Demokrasi kılıfı altında kan ve kaos! Vietnam’dan Venezuela’ya ABD’nin müdahale tarihi
Yıllardır “demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” söylemleri altında dünyanın dört bir yanında kanlı operasyonlara imza atan Amerika Birleşik Devletleri’nin kirli ajandası bir kez daha gözler önüne seriliyor. Vietnam’ın balta girmemiş ormanlarından Panama’ya, Ortadoğu’nun petrol sahalarından Afganistan’ın dağlarına kadar uzanan bu kanlı süreç, arkasında yıkılmış ülkeler ve milyonlarca can kaybı bıraktı. Washington yönetimi her dönemde farklı gerekçelerle küresel sömürü düzenini sürdürürken, güncel gerçekler bu tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İşte “Barış getiriyoruz” yalanıyla dünyayı savaş alanına çevrilen işgallerin kronolojisi…
“Demokrasi”, “özgürlük” ve “insan hakları” söylemleriyle dünyanın farklı bölgelerine askeri müdahalelerde bulunan Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam’dan Afganistan’a uzanan süreçte geride milyonlarca sivil kayıp, yıkılmış şehirler ve çökmüş devletler bıraktı. Washington yönetimi her dönemde farklı gerekçeler öne sürse de, yürütülen operasyonların ortak paydasında işgal, kaos ve sömürü yer aldı.
ABD’NİN KANLI DEMOKRASİ MASKESİ! VİETNAM’DAN AFGANİSTAN’A İŞGAL VE KAOSUN PERDE ARKASI…
VİETNAM: DOMİNO ETKİSİ BAHANESİYLE GELEN BÜYÜK YIKIM
Uzun yıllar Fransız sömürgesi altında kalan Vietnam, bağımsızlık mücadelesini kazansa da bu kez ABD’nin “komünizm tehdidi” bahanesine kurban edildi. Washington yönetimi, komünizmin yayılmasını engelleme iddiasıyla bölgeye asker yığdı. Dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Kongre’den sürekli bir kararname talep ederek, “Hükümetimizin Güneydoğu Asya’da barışı savunmak ve özgürlüğü desteklemek için gerekli tüm yetkilerle donatılmasını istiyorum. Her iki partinin liderlerinden de böyle bir kararnamenin hızla hazırlanması ve ezici bir destekle kabul edilmesi için yardım bekliyorum” diye konuştu. Yaklaşık 20 yıl süren savaşta 1 milyondan fazla sivil hayatını kaybederken, ABD 58 bin askerini kaybederek Vietnam’dan çekilmek zorunda kaldı.
, “Hükümetimizin Güneydoğu Asya’da barışı savunmak ve özgürlüğü desteklemek için gerekli tüm yetkilerle donatılmasını istiyorum. Her iki partinin liderlerinden de böyle bir kararnamenin hızla hazırlanması ve ezici bir destekle kabul edilmesi için yardım bekliyorum”
(foto- ahaber.com.tr – ekran görüntüsü)
PANAMA: ESKİ CIA AJANI NORIEGA NASIL HEDEF OLDU?
Takvimler 1989’u gösterdiğinde ABD’nin hedefinde bu kez Panama Kanalı vardı. Uzun yıllar CIA ajanı olarak kullanılan Manuel Noriega, ABD’nin çıkarlarıyla ters düşmesiyle birlikte bir anda “diktatör” ve “uyuşturucu kaçakçısı” ilan edildi. Yabancı siyasi temsilciler, “Bay Noriega ile ciddi müzakereler yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ne kadar nahoş olsa da, onun görevden ayrılmasını sağlamak için iddianamelerin ertelenmesini bile izliyorum. Çünkü orada kalması, diktatörce uygulamalarının devam etmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. 20 Aralık gecesi Panama’ya 442 bomba yağdı. Binlerce insan hayatını kaybetti, binlerce kişi evsiz kaldı ve ülke parçalı bir işgal sürecine sürüklendi.
“Bay Noriega ile ciddi müzakereler yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ne kadar nahoş olsa da, onun görevden ayrılmasını sağlamak için iddianamelerin ertelenmesini bile izliyorum. Çünkü orada kalması, diktatörce uygulamalarının devam etmesi anlamına geliyor”
KÖRFEZ SAVAŞI: “ÇÖL KALKANI” ALTINDA PETROL OPERASYONU
1991 yılında dünya, savaşların ilk kez küresel çapta canlı yayınlandığı bir sürece tanıklık etti. Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesinin ardından Batı’nın askeri iştahı kabardı. Dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush, “Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, Saddam Hüseyin’in Birleşmiş Milletler kararlarına uymaması nedeniyle harekete geçti” şeklinde konuştu.
“Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, Saddam Hüseyin’in Birleşmiş Milletler kararlarına uymaması nedeniyle harekete geçti”
Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand ise, “Bu bir savaş ilanı değildir. Fransa’da savaş ilan edilmemiştir. Mesele, Fransa’nın Birleşmiş Milletler kararlarını uygulayıp uygulamayacağıdır” dedi. Ancak operasyonların arkasındaki asıl hedefin demokrasi değil, petrol kaynakları olduğu ortaya çıktı.
“Bu bir savaş ilanı değildir. Fransa’da savaş ilan edilmemiştir. Mesele, Fransa’nın Birleşmiş Milletler kararlarını uygulayıp uygulamayacağıdır”
Bush, daha sonra yaptığı açıklamada, “Müttefik hava kuvvetleri Irak ve Kuveyt’teki askeri hedeflere saldırı başlattı. Kuveyt ezildi ve işgal edildi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’ten çekilmeye niyeti olmadığı anlaşıldı” diye ifade etti.
, “Müttefik hava kuvvetleri Irak ve Kuveyt’teki askeri hedeflere saldırı başlattı. Kuveyt ezildi ve işgal edildi. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’ten çekilmeye niyeti olmadığı anlaşıldı”
11 EYLÜL VE AFGANİSTAN: 20 YILLIK “KALICI ÖZGÜRLÜK” YALANI
2001 yılında gerçekleşen 11 Eylül saldırıları, ABD için Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme gerekçesi haline geldi. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush kameralar karşısına çıkarak, “Ülkemize yönelik bariz bir terör saldırısının ardından milletimize karşı terörizm cezasız kalmayacaktır” diye konuşarak “Kalıcı Özgürlük Harekâtı”nı başlattı. Bush, Afganistan’a yönelik operasyonlara ilişkin, “Bugünkü harekâtımız Taliban’a ve Afganistan’daki yabancı teröristlere yöneliktir. Hedefimiz terörü kullananları ve onlara yataklık edenleri yenmektir” dedi. Ancak 20 yıl süren işgalin ardından ABD, Afganistan’dan çekilirken geride derin bir insani kriz ve istikrarsızlık bıraktı.
“Ülkemize yönelik bariz bir terör saldırısının ardından milletimize karşı terörizm cezasız kalmayacaktır”
“Bugünkü harekâtımız Taliban’a ve Afganistan’daki yabancı teröristlere yöneliktir. Hedefimiz terörü kullananları ve onlara yataklık edenleri yenmektir”
IRAK’TA İKİNCİ PERDE: KİTLE İMHA SİLAHLARI TİYATROSU
ABD’nin askeri müdahaleleri Irak’la da sınırlı kalmadı. 2003 yılında Washington bu kez “kitle imha silahları” iddiasını gündeme getirdi. Saddam Hüseyin rejimini devirmek ve bölgeye sözde demokrasi getirmek gerekçesiyle başlatılan süreç, Ortadoğu’nun bugün hâlâ içinden çıkamadığı büyük bir kaosun kapılarını araladı. ABD tarafından her dönem farklı gerekçeler sunulsa da geride kalan tablo değişmedi: Kan, yıkım ve sömürülen kaynaklar.