Mustazaflar ile Dayanışma Derneği(Mustazaf der) yayınladığı basın açıklamasıyla Merkezi Elazığ'da bulunan İhya der üye ve yöneticilerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen hapis cezasını kınadı. Genel merkezden yapılan açıklamada İslami konulardaki bilgilendirme toplantı ve seminerleri yapmayı ve bunlara katılmayı örgütsel faaliyetler olarak değerendiren zihniyetin asıl amacının İslam'a ve İslami değerlere düşmanlık olduğunun ortaya konulduğu belirtildi.
Ayrıca Ergenekon sanıklarında ele geçen 'irtica eylem planı' adlı belgede İslami camialara ve STK'lara karşı komplo kurulmasının planlandığının belirtildiği ve bu çerçevede İslami STK'ların ve camiaların çalışmalarına engel olmak ve tutuklanmalarını sağlamak için evlerine, işyerlerine, kurumlarına dokuman, silah v.b malzemenin bırakılması ve bu malzemelerin yakalanmasının sağlanacağının yazıldığına vurgu yapıldı.
Bu plan çerçevesinde Elazığ İHYA-DER ve üyelerinin hedef seçildiğinin belirtildiği açıklamanın devamında, "Operasyonu gerçekleştiren özel harekât şubesinin müdürü operasyondan kısa bir süre önce Ergenekon operasyonları çerçevesinde tutuklanmıştır. İhya Der üyelerine yönelik suçlamalarının başlangıç soruşturmasının, operasyondan 6–7 ay öncesinden, bu şahsın döneminde başlaması, komplonun irtica eylem planı çerçevesinde tezgâhlandığını göstermek-tedir." denildi.
Açıklamanın sonunda "STK'lar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini konuya duyarlı olmaya ve yapılan hukuksuzluğu kınamaya davet ediyoruz." ifadelerine yer verildi.
M.Salih Keskin - İLKHA
Basın Açıklamasının Tam Metni
İHYA-DER'E KURULAN KOMPLOYU VE VERİLEN CEZALARI KINIYORUZ
Mütedeyyin kişilere ve kurdukları STK'lara yönelik baskılar devam ediyor. Bilindiği gibi 27 Nisan 2007 tarihinde TSK'nın resmi internet sitesinde bir e- muhtıra yayınlanmıştı. E-muhtıranın gerekçeleri arasında Şanlıurfa'da düzenlenen Kutlu Doğum etkinliği ile bu etkin-likte şiir okuyup, ilahi söyleyen başörtülü kız çocukları zikredilmişti. Kutlu Doğum etkinlikleri düzenleyip İslam peygamberinin doğumunu kutlamak ve ilahi söyleyen kız çocuklarının başlarının örtülü olması, rejimi tehdit eden tehlikeli gelişmeler olarak algılanmıştı.
Bu e-muhtıra nedeniyle 2008 yılında, İslami hassasiyetlere sahip bazı STK'ların Kutlu Doğum etkinlikleri yapmalarına izin verilmemişti. Bazı yerlerde ise etkinliklere başörtülü kız çocuklarının çıkartılmaması şartı getirilmişti. Bu uyarılara uymayıp, Kutlu Doğum etkinlikle-rinde başörtülü kız çocuklarına ilahi okutan dernekler ve tertip komiteleri hakkında davalar açılmıştı.
2009'da ve önceki yıllarda Kutlu Doğum v.b. etkinlikleri düzenleyen ve bu etkinliklerde ba-şörtülü kız çocuklarına ilahi okutan derneklerden merkezi Elazığ'da bulunan İHYA-DER'e ve Malatya'daki şubesine, üyelerinin ev ve işyerlerine 27 Nisan 2009 tarihinde baskınlar düzen-lenmiş ve hepsi tutuklanmıştı. Aynı gün değişik İslami camialara da baskınlar yapılıp bu çev-relerden de birçok kişi terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Bu operasyonların e-muhtıranın yıldönümünde yapılması manidar olup bir yerlere mesaj ver-mek amaçlanmıştır. 27 Nisandaki bu operasyonlar 28 Nisandaki MGK toplantısına yetiştiril-mişti. Bu ayrıntı 27 Nisan 2009 operasyonlarının ve tutuklamalarının hukuki sebeplere da-yanmadığını, politik nedenlere dayandığını göstermektedir.
Ergenekon sanıklarında ele geçen 'irtica eylem planı' adlı belgede İslami camialara ve STK'lara karşı komplo kurulmasının planlandığı belirtilmektedir. Bu çerçevede İslami STK'ların ve camiaların çalışmalarına engel olmak ve tutuklanmalarını sağlamak için evlerine, işyerlerine, kurumlarına dokuman, silah v.b malzemenin bırakılması ve bu malzemelerin yakalanmasının sağlanacağı yazılmaktadır. Böylece mütedeyyin kişilerin ve İslami yapıların illegal örgütsel faaliyetler içinde gösterilmeleri ve üyelerinin tutuklanmaları amaçlanmıştı.
Bu plan çerçevesinde Elazığ İHYA-DER ve üyeleri hedef seçilmiştir. Operasyonu düzenleyen Elazığ özel harekât şube ve tem şube ekipleri tarafından dernek başkanı ve üyelerinin ev ve işyerleri ile dernek binaları aranmıştır. Kurulan komplo gereği dernek binasında, dokuman v.b malzeme yakalanmış gibi tutanak düzenlenmiştir. Operasyonu gerçekleştiren özel harekât şubesinin müdürü ise operasyondan kısa bir süre önce Ergenekon operasyonları çerçevesinde tutuklanmıştır. İhya Der üyelerine yönelik suçlamalarının başlangıç soruşturmasının, operas-yondan 6–7 ay öncesinden, bu şahsın döneminde başlaması, komplonun irtica eylem planı çerçevesinde tezgâhlandığını göstermektedir.
İhya –Derin komplo için hedef seçilmesinin bir nedeni de dernek başkanının ve bazı üyelerinin 2000'nin başlarında camilerde İslami bilgilendirme ve bilinçlendirme dersleri verdikleri için Hizbullah operasyonlarında yakalanmış olmalarıdır. Bu nedenle tezgâhlanacak bir komploda kamuoyu ve yargı makamları daha kolay ikna edilebilecekti. Nitekim 2000'de ceza alan dernek başkanına ve bazı üyelerine, 10 yıl önceki bu ceza gerekçesiyle iyi hal indirimi yapılmaması, ele geçirildiği belirtilen malzeme üzerinde parmak izi incelemesi yapılması gibi komployu ortaya çıkarabilecek incelemelerin gerekçesiz bir şekilde ret edilmesi komplocuların amaçlarına ulaştıklarını göstermektedir. Ayrıca yargılamayı yapanların zihniyetini ve önyargılı tavrını da ortaya koymaktadır.
Hatırlanacağı üzere 1990'lı yıllarda ve 2000'li yılların başında çoğunluğu çocuk olmak üzere binlerce kişi, camilerde İslami konularda bilgilendirme dersleri aldıkları ve verdikleri için örgüt üyeliğinden cezalandırılmışlardı. Örgütsel hiçbir içeriği olmayan bu dersler ve sohbetler ör-gütsel faaliyet kabul edilerek mütedeyyin insanlar mağdur edilmişti.
Bu günlerde de İslami konularda toplumu bilgilendirme, bilinçlendirme çalışmaları, yasal ve izinli etkinlikler, örgütsel çalışmalar ve faaliyetler olarak değerlendirilmekte ve STK yönetici-leri ve üyeleri örgüt üyeliğinden cezalandırılmaktadır. Dernek binaları, hücre evi gibi göste-rilmek istenmektedir. Kutlu doğum etkinlikleri, İsrail'in Gazze katliamını protesto etmek, ölen Filistinliler için gıyabi cenaze namazı kılmak, Hz. Hüseyni yâd etmek, İslami esaslara göre düğün yapmak, İslami konulardaki bilgilendirme toplantı ve seminerleri yapmayı ve katılmayı örgütsel faaliyetler olarak değerlendiren zihniyetin asıl amacının İslam'a ve İslami değerlere düşmanlık olduğunu ortaya koymuştur.
Farklı düşünceleri susturmak için yasal dernek faaliyetlerini suç saymak ve cezalandırmak bir hukuk skandalıdır. Bu tip haksız ve hukuksuz uygulamalar toplumu germektedir. Bu durum tamda derin yapıların arzuladığı kaotik ortama zemin hazırlamaktadır. Derin yapıların top-lumda, şiddet ve kaos ortamı oluşturmaya yönelik kurdukları komploları görmezden gelip, STK'ların, yetkililerden izin alarak yaptıkları faaliyetleri cezalandırma gerekçesi yapmak, bu derin yapıların amaçlarına hizmet etmektir. Adı geçen derneğin yaptığı faaliyet ve etkinliklerin hiçbirinde, suç unsuru oluşturacak hiçbir davranışta bulunulmamıştır. Şiddeti öven, şiddete çağıran hiçbir konuşma yapılmamıştır. Yasadışı hiçbir örgütün propagandası yapılmamıştır.
Bütün bunlar göz önünde iken, resmi ideolojiden farklı düşünen insanları sindirmek ve ceza-landırmak için kurulan komploları görmezden gelerek, niyet okuyuculuğu yapma suretiyle yasal faaliyetleri suç olarak değerlendirmek, hukuk devleti anlayışının ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin uygulanmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. İslam ve Müslümanlar söz konusu olunca yargının dahi tarafsız ve bağımsız olmadığını yine göstermiştir. Bu haksız ve hukuksuz keyfi uygulamanın son bulması için, İhya Der üyelerinin mağduriyetleri giderilmeli ve verilen cezalar kaldırılmalıdır. İhya Der soruşturmasını yürüten kolluk güçleri ve bu skandal kararı verenler hakkında Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı müfettiş gönderip soruşturma baş-latmalıdır. Komplocular ve destekçileri ortaya çıkarılıp cezalandırılmalıdır.
Sonuç olarak;
İhya-Der'in şahsında STK'lara yönelik tüm baskı ve komploları kınıyoruz.
STK'lar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini konuya duyarlı olmaya ve yapılan hu-kuksuzluğu kınamaya davet ediyoruz.
Mustazaflar İle Dayanışma Derneği
Genel Merkezi