ABD’li analist Maduro’nun kaçırılmasına ne diyor? “Saldırı sadece ABD hukukuna uygun”

ABD’li analist Maduro’nun kaçırılmasına ne diyor? “Saldırı sadece ABD hukukuna uygun”
Yayınlama: 06.01.2026 13:02
A+
A-

Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump yönetimi Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu ve eşini kaçırarak ABD’ye götürdü, dünya siyaseti ve ilgilileri 2026 yılına bir şokla başladı. Peki, Trump’ın bu adımı emsal oluşturur mu? Bu saldırı ne kadar yasaldı? 3. Dünya Savaşı’nda mıyız? Amerikalı Siyaset Analisti Steven Eugene CNN TÜRK’e konuştu. Eugene: “Saldırı sadece ABD hukukuna uygundu, 2026’da kemerinizi sıkı bağlayın” dedi. Detaylar CNN TÜRK Dış Haberler Muhabiri Rabia Asel Atmaca’nın haberinde.

ABD Küresel Güç ve Siyaset Analisti Steven Eugene Kuhn’un ifadeleri şöyle;

– Washington yönetimi bir saldırıyla Maduro’yu ve eşini kaçırdı ve dünya bu gelişmeyle sarsıldı. 2026 yılında, uluslararası toplum hukuk ve uluslararası hukuk çağrıları yaparken, şu anda yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hukuk öldü mü; gücü elinde tutanlar istediklerini mi yapıyor?

“Öncelikle gerçeklere bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Gerçekler şunlar: ABD Adalet Bakanlığı tarafından Maduro hakkında 2020 yılından bu yana çıkarılmış bir tutuklama emri vardı. ABD makamları bu yetkiyi Venezuela’ya kadar uzattı ve söz konusu tutuklama emri doğrultusunda onu gözaltına aldı.

Bu nedenle ‘kaçırma’ ya da ‘adam kaçırma’ ifadelerini kullanırken dikkatli olmak gerekir; çünkü bu, mahkemeler tarafından verilmiş ve kapsamı genişletilerek uygulanmış hukuka uygun bir karardır.”

“Normal olanın ne olduğunu bilmiyorum. Şunu söyleyebilirim ki, bir görüş olarak değerlendirdiğimiz şeyle fiilen yaşananlar tamamen farklı. Bunun geçmişte de yaşandığını gördük; sadece Amerika’da değil, başka ülkelerde de. Birleşik Krallık ve diğer bazı ülkeler de ihtiyaç doğduğunda benzer adımlar attı. Bu ihtiyacın gerçekten olup olmadığına karar vermek bana düşmez; ancak şunu söyleyebilirim ki hukuka göre hareket edildi, elbette Amerikan hukukuna göre. Kamuoyunun bu süreçte çok büyük bir rol oynadığı açık. Kişisel olarak ben bundan çok hoşnut değilim. Ama yine de hukuku esas alırım; neyin uygulanabileceğine, neyin uygulanamayacağına bakarım.”

– Uluslararası hukuk ve dünya düzeni açısından baktığınızda, Trump’ın yaptığı şeyin başkalarına ilham verdiğini düşünüyor musunuz? Buna benzer daha fazla örnek görmemiz mümkün mü?

“Açıkçası böyle olduğunu düşünmüyorum ve umarım da olmaz. Öncelikle, uluslararası hukuk çoğu zaman birilerinin gündemine uyduğu ölçüde seçilip uygulanıyor. Tarih boyunca bunun sayısız örneğini gördük. Yani işine geldiğinde öne çıkarılan hoş bir bayrak gibi; ancak her zaman geçerli değil. Çünkü yetki alanı sorunları var, hukuki meseleler var, mahkeme kararları var; pek çok farklı unsur söz konusu. Benim düşünmediğim şey ise başka bir gücün çıkıp aynı şeyi başka bir lidere yapması. Bunun gerçekleşmesini hayal edemiyorum ve umarım da hiç yaşanmaz.”

– Günümüz dünyasında bir devlet başkanını kaçırmak gerçekten bu kadar kolay mı?

“Bir asker olarak söylüyorum: Evet, bu kadar kolay. İstihbarat teşkilatları, ordu, gizli operasyon birimleri… Hepsi sahada. Her ulustan, neredeyse her ülkede bulunuyorlar. Hemen hemen her ülkenin — en azından büyük güçlerin — istihbaratı var. Ve bunlar neredeyse her ülkede faaliyet gösteriyor. Gerektiğinde harekete geçirilebiliyorlar; ne yazık ki.”

– Amerika Birleşik Devletleri’nin adeta “Eller yukarı, hukuk benim; bunu kabul et, yoksa biter!” demesi anlamına mı geliyor bu? Buna ne söylemek istersiniz?

“Biliyorsunuz, ben ülkemi ve anayasamı savunmak için yemin ettim ve Donald Trump’ın arkasında duruyorum. Bunu benim tarzımda ya da benim yöntemimle yapıyor mu? Hayır. Ama yine de onun arkasında durmak zorundayım. Benim her zaman baktığım mesele, yaşananlar ve bu yaşananların doğurduğu sonuçlardır. Bir sonraki adım ne olacak? New York’ta mahkemeye çıkacak. Konuşacak mı? Bildiği her şeyi anlatacak mı? Senatörlerin, kendisine erken uyarı sağlamak ve bazı adımları engellemek için onun istihbarat servislerinden para aldığına dair haberler var. Ortalıkta dolaşan pek çok söylenti var. Şu anda bunların herhangi birini doğrulamak zor. Ancak şunu anlamak lazım: Bir Amerikalı olarak ben, başkalarının özgürlüğünü desteklemek ve kolaylaştırmak için var olduğumuza inanarak yetiştirildim, değil mi? Sonra bir asker olarak Irak’a gittim ve orada yaptığımız şeyin bunun olmadığını fark ettim.

Ama yine de görevimi yaptım, yoluma devam ettim ve bununla kendi içimde başa çıkmak zorunda kaldım. Yani, bence kimse — Amerikalı değilseniz ve Amerika’da yaşamıyorsanız — bizim bu konulara iyi niyetle yaklaştığımız düşüncesini tam olarak kavrayamaz. Biz yardım etmek istiyoruz. Donald Trump’ın özel motivasyonunun ne olduğunu net biçimde söyleyemem. Ama genel kamuoyu açısından, bir Amerikalı olarak biz her zaman iyiyi ararız. Dünyada daha iyiye doğru değişimi nasıl kolaylaştırabileceğimize bakarız. Belki de bu durum, insanların daha kolay kabullenmesi için duygularımız üzerinden oynanıyor. Ama Güney Amerikalılara, Amerika’daki Venezuelalılara baktığınızda, eskisinden çok daha mutlu görünüyorlar.”

– Öte yandan bunun sadece Venezuela meselesi olmadığını hepimiz biliyoruz. ABD Başkanı “Kolombiya, adımlarını dikkatli at; merhaba Grönland, sana ihtiyacım var ve seni alacağım; bekle Kanada, sen benim 51. eyaletim olacaksın” diyor. Bu tutum hakkında ne söylemek istersiniz?

“Evet, biraz pervasızca görünebilir; ancak Donald Trump’ın dikkat dağıtmanın ustası olduğunu unutmamak gerekir. Dikkati başka yöne çekerek, rahatsız edilmeden yapmak istediklerini yapar. Şunu da hatırlayın: Çin var, Rusya var, Hindistan var; arkalarında büyük ekonomik güç bulunan başka büyük aktörler de Güney Amerika’da hareket halinde. Bunları daha açık şekilde değil, borç yoluyla, ekonomik araçlarla ve ticari kanallar üzerinden yapıyorlar.

Donald Trump’ın yaptığı şey aslında başkalarının zaten yaptığını herkese göstermek. Ama bunu kameraların önünde yapıyor, kapalı kapılar ardında değil. Bunu diğerlerinden daha kaba ya da daha sert bir üslupla yapıyor olabilir; fakat görünen o ki zaman değişiyor ve insanların gerçekte neler olduğunu artık fark etmesi gerekiyor. Çünkü bu, bir şekilde gerçekleşecek: ister Çin olsun, ister Rusya, ister Amerika.

Bu meseleler yaşanmaya devam edecek ve birilerinin bunlarla ilgilenmesi gerekecek. Şu anda Donald Trump da ‘Tamam, ben öne çıkıp bunu yapacağım’ diyor. Kişisel olarak ben gösterişten, büyük laflar etmekten hoşlanan biri değilim. Yapılacaksa yapılır ve iş bitirilir. Ama dediğim gibi, o bizim başkanımız ve ben onun arkasında duruyorum.”

– 2026, “Orman Kanunlarının” yılı mı olacak ve Donald Trump dünya düzenini mi değiştiriyor? Yoksa daha yolun başında mıyız?

“2026’da çok büyük değişimler göreceğimizi düşünüyorum. Şöyle ki, Çin ve Rusya’yla önceden konuşmadan Venezuela gibi bir adımı atmazsınız, değil mi? Kapalı kapılar ardında ne tür anlaşmalar yapıldı? Putin’in şimdi Ukrayna’yı devralmasına izin veren bir anlaşma mı var? Tayvan’ın artık Çin için masaya konduğu bir pazarlık mı yapıldı, yoksa tam tersi mi? Bunlar üzerinde durmamız gereken sorular. Ben bunun bu yönde ilerleyeceğine dair bir his taşıyorum: büyük değişimler, jeopolitik dönüşümler, güç dengelerinde artışlar ve yapıların yer değiştirmesi. O yüzden emniyet kemerlerinizi bağlayın. Bu yıl oldukça sert bir yolculuk olacak.”

– Herkes 3. Dünya Savaşı’nın geldiğini söylüyor?

“Biliyorsunuz, NATO ve Avrupa savaş konusunda adeta gözü dönmüş durumda. Ne olacağı umurlarında değil. Kim ne söylerse söylesin, kim ne yaparsa yapsın savaşa doğru sürüklüyorlar; her türlü barış anlaşmasını sabote ediyorlar.

Ve ‘Avrupalılar, dedelerinin yaptığı gibi savaşmaya alışmak zorunda’ diyerek bunu dayatıyorlar. Uzun zaman önce yazılmış ve yayımlanmış bir belge de var; NATO’yla birlikte Avrasya koridoru boyunca 2020… pardon, 2029 yılına kadar bir savaş öngörülüyor. Bu, özellikle itildikleri bir senaryo. Bunu yapmak zorundalar, çünkü başka türlü Avrupa ekonomisinde tamamen çökmüş olan izlerini örtbas edemezler.

Umarım bunu durdurabiliriz. Venezuela’da yaşananlar ve Putin ile Çin’le yapılıyor olabilecek anlaşmalar, belki de bunun önüne geçebilir. Çünkü Avrupa çok hızlı bir şekilde aşağıya doğru gidiyor.”

İran’da protestoların ardından 7 dolarlık gıda yardımı kararı

Dünya Bu Selfie’yi Konuşuyor! O Telefon Hakkında Önemli Bir Detay Var… Yorum Yağdı: “Maduro da…”

ABD’li petrol şirketlerine haftalar öncesinden mesaj gitmiş: Hazır olun!

İngiltere’yi ayağa kaldıran Türk çift! “Masal köyü” Bibury’de kriz

Machado, Trump ile Nobel’den beri görüşmemiş: “Venezuela’ya en kısa sürede döneceğim”

JEOPOLİTİK TİYATRO! ABD’deki Mahkeme Manşetlerde: ‘Şeytani Tesadüfler Var’… İsrail Basınındaki Detay Dikkat Çekti

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.