıl sonrasında açılmış olan bir kitapevi çevresinden kopma sonucuna baÄŸlanamayacağı açıktır.

    – Kitapevleri çevresinde toparlanmanın olduÄŸu iddia edilen tarihlerde, Rehberimiz Hüseyin VelioÄŸlu 30 yaÅŸlarında, Abdulvahap Ekinci ise 18–19 yaÅŸlarında bulunmakta idi. 28 yaÅŸlarındaki bir insanın, daha lise çaÄŸlarında bulunan bir gence tabi olup ondan etkilenmesi, aklen sakat bir iddiadır.

    – Yukarıda gerekçeli kararlara yansıyan Abdulvahap Ekinci ve Vahdet Kitapeviyle ilgili iddialar, bizzat Abdulvahap Ekinci tarafından da 20. 05. 2009 tarihinde “Newsweek Türkiye” adlı dergiye verdiÄŸi demeçte yalanlanmıştır.

    Bu kadar açık olan bir konuda dahi ezber bilgilerle hareket edilmesi ve bu ezberlerin kesin bilgiler gibi deÄŸiÅŸtirilmeden, olduÄŸu gibi kopyalanıp baÅŸka baÅŸka iddianame, mütalaa ve gerekçeli kararlara yapıştırılması, hakkımızda verilen hiçbir kararın kesin bilgiye dayalı olmadığını ve bize karşı önyargılarla hareket edildiÄŸini ispatlamaktadır.
    (Savunmalar)

    Åžehit Rehber Hüseyin VelioÄŸlu liderliÄŸindeki Hizbullah Cemaati, İran İslam İnkılabını ve İmam Humeyni’yi; “takip edilecek stratejide bir model” olarak benimsemesine raÄŸmen, fikri temelde büyük ölçüde Mısır’daki Müslüman KardeÅŸler teÅŸkilatından etkilenmiÅŸtir.

    Allah’a emanet olun.

    (huseynisevda.biz)


    Kaynak :
    Anahtar Kelimeler :
    PAYLAÅž
    Bu Habere Oy Verin
    Bu Haber Henüz Oylanmamış

    Video galeri

    Tüm Videolar

    Benzer Haberler

    Yazarlar
    Video Galeri
  • Sayın Hayrunnisa Hanım “içiniz
    Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul`da yaptığı kitlesel basın açıklamasıy
  • "Kapatma Kararı Haksız, Hukuksu
    Batman Bilge Der yaptığı basın açıklamasıyla Mustazaf Der'in kapatılma kararını kınadı. A
  • İşadamlarına 'yeÅŸil pasaport' m
    Gümrük ve Ticaret Bakanı Yazıcı: Belli ihracat büyüklüğü olan işadamlarına yeşil pasaport
  • 115 cadde sadece yayaların oluy
    Yarından itibaren geçerli olacak uygulamada, 115 cadde ve sokak araç trafiğine kapalı olac
  • Yolcu dolu otobüse molotoflu sa
    Şişlide yolcu dolu otobüse saldırı düzenlendi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
  • Tekin: Baykal'a BaÅŸbakanlık tek
    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkan yardımcılığından geçtiğimiz günlerde istifa ede
  • Bizi sosyal aÄŸlardan takip edin
    Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • Yerel haberler
  • Haberler
  • Teknoloji
  • Gündem
  • AkÅŸam
  • Birgün
  • Bugün
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Fanatik
  • Fotomaç
  • GüneÅŸ
  • Habertürk
  • Milli Gazete
  • Milliyet
  • Posta
  • Radikal
  • Sabah
  • Sözcü