NATO çatırdıyor mu? | Grönland, Panama, Venezuela… ABD’nin yeni güç politikası dünyayı nereye sürüklüyor?

NATO çatırdıyor mu? | Grönland, Panama, Venezuela… ABD’nin yeni güç politikası dünyayı nereye sürüklüyor?
Yayınlama: 14.01.2026 11:56
A+
A-

ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland, Panama ve Venezuela üzerinden verdiği mesajlar, Washington’un uluslararası hukuku geri plana ittiği tartışmalarını gündeme getirdi. CNN TÜRK’e konuşan ABD’nin eski Avrupa Kuvvetleri Komutanı Ben Hodges, Trump yönetiminin yeni ulusal güvenlik stratejisinin müttefik ilişkilerini zedelediğini, NATO’nun baskı altında olduğunu ancak dağılmadığını söyledi. Hodges, Grönland meselesinin güvenlikten çok maden kaynakları ve nüfuz alanı anlayışıyla ilgili olduğunu vurgularken, ABD’nin Avrupa’daki güvenilirliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Rusya-Ukrayna savaşında Washington’un yanlış bir tutum izlediğini ifade eden Hodges, kurallara dayalı uluslararası düzenin ciddi bir sınavdan geçtiğini ve nihai cevabın Amerikan seçmenlerinden geleceğini dile getirdi. Detaylar CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmaca’nın haberinde.

Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırıldığı iddiaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Grönland öyle ya da böyle bizim olacak” açıklaması ve Panama üzerinden verilen mesajlar, Washington yönetiminin uluslararası hukuku ikinci plana ittiği yönünde yorumlara neden oluyor.

CNN Türk Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmaca, ABD’nin eski Avrupa Kuvvetleri Komutanı Ben Hodges ile ABD yönetiminin bu politikalarını konuştu. Hodges, “Müttefiklerimiz bizi bizden korusun, Trump kendini kral sanıyor” dedi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun ABD tarafından kaçırıldığını biliyoruz. Ayrıca Başkan Trump, “Grönland bir şekilde bizim olacak” dedi. Tüm bunlardan önce Panama meselesi vardı. Washington yönetiminin bu tutumlarını nasıl görüyorsunuz? Gücü elinde tutanlar, istediklerini yapabileceklerini mi düşünüyor?

ABD’nin eski Avrupa Kuvvetleri Komutanı Ben Hodges:

“Evet, gerçekten de görünen bu. Trump yönetimi, geçtiğimiz kasım ayında yeni bir ulusal güvenlik stratejisi yayımladı. Bu belgede, Amerika Birleşik Devletleri’nin Batı Yarımküre’de baskın güç olabileceğine inandıklarını ve diğer ülkelerin ya da hasımlarının hiçbir kaynağa erişimi olmaması ya da kritik coğrafyalar üzerinde kontrol sahibi olmaması gerektiğini vurguladılar. Dolayısıyla bana göre şu anda gördüğümüz şey, bu yeni stratejiyi hayata geçirmek adına uzun yıllardır işleyen yapıları ciddi biçimde zedeleyen bir yönetimdir. Venezuela’ya yönelik saldırı, Panama’ya yönelik tehditler ve Grönland hakkındaki açıklamalar bunun yansımalarıdır.”

Grönland NATO toprağı. Bir başka NATO üyesi ülke burayı almak istiyor. Peki kritik 5. madde nerede? NATO öldü mü?

“NATO kesinlikle ölü değil. Ancak Trump yönetiminin attığı adımlar nedeniyle ittifakın birlik ve bütünlüğü ciddi baskı altında. Grönland, Danimarka toprağıdır. Eğer ABD güç kullanarak burayı almaya kalkışırsa, bu ABD yasalarına göre de yasa dışı olur. Washington Antlaşması, Anayasamız gereği yürürlükte olan bir yasadır. Uluslararası antlaşmalar iç hukukumuzun parçasıdır. Dolayısıyla böyle bir adım, kendi yasalarımızın da ihlali anlamına gelir. Eğer Grönland’a yönelik bir güç kullanma emri verilirse, bunun hukuka aykırı bir emir olduğu değerlendirilmelidir. Danimarka’nın 4. madde kapsamında istişare talep etme, hatta 5. maddeyi gündeme getirme hakkı vardır. Ancak şahsen bunun o noktaya varacağını düşünmüyorum. Sağduyunun galip geleceğine inanıyorum.”

Bu meselenin arkasında güvenlik mi var?

“Bence bu, ABD hükümeti açısından son derece kötü bir politika kararı, çünkü buna gerçekten gerek yok. Güvenilirliğimizi zedeliyoruz, ittifakımıza zarar veriyoruz. Peki ne uğruna? Grönland’a yönelik herhangi bir güvenlik tehdidi yok. Eğer olsaydı, geçmişte bulunduğumuz gibi oraya yeniden asker konuşlandırırdık. Zaten Danimarka ve Grönland, ABD askerlerinin geri gelmesine açık olduklarını söylüyor. Bu meselenin güvenlikle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bunun, yönetimin buzların altında olabileceğini düşündüğü maden kaynaklarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda bu, “Batı Yarımküre’deki her şey bize aittir” anlayışına dayanan daha geniş bir stratejinin parçası.Bu, 18. yüzyıla ait bir nüfuz alanı anlayışı ve bu yaklaşımın sürdürülmesi hâlinde Amerika Birleşik Devletleri’ne uzun vadede ciddi zarar vereceğini düşünüyorum. Neyse ki Kongre üyeleri Cumhuriyetçi Kongre üyeleri de dâhil nihayet buna karşı çıkmaya ve bunun son derece akılsız bir fikir olduğunu söylemeye başladı.”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa’yı artık umursamadığı yorumları yapılıyor. Emmanuel Macron, ‘Trump müttefiklerini kaybediyor’ dedi. Katılıyor musunuz?

“Bence Amerika’yı son 80 yıldır güvende tutan ilişkileri zedeliyoruz. Türkiye gibi NATO müttefiklerimiz var; bu ülkeler bize kendi topraklarında üsler sağlıyor. Aynı şekilde İtalya, Yunanistan, İspanya, Birleşik Krallık, Almanya ve Polonya da öyle. Tüm bu müttefikler, askerlerimizin, Hava Kuvvetlerimizin ve Donanmamızın ülkelerinde bulunmasına izin veriyor. Buna ek olarak, tüm müttefiklerimizle yürüttüğümüz istihbarat paylaşımı bizim için son derece hayati. Şimdi tüm bunlar risk altında. Eğer müttefikler Amerika Birleşik Devletleri’ne güvenmezse, “Belki de ABD’nin İncirlik’ten uçmasına ya da Donanmasının Girit’te bulunmasına gerek yok” demelerini anlayabilirim. Bu bizim için çok kötü olur. Ancak müttefikler artık bize güvenmezse, ülkelerinde ABD varlığına karşı ciddi bir iç baskı oluşmasını da anlayabilirim. Sorun şu ki; Başkan ve danışmanlarının çoğu Avrupa’yı ya da NATO’yu anlamıyor ya da umursamıyor. Kasım ayında açıklanan yeni ulusal güvenlik stratejisinde, Batılı demokratik ülkeler son derece olumsuz bir gidişat içinde ve bir tehdit olarak tanımlanıyor. Rusya’dan bir tehdit olarak söz edilmiyor, sadece Avrupa demokrasileri hedef alınıyor. Bu nedenle bu yaklaşım yanlış ve yönsüz. Umut ettiğim şey, müttefiklerimizin bizi kendimizden koruması.”

Rusya–Ukrayna savaşı sizce yakın zamanda biter mi? ABD’nin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Başkan Trump ve ekibi, savaşın nasıl başladığını ya kavrayamadı ya da belki de umursamadı. Rusya’ya karşı hiçbir zaman gerçek bir baskı uygulanmadı. Tüm baskı sürekli olarak Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yöneltildi; Ukraynalılara, toprak vermek zorundasınız denildi. Peki neden? Neden müzakerelerin başlangıç noktası Ukrayna’nın toprak vermesi oluyor? Saldırgan olan Rusya’dır. Bu nedenle bu durum, hem Biden yönetimi hem de şimdi Trump yönetimi açısından, Avrupa’nın on yıllar boyunca karşı karşıya kalacağı büyük bir güvenlik tehdidinin çözümüne katkı sunmak adına kaçırılmış bir fırsattır. Bunun yerine Rusya’nın, her gece masum Ukraynalıları öldürmeye devam etmesine göz yumuluyor.”

Dünya nereye gidiyor? Uluslararası hukuk ve diplomasi önemini mi yitiriyor?

“Kurallara dayalı düzenin ve uluslararası kurumların artık saygı görmediği farklı bir döneme girdiğimiz hissi var. Ancak şunu söyleyebilirim ki uzun vadeli düşünmemiz gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, diğer tüm ülkeler gibi, geçmişte de pek çok zorluktan geçti. Bu yılın sonunda seçimlerimiz var ve şimdi ile kasım ayı arasında çok şey yaşanacağını düşünüyorum. Yıl sonuna geldiğimizde bambaşka bir noktada olabiliriz. Açıkçası seçmenlerin üzerlerine düşeni yapacağı konusunda iyimserim.”

Üçüncü Dünya Savaşı’nın içinde miyiz? Bu savaş kapıda mı?

“Kesinlikle şunu söyleyebilirim ki Rusya aslında hepimizle savaş halinde. İnsansız hava araçlarıyla yaptıkları saldırılar, sabotaj faaliyetleri, dezenformasyon kampanyaları, altyapıyı tahrip etmeleri; Avrupalı sivilleri, masum insanları öldürmeye devam etmeleri ve Karadeniz üzerinden enerji ve gıda tedarikini sekteye uğratmaları bunun göstergesi. Bükreş’e, İstanbul’a ya da Berlin’e Kinzhal füzeleri fırlatmıyor olsalar bile, yaptıkları açıkça bize karşı bir savaş niteliği taşıyor.Bu eylemler hukuka aykırı ve son derece tehlikeli.”

Trump’ın ‘NATO’nun etkilenmesi umurumda değil’ sözlerini nasıl yorumluyorsunuz?

“Evet, gerçekten de kulağa öyle geliyor ve bir Amerikan başkanının böyle bir şey söylemesi beni dehşete düşürüyor. Çünkü başkan olduğunda, elbette ABD Anayasası’nı destekleyeceğine ve savunacağına dair yemin etti. Dolayısıyla yaptığı şey aslında “bu yemin hiçbir şey ifade etmiyor” demek. “Anayasaya saygım yok. Başka kimseye de saygım yok. İstediğimi yaparım” demiş oluyor. Ancak bir noktada bir sınıra çarpacak ve o mesajı Kasım ayında Amerikan seçmenleri verecek. Başkan Trump’ın partisinin çok sayıda yenilgi alacağı, Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolü ve belki daha fazlasını kaybedeceği bir tablo ortaya çıkacak.

Çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“Biliyorsunuz, NATO Kara Kuvvetleri Komutanı olarak iki yıl boyunca İzmir’de yaşama ayrıcalığına sahip oldum ve Türk halkına, tarihinize, kültürünüze ve coğrafyanıza çok büyük bir saygı duyuyorum. Ayrıca, ABD hükümetinin Türkiye’nin karşı karşıya olduğu güvenlik zorluklarını daha iyi anlamasını umuyorum. Böylece Türkiye-ABD 2.0, yani bu ilişkinin yeniden başlatıldığı yeni bir dönem mümkün olabilir.”

Trump’ın İran’daki en büyük korkusu! 46 YILLIK ‘TRAVMA: Analistler o atıfa dikkat çekiyor..

Trenin üzerine inşaat vinci düştü! Tayland’da facia: 22 ölü, 30 yaralı

Moskova’dan Trump’a mesaj: Acele etmezse Rusya’nın olur! Beyaz Saray’dan fotoğraflı yanıt….

Tehdit İran dışına çıktı: Trump’dan yüzde 25 resti! Çin’den tepki…

Tahran ona ‘İsrail’ diyor! İran’daki protestoların başaktörü: Pehlevi Truva atı mı?

Türk savaş gemileri Burgaz Limanı’nı ziyaret etti

MOBİL REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.