ABD ile Venezuela arasında tırmanan gerilim ve Amerika’nın Maduro’yu kaçırmasıyla sonuçlandığı olaylar zincirine ilişkin çarpıcı iddialar gündeme geldi. Ocak 2026’da Venezuela’da kullanıldığı iddia edilen Yönlendirilmiş Enerji Silahları’na (DEW) dair değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, A Haber’de yaptığı açıklamada bu silahların insan vücudu üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Sohtaoğlu, görgü tanığı ifadelerinde yer alan semptomların yüksek güçlü mikrodalga silahlarıyla örtüştüğünü belirterek, iddiaların doğrulanması halinde bunun modern savaş tarihinde yeni, tehlikeli ve tartışmalı bir eşik anlamına geleceğini vurguladı.
ABD-İran arasında devam eden gerilim sokak gösterileriyle birlikte iyiden iyiye tırmanırken, diğer yandan Amerika’nın Venezuela’ya yaptığı operasyon sırasında silah kullandığı iddiaları yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Konuya ilişkin A Haber’de konuşan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, önemli açıklamalarda bulundu.
YÜKSEK GÜÇLÜ MİKRODALGA SİLAHI…
A Haber canlı yayınına katılan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, ABD’nin elinde bulundurduğu ve Yönlendirilmiş Enerji Silahları (DEW) olarak bilinen sisteme ilişkin çarpıcı ifadeler kullandı. Sohtaoğlu, söz konusu DEW adli silahın Ocak 2026’da Venezuela’da kullanıldığına ilişkin iddialara değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Ocak 2026’da Venezuela’da kullanıldığı iddia edilen Yönlendirilmiş Enerji Silahları (DEW), resmi olarak doğrulanmamış olsa da ABD’nin uzun süredir geliştirdiği bilinen bir teknolojiye işaret etmektedir. Görgü tanığı ifadelerinde aktarılan burun kanaması, kusma, şiddetli baş ağrısı, vücutta yanma hissi, ani yere yığılma ve geçici felç gibi semptomlar, özellikle yüksek güçlü mikrodalga silahlarıyla yüksek düzeyde uyum göstermektedir. Bu tür silahların hem elektronik sistemleri devre dışı bırakabildiği hem de insan vücudundaki su moleküllerini ısıtarak ciddi fizyolojik etkilere yol açabildiği bilinmektedir. Eğer bu iddialar doğruysa, söz konusu teknolojinin ilk kez bu ölçekte bir savaş alanında kullanılması, modern savaş doktrinleri açısından yeni ve kritik bir eşik anlamına gelmektedir.
Yönlendirilmiş Enerji Silahları (DEW)
yüksek güçlü mikrodalga silahlarıyla
(fotoğraf – ahaber.com.tr – ekran görüntüsü)
ABD O SİLAHI VENEZUELA’DA KULLANDI MI?
Burada özellikle Ocak 2026’da Yönlendirilmiş Enerji Silahları, yani Directed Energy Weapons -kısa adı DEW- bir görgü tanığının ifadesine bağlı ve Maduro’nun muhafızı olduğu belirtilen… onun anlatısına bağlı bir mesele. Orada tabii Pentagon ya da Beyaz Saray tarafından resmi olarak doğrulanmadı ama ABD’nin bu teknolojileri yıllardır geliştirdiğini hepimiz biliyoruz. Savaş alanında bu ölçekte ve bu etkiyle kullanımı eğer doğruysa yeni bir eşik anlamına geliyor. Onu da söyleyeyim. Bu şu: Yani semptomlar, yüksek güçlü mikrodalga silahı ile en yüksek uyumu gösteriyor. İfadesine göre görgü tanığı diyor ki; burun kanaması, kan kusma, şiddetli baş ağrısı ve vücutta yanma hissi oluşturuyor.
“İNSAN DERİSİNDEKİ SU MOLEKÜLLERİNİ ISITIYOR”
Mikrodalga. Yani anında yere yığılma, hareket edememe… bazı askerlerin bayıldığını ifade etmiş görgü tanığı ve uzun süre yerde bir et parçası gibi yatarak kalmışlar. Şimdi burada şöyle bir durum var; bu eğer dediğim gibi doğruysa ABD bu tür bir silahı ilk kez bir savaş alanında kullanılıyor. Şimdi bu yüksek enerjili lazer var, yüksek güçlü mikro dalga var. Bizimkisi bu yüksek güçlü mikro dalgaya uyuyor. Şimdi burada bir mikro dalga jeneratörü var. Magnetron ya da Klistron ve benzeri gibi ölçümleri var. 100 megawatt artı kısa süreli patlamalar yaratıyor. Genellikle 100 metre ile birkaç kilometre arasına bu dalgaları atıyor. Ve bu dalgalar atıldıktan sonra bu alanda elektronik sistemler, dron operatörleri örneğin, dronlar, yani öldürücü olmayan silahlar kapsamında etkisiz hale getiriyor ve kilitliyor. Ve burada tabii elektronik devrelere enerji emdirdiği için de aynı zamanda hasar veriyor, işlemez hale getiriyor ama insan derisinde de su moleküllerini ısıtıyor. Ateş, kusma gibi vücudun fonksiyonlarını bozuyor. Ve elektronik olarak dediğim gibi bozulma dışında şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, geçici felç, burun kanaması gibi etkisiz hale getiriyor.
“BU SİLAH İRAN’DAKİ BESİÇ GÜÇLERİ İÇİN KULLANILABİLİR”
Venezuela örneğine baktığımız zaman, bu gerçekçi. Yani geliştirilen bir silah, daha önce de denemeleri 6-7 sene önce de yapılmıştı. Ve burada eğer bir füze ya da bir başka mesele eğer gündeme getirilemeyecekse bu mikro dalga silahlarıyla ki anladığımız kadarıyla bir hava gücüne ihtiyaç olacak, bu hava gücünden bir tanesinden ya da iki tanesinden belki de Besiç güçleri… Çünkü bunu söylememin sebebi İran’daki Besiç güçlerinin komutasına yönelik böyle bir saldırı olabilir. Kitlesel olarak da etkilenir. Besiç güçleri dememin sebebi de bu gösterilerde en çok protestocularla muhatap olan, normalde karşı karşıya gelen ve gelmesi gereken Besiç güçleri. Bir polis gibi düşünün. Polis gücü gibi, milis gücü, askeri güç gibi düşünün. Ama genelde protestolara sert biçimde bu gruplar müdahale ediyordu.
ABD İRAN’A SALDIRACAK MI?
Fakat bu silah denemesi meselesinde bir füzeyle sizin anlattığınız önemli bir mesele son dakika bilgisi. Eğer burada bir rejim değişikliğine gitme gibi bir eğilim varsa o zaman ben şunu söylerim; şimdi İran sistemi içerisinde çift katmanlı bir sistem var. Yani örneğin bir Arteş var sınırları koruyan ama 70’li 80’li yıllarda Arteş’in darbe ihtimalini yapmasına karşı İran Devrim Muhafızları kurulmuş. Çünkü itaatsizlik, 70-80’de çok itaatsizlik, ihanetten çok subayı idam edilmiş bir yapı Arteş yapısı. Ama hep bu çift katmanlı yapı İran’da artık sorunlara sebebiyet veriyor. Hep konuşmuştuk Ekrem Abi de varken; şimdi Humeyni dönemi, Humeyni siyasi, askeri, dini birtakım güç odakları oluşturmuş. Ve geldiğimiz zaman şu an Hamaney’de bu güç odaklarının kapışmasını… yani iş yerlerinde mobbing gibi düşünün bunu; ben Ekrem Abi ile kavga ediyorum, o beni şikayet ediyor size, ben şikayet ediyorum. O beni alt etmek için güç elde ediyor, radyo televizyon kuruyor. Ben Ekrem Abi’yi alt etmek için radyo televizyon kuruyorum. Siyasetçilerle aramız şey oluyor. İşte Kum Kenti’ndekilerle ben yakınlaşıyorum, Ekrem Abi gidiyor Meşhed Kenti’ndekilerle yakınlaşıyor. Bir blok haline geliyoruz. Ama Hamaney diyor ki, Mete ne diyor, Ekrem’in diyor kapışması İran İslam Devrimi açısından diyor yararlıdır. Hem daha çok çalışıyor, başarıya ulaşmaya çalışıyorlar, hem de diyor hantal bir hale gelmiyor sistem diyor, sürekli kendini geliştiriyor diyor. Niye? Biz Ekrem Abi ile rekabet halindeyiz. Ama aslına baktığınız zaman Ekrem Abi beni boğacak. Ama ben de Ekrem Abi’yi fırsatını bulsam ben de boğacağım.
TRUMP’IN ERTESİ GÜN PLANI NE?
Ama şu an 2026 yılında bu biraz önce anlattığım sistem artık sürdürülemez hale gelmiş durumda. İhtiyaçlara öncelik vermiyor. Yani burada biz çok ayıp bir şey… bir İran halkının haklı, meşru bir protestosunu dış müdahaleye endeksleyip İran halkına yardım etmek adı altında ben İran’a onurlu İran halkının da bunun kabul edileceğini düşünmüyorum. Bakın bir darbe mekaniğini İran içerisinde oluşturamıyorsunuz. Çünkü oluşturabilseniz şöyle bir şey var; bir sürü yöneticisi suikasta uğramış bir İran’da evet, İran Devrim Muhafızları’nın içerisinde bir Mossad sızıntısı var. Üst düzey var hem de. Ha bunları devşirip sıfır saat geldiği zaman İran’ı çevirebileceğiniz tek şey yumuşak bir askeri cunta yönetimi olur. Ama İran İslam Devrimi diye eleştirdiğiniz bir yönetimi de bilmem ne Pehlevi, soyadı Pehlevi diye ülkesinden yıllarca uzakta bulunan bir kişiyi getirtip tekrar monarşiyi andıran bir yönetime döndürecekseniz başta Türkiye olmak üzere Türkmenistan’ın, Afganistan’ın, herkesin başını belaya sokacak bir hadiseye sokarsınız. Ertesi gün planı ne Trump’ın? Bakın bombalamak kolay. Öldürmek de kolay. Hamaney’i de öldürebilirsiniz. Yerine kimi koyacaksınız? Mesele o.”
ABD’DEN İRAN’A SİBER SALDIRI HAZIRLIĞI: TRUMP DEVREDE
TRUMP’TAN YENİ TİCARET YAPTIRIMI!
TRUMP’IN İRAN’DAKİ AMACI ORTAYA ÇIKTI!
TRUMP: ORTA DOĞU’YA BARIŞ GETİRDİK