İran’da sokak protestolarıyla başlayan kriz, ABD’nin sert açıklamalarıyla birlikte uluslararası bir gerilime dönüştü. Rejim güçleri ile göstericiler arasında yaşanan çatışmalar sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik savaş söylemleri tansiyonu yeniden yükseltti. Washington’un “ayaklanın” çağrısı ise bölgede yeni bir kırılma noktası olarak değerlendirilken konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gazeteci ve Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, ABD’nin İran’a yönelik stratejisinin rejimi baskı yoluyla dönüştürmek olduğunu ifade etti.
İran’da başlayan sokak protestoları, marjinal grupların sahaya inmesiyle birlikte ülke genelinde şiddet sarmalına dönüştü. Rejim güçleri ile göstericiler arasında günlerdir süren çatışmalar yer yer durulma eğilimine girerken, bu kez tansiyonu yükselten açıklamalar Washington’dan geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın sert savaş söylemleri, Tahran ile Washington arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. A Haber’e konuşan Gazeteci ve Ortadoğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, ABD’nin İran halkına yönelik “ayaklanın” çağrısını değerlendirdi. Sohtaoğlu, Washington’un temel hedefinin İran’ı askeri müdahaleden ziyade siyasi ve toplumsal baskı yoluyla dönüştürmek ve rejimi içeriden zayıflatmak olduğunu söyledi.
İRAN’DAKİ PROTESTOLARIN AMACI NEYDİ?
“Bir ülkenin iç sorunları ya da muhalefet için sokağa dökülen insanlar, bu çağrılara dış bir müdahale zemini mi bundan sonra aralanacak? Yani bir ülkede bir meseleyle alakalı bir protesto olduğu zaman Amerika Birleşik Devletleri bu anlamda müdahale hakkına mı sahip olacak? Ya da yancı olarak tabir edebileceğim Avrupa Birliği, mesela Devrim Muhafızları’nı terör örgütü ilan ederek aslında muhtemelen önümüzdeki saatlerde ya da benim tahminim cumartesi günü Avrupa Birliği üyesi ülkeler Devrim Muhafızları’nı vurduğu zaman zaten terör örgütünü mü vurduk diyecekler? Ama burada ben izninizle şunu vurgulamak isterim. Burada İran’daki protestoların amacı neydi? Tahran’dan beklentileri neydi? Trump ne bekliyor? Trump’ın zaten insan hakları ya da daha önce de söylemiştim size, İran Anayasası’nın 19-42. maddeleri arası, İran vatandaşlarının işte hak, özgürlükler, sivil toplum, örgütlenme, yargılanma, ifade hakkı vesaire bunlar Trump tarafından gündemde değil.
(fotoğraf – ahaber.com.tr – ekran görüntüsü)
“AMAÇ İRAN’I BASKIYLA DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞMAK”
Yani burada İran halkının taleplerine rağmen Trump, Maduro örneğinde olduğu gibi, yani Maduro’yu kesip Chavez rejimine dokunmadı… Aynı şekilde Ali Hamaney’i kesip İran’daki yönetime, rejime dokunmayacak mı? Bunu mu anlamalıyız? Benim anladığım kadarıyla bir bu rejim meselesini kullanıldığı için kullanıyorum, normalde sevmediğim bir kavram, ama bir rejim değişikliği, bir yönetim değişikliğinden ziyade ben İran devletinin zorla ya da baskıyla dönüştürülmeye çalışılacağını düşünüyorum.
Bir de şu tespiti yapmak durumundayım; haziran ayından beri geçen sene sizin yayınlarınızdan beri geçen sürede, İran içerisinde normalde pek sıcak bakılmayan Pers kültürünün, Pers imparatorluğunun o dönemki şahsiyetlerinin heykelleri, türbeleri, marşları, şarkıları, ezgileri yasaklanmıştı İran’da. Ama hazirandan sonra anladığım kadarıyla İran bu tehlikeyi görerek belki de Velayat-i Fakih’ten Pers milliyetçiliğine doğru devleti yönlendiren ya da ideoloji olarak Pers milliyetçiliğine yönelebilecek bir hazırlık içerisinde belki de. Benim tezim bu yönde. Ama şunu söylemek isterim; burada uluslararası hukuk falan diye kimsenin vaktini alacak değilim. Yok Birleşmiş Milletler vesaire diye.
“İRAN YERİNE BAŞKA BİR ÜLKE OLSA AYNI TALEPLER OLUR MUYDU?”
Trump ne istiyor meselesinde, bir konulan bir A4 kağıdını İran’ın kabul etmesi mümkün değil. Yani burada siz 8-10 maddeyi koyup işte nükleer reaktörler, Lübnan’daki Şii milisleri feshedeceksin, uranyumu şu kadar üreteceksin, balistik füze menzilin şu kadar olacak, bir de yönetimde Batı’yla artık daha açık kapı politikası gütsün diye bir liste koyarsanız, hiçbir egemen devletin bunu kabul etmesi mümkün değil. Ama sorun şu: Bir başka ülkede, örneğin X bir ülkede bir başka protesto olduğu zaman Amerika Birleşik Devletleri gene uçak gemilerini yığıp o ülkenin önüne 10 maddelik bir Amerika lehine olacak liste koyup bunun uygulanmasını isteyecek, Batı da ABD bu katliama, demokrasi katliamına, hukuk katliamına sessiz kalıp sessiz mi kalacak?
“AMERİKA İRAN’I NEDEN VURMAK İSTİYOR?”
Yani haydutluk, doğru haydutluk günlerinden geçiyoruz ama burada temelde tartıştırılan uluslararası kamuoyunda, Amerikan basınındaki mesele şu: Amerika neden İran’ı vuracak? Nükleer santrallerinden dolayı mı? E haziranda vurdu. Şimdi neye vuracak? Devrim Muhafızları’nı terör örgütü ilan ettiği için mi? E terör örgütü ilan edilen bin tane grup var. Amerika onları vurmadı da, Suriye’de PKK’yı vurmadı da gidip İran’ı mı vuracak? Peki mesele ne burada? Yani burada bir İran’a dayatma var, fiili bir teslimiyet isteniyor.
“GÖRÜŞMEDEN SONUÇ ÇIKMAZSA GERİ SAYIM BAŞLAYABİLİR”
Ama korkarım ki şunu tamamlayayım; dün Ali Hamaney’in Şii dünyasında çok önemli bir yer, Cemkeran Camisi’ne gittiği Kum kentinde ve halefini belirlediği yönünde bazı bilgiler var. Halefini belirlemese de kendisinden sonra geçecek ismi belirlemediğini düşünsek de gittiği doğru. Ama burada ben Ali Hamaney odaklı başta, en azından İsrail basınında hedef gösterilen isimlere baktığımız zaman 10-12 kişilik bir İran Devrim Muhafızları ya da Sarallah gibi onun çatı örgütü olan Karargah-ı Sarallah denen İran Kriz Yönetimi Merkezi… Bunun gibi komutanların hedef alınacağı sınırlı bir saldırı, eğer yarınki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İran Dışişleri Bakanı arasında bir olumlu basın açıklaması olmazsa maalesef cumartesi günü geri saat sayımına başlayacağız.”
ABD–İRAN HATTINDA SAVAŞ ALARMI
İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI TERÖR LİSTESİNE ALINDI
“İRAN VE ABD ARASINDA ÇATIŞMA İSTEMİYORUZ”