Şam yönetimi ile varılan ateşkes sonrası Suriye ordusunun operasyonları durmasına karşın teröristlerin ihlalleri sürüyor. Mutabakatın sahaya yansıyıp yansımadığı merak edilen bir diğer konu olurken, A Haber Muhabiri Mehmet Geçgel anlaşmada öne çıkan iki kritik maddeye dikkat çekti. Buna göre Kürtlerin kültürel ve dilsel hakların tanınacağını belirten Geçgel, ayrıca yine Kürtçe’ye resmi dil statüsü verileceğini ve Nevruz ile ulusal bayramların kutlanmasının güvence altına alınacağını belirtti.
Suriye’de Şam yönetimi ile varılan ateşkesin ardından sahadaki gelişmeler yakından takip ediliyor. Operasyonların durmasına rağmen terörist grupların ihlallerini sürdürmesi, mutabakatın sahaya ne ölçüde yansıdığı sorusunu gündeme getirdi. Bölgedeki son durumu aktaran A Haber Muhabiri Mehmet Geçgel, anlaşmada öne çıkan kritik maddelere dikkat çekti.
“TERÖRİST İHLALLERİ SÜRÜYOR”
Geçtiğimiz günlerde Suriye ordusu tarafından başlatılan operasyon sonrası bölgedeki terör yuvaları bir bir temizleniyor. Operasyon sonrasında 2 günlük ateşkes ilan edildi. Mutabakata rağmen ihlallerin devam ettiği bölgeden canlı bağlanan A Haber Muhabiri Mehmet Geçgel, varılan anlaşmada çarpıcı maddelerin olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Geride bıraktığımız günlerde bir anlaşma daha yapılmıştı ve bu anlaşmanın iki gün içerisinde sahaya yansıtılması öngörülüyordu. Bu anlaşmada çarpıcı maddeler vardı. Öne çıkan başlıklardan biri, sahadaki tüm operasyonların iki gün içerisinde durdurulmasıydı. Elbette bu iki gün içerisinde ihlaller yaşandı ve Suriye ordusu bu ihlallere karşılık verdi. Hem Haseke çevresinde hem de Aynel Arab çevresinde çatışmalar meydana geldi. Ancak önceki günlere kıyasla daha sakin iki gün geçirdiğimizi söyleyebiliriz.
(fotoğraf – ahaber.com.tr – ekran görüntüsü)
MUTABAKAT SAHAYA YANSITILDI MI?
Diğer önemli başlık, yapılan son mutabakatın iki gün içinde sahaya yansıtılmasıydı. Bu mutabakatta yer alan önemli maddelerden biri de iç güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı’ya, ayrıca Aynel Arab’a girerek görevlerine başlamasıydı. Ancak bu henüz gerçekleşmedi. İnsani koridorlarda faaliyetler sürüyor ancak son mutabakat maddelerine baktığımızda, bunların henüz tam anlamıyla sahaya yansımadığını görüyoruz.
KÜRT SİVİLLER VE KÜRT KİMLİĞİ
Daha önce yapılan 14 maddelik bir mutabakat vardı. Bu mutabakat oldukça önemliydi. Kürt sivillere ve Kürt halkına kimlik kazandırılması öne çıkan maddeler arasındaydı. Yıllardır YPG’nin işgal ettiği bölgelerde, meşru olmayan bir örgüt tarafından sözde kimlikler verilmişti ancak bu durum, onları hükümet çatısı altında bir kimliğe kavuşturmuyordu. Örgütün işgal ettiği bölgelerde yeraltı sığınakları bulunuyor. Bu sığınaklar lüks şekilde inşa edilmiş; beton yapılar, bazı odalarda akvaryumlar, sinema salonları var. Ancak dışarıdaki insanlar yoksulluk içinde bırakılmış durumda. Bu önemli bir nokta çünkü bölgedeki Kürt nüfusun kimlik kazanması ve dillerini konuşabilmesi büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Şara da 14 maddelik mutabakatta bunların sağlanacağını ifade etmişti.
“MUTABAKATTA KÜRTÇE’YE RESMİ DİL STATÜSÜ VERİLMESİ…”
Bu maddeler arasında Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarının tanınması yer alıyor. Ayrıca Kürtçe’ye resmi dil statüsü verilmesi, Nevruz ve ulusal bayramların kutlanması da mutabakat kapsamında bulunuyor. Bu durum, Suriye’nin 1964’te Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasından bu yana Kürtlere ait hakların ilk kez tanınması anlamına geliyor. Bu oldukça önemli çünkü bölgedeki Kürt halkının temel talebi tanınmak, aidiyet duygusu ve kimlik kazanmak. Suriye hükümeti bu hakların tamamını verme sözü ve taahhüdünde bulundu.
BARIŞ ORTAMINI İSTEMEYEN YAPILAR İŞ BAŞINDA
Ancak bölgede barış ortamını istemeyen, çatışmayı körüklemek isteyen kişiler karışıklığa neden olmaya devam ediyor. YPG’nin elebaşı Mazlum Abdi mutabakatlara uyacağı yönünde açıklamalar yaparken, örgütün alt kadroları ve sözde liderleri bu anlaşmaları teslimiyet olarak nitelendiriyor ve direniş çağrısında bulunuyor. Oysa mutabakat, birçok hakkın verilmesini öngörüyor.
Mutabakatın diğer önemli maddelerinden biri de Aynel Arab, Haseke ve Kamışlı’da ağır silahların tamamının teslim edilmesi. Hükümet, silahların yalnızca devletin, ordunun ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin elinde olması gerektiğini vurguluyor. Bir ülke açısından bakıldığında bunun doğal ve gerekli olduğu ifade ediliyor. Hükümetin sahaya yansıtmaya çalıştığı mutabakat bu ancak bölgede karışıklık çıkarmak isteyen gruplar varlığını sürdürüyor.
“KAÇIRILAN ÇOCUKLAR YERALTI HAPİSHANELERİNDE”
Bugün çöl bölgesine, Haseke çölüne ve Haseke kırsalına ilerledik. Bu bölgelerde yeraltı sığınakları ve çocukların tutulduğu yeraltı hapishaneleri bulunuyor. Bölgede hâlâ birçok çocuk kayıp. Deyr Hafir’den Deyrizor’a kadar birçok çocuğun kayıp olduğu biliniyor. Dün Deyrizor’da YPG’ye yönelik protesto vardı. Aileler çocuklarını istiyor ve “Bu çocuklar nerede?” diye soruyor. Haseke’deki hapishanelerde çocukların tutulup tutulmadığı merak ediliyor. Bu konuda henüz bir anlaşma sağlanmış değil. Haseke ve Kamışlı’daki hapishanelerde hâlâ sivillerin bulunup bulunmadığına dair de resmi bir açıklama yapılmış değil.
“HASEKE’NİN DIŞ MAHALLELERİNE KESKİN NİŞANCI TUZAKLARI”
Bölgede barışın sağlanması için çabalar sürüyor ancak YPG içerisinde saldırılarını sürdüren gruplar var. Kamikaze drone saldırıları düzenleyen, Haseke’nin dış mahallelerine keskin nişancı silahları yerleştirerek saldırılar gerçekleştiren unsurlar bulunuyor. Diğer yandan insani koridorlar üzerinden yardımların ulaştırılması için çalışmalar devam ediyor ve malzemeler bölgeye gönderilmeye çalışılıyor.
“TERÖRİSTLERCE DEZENFORMASYON İÇERİKLİ HABERLER…”
Provokasyon haberleri de sürüyor. “Bölgede elektrik yok, şebeke yok, su yok” şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Oysa YPG’li teröristler birçok noktada su borularını patlatmış durumda. Ayrıca kendi şebekelerini ve SIM kartlarını kullanıyorlar ve bu nedenle şebeke sorunu olmadığı ifade ediliyor. Bugün daha sakin bir gün geçirdik ancak gece saatlerinde ne yaşanacağı bilinmiyor.”