İRAN KOLAY LOKMA DEĞİL…
İhsan, Melih Bey’e çayını verirken sordu:
– İran ne durumda? ABD vurdu, vuruyor, vuracak diye günlerdir İran’la yatıyor İran’la kalkıyoruz…
– Şu ana kadar herhangi bir şey olmadı. Bu yakın bir şey olmayacak manasına gelmediği gibi, olacak manasına da gelmiyor… Selim:
– Tam da bilmece gibi konuştun, Melih Ağabey. Söylediğinden ne anlamak gerekiyor?..
– Belirsizlik olduğunu. Normalde ABD’nin İran’ı vurması için herhangi bir sebep yok. İran’daki protestolar, ABD’nin İran’ı vurması için gerekçe ise, kötü gelişmelerin ağırlıklı sebeplerinden birisi, İran’a yönelik ambargolar sebebiyle ABD zaten… Mustafa:
– Çok sayıda insanın öldüğüne dair rivayetler var. Bu bir sebep olabilir mi?..
– Bu da geçersiz. Çünkü ölümlerin birçoğuna ABD ve İsrail uzantısı kişilerin sebep olduğu rivayetleri yoğun. Vefat edenlerin büyük bir kısmının güvenlik güçlerinden olduğu haberlerini de unutmayalım. İnternet ve haberleşme kesintileri olduğu için tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Gerçi haberleşme mümkün olsaydı, ne kadar doğrusunu öğrenirdik o da meçhul. Ama, bu konuda ABD ve genelde Batı tarafından dile getirilen iddiaların doğru olduğunu kabul etmek de anlamsız… Mehmet:
– Venezuela’da yaşananların ardından İran’a yönelik ABD tavrının esas sebebinin, Çin’in petrol teminini zorlaştırmak olduğuna dair yorumlar var. Ne dersiniz?..
– Son derece yerinde. Netice olarak, Çin’in Venezuela’dan petrol almasının yolu kapatıldı. İran’la ilgili gelişmelere bakılırsa Çin’in önemli ithalat kaynaklarından birisini daha kaybetme riski söz konusu… Remzi:
– İran’ın açıklamaları, saldırı olursa gerektiği şekilde cevap vereceği yönünde. Kuvvet dengelerine bakıldığında, bunu ne kadar ciddiye almak gerekir?..
– Epey ciddiye almak gerekir. Geçtiğimiz Haziran’daki 12 Gün Savaşı’nda olup bitenler, İran’ın çok kolay bir lokma olmadığını gösterdi. Yakınlarda Rusya ve Çin’den savunma ve saldırı amaçlı yeni silahlar aldığı da biliniyor… Selim:
– Herhangi bir ABD saldırısı durumunda İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve bu arada İsrail’i vurma ihtimali yüksek gözüküyor…
– Sadece bu da değil. Eğer bir saldırı olur ve İran bunu çok ciddi bir tehdit olarak değerlendirirse, Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski de gündeme gelebilir. Deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin yüzde 30’u ve dünya LNG ticaretinin de yüzde 20’sine cevap veren Hürmüz Boğazı dünya enerji ticareti için kilit önemde. Buradan en çok petrol ihracatını Suudi Arabistan ve LNG ihracatını da Katar yapıyor. Bunların yüzde 80’inin Asya’ya ve yüzde 20’sinin Avrupa’ya gittiğini de ekleyelim… Mehmet:
– Bu, saldırı olur da İran Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa, Avrupa ülkeleri yanında ABD’nin rahatsız olmalarını istemeyeceği Japonya, Hindistan ve başka birçok ülkenin de sıkıntıya gireceği manasına geliyor galiba?..
– İnşallah böyle bir şey olmaz. Çünkü böyle bir durum bütün dünyayı ciddi şekilde etkiler. Bu sebeple birçok yorumcu işin bu aşamaya gelmeyeceği kanaatinde… Mustafa:
– Trump’ın İran’a koştuğu şartlar konusunda ne söylenebilir?..
– Şartlar, bağımsız bir ülke açısından ciddi şekilde rahatsız edici. Dile getirilenler dışında başka şeyler de olduğu ve bu hususlarda bir anlaşma olabilirse saldırı olmayacağı düşünülebilir. Ancak, Trump söz konusu olduğunda makul ve mantıklı değerlendirmeler yapmak mümkün değil… İhsan:
– Hayırlısı olur inşallah. Gönül İran’ın artık mezhep yayma gayretini bir kenara bırakarak, derlenip toparlanmasını ve 90 milyonun üzerindeki halkını ekonomik sıkıntılardan kurtaracak adımlar atmasını arzu ediyor. Son yaşananlara bakılırsa, ülkenin içi CİA ve MOSSAD ajanı kaynıyor. Yani ekonomik kırılganlık yanında, çatışmalarda ülkenin savunmasını zaafa düşürenler ve gösterileri başka taraflara yönlendirenler konusunda da yapılması gereken şeyler var… Mehmet:
SURİYE HARİTASI NİHAYET TEK RENK…
– Kritik günlerdeyiz ve neler olup biteceğini izleyip göreceğiz. Hayrolur inşallah. Bu arada Suriye’deki son gelişmeleri de dinlemek isteriz…
– Suriye’de tıpkı 27 Kasım 2024’de başlayan ve 8 Aralık 2024’te zaferle neticelenen yürüyüş gibi ülkenin Kuzeyindeki YPG’ye yönelik harekatlar da hızlı bir şekilde gerçekleşti. Önce Halep’deki iki mahalle ve ardından Fırat’ın batısındaki yerler, derken geçilemez denilen Fırat’ın doğusuna da geçen Suriye Hükümet Güçleri, Deyrizor ve Rakka’yı da alıp Ayn el-Arap ve Haseke kapılarına dayandı… İhsan:
– Mart 2025’te yaptıkları ve uymadıkları anlaşma gibi bu süreçte de ateşkesler imzalayıp uymayan YPG’nin, bulunduğu her yeri terk etmek zorunda kaldığını ve son olarak kademeli entegrasyon anlaşmasına imza attığını biliyoruz. Suriye haritasının artık tek renge boyanacağı günler geldi. Mesele bundan sonrasının ne olacağı. Kandildekiler tarafından kışkırtılan YPG bundan sonra da oyun bozanlık yapmaya kalkar mı acaba?..
– Niyetlenebilir belki ama yapabileceğini zannetmiyorum. Elinde bulunan hemen her türlü imkanı zaten devretmiş durumda ve son anlaşma ile Suriye Hükümeti’nin Ayn el-Arap ve Haseke’deki kurumları da teslim alacağı biliniyor. Kandil’den ya da ülkemiz içindeki DEM’den birileri herhalde biraz da İsrail’in dürtmesi ile gelişmeleri engellemek için kıvranıyorlar. Ancak, artık yapabilecekleri bir şey yok… Mustafa:
– Son günlerde bölgede Kürt kıyımı yapıldığı ve Haseke ve Ayn el-Arap’daki insanların açlık ve soğukla karşı karşıya oldukları şeklinde propagandalara ağırlık vermişlerdi…
– Utanması olmayanın her şeyi yapabileceği söylenir. Onlarınki de o hesap. Bir defa YPG Kürt kardeşlerimizi temsil etmiyor. Emrindeki teröristlerin çoğu bölgenin insanı değil oradan buradan toparlama. Bölgede yaşanan Kürt kardeşlerimizin çoğu, PKK uzantısı YPG sebebiyle Türkiye’de sığınmacı olarak hayatlarını sürdürüyor zaten. Şu anda ülkemizde 2 milyon 300 bin civarında Suriyeli var ve bunların yaklaşık 500 bini Kürt asıllı. Önceden rejim ve YPG sebebiyle yurtlarından uzak kalan Suriyeli Kürt kardeşlerimiz, şimdi de YPG sebebiyle vatanlarına dönemiyorlar yani… Mehmet:
– Çıkardıkları yaygara tamamen propagandaya yönelik o zaman?..
– Kesinlikle. Haseke ve Ayn el-Arap’da insanların aç ve açık kaldığı şikayetine gelince, Suriye güçleri oralarda insanı yardım kanalları açtı ve gerek Suriye Hükümeti ve gerekse Türkiye Kızılayı kanalıyla ciddi miktarda yardım da yapılıyor… Selim:
– CHP Genel Başkanı Suriye’deki gelişmelerden tamamen habersiz gibi. PKK uzantısı YPG’nin Suriye Hükümeti ile entegrasyonu baltalama gayretlerine destek çıkmakla kalmayıp, artık dünyanın tanıdığı Ahmet el-Şara’ya bile çamur atmaya kalkışıyor. Derdi ne acaba?..
– Özgür Özel tam bir şaşkın ördek gibi. Önceleri herhalde mezhep gayretiyle Esed yanlısıydı. Şimdi de bazı DEM Partililer sebebiyle YPG yanlısı kesildi. Bilmediği konularda yorum yapmaya kalkışması zaten sıkıntılı iken, sanırım Silivri’de tutuklu İmamoğlu’nun zorlaması ile saçma sapan açıklamalar yapıyor. CHP’deki birilerini ve DEM içindekiler dahil Terörsüz Türkiye karşıtlarını memnun etmeye çalışıyor. Milletimizin büyük bir kesimini memnun eden gelişmeleri itibarsızlaştırmaya çalışmasının başka izahı yok… Mustafa:
– Bunu oy devşirmek için yapıyorsa, söylediklerinin normalde taraftar kaybetme manasına geleceğini bilmeyecek kadar cahil mi bu adam?..
– Bunu bilmem. Ama bulunduğu makama, yolsuzluk ve benzeri çeşitli suçlar sebebiyle tutuklu bulunan İmamoğlu tarafından getirildiğine ve bazı sebeplerle o her ne istiyorsa yapmaya mecbur gözüktüğüne göre hiçbir şey şaşırtıcı değil. Genel başkan oldu olalı, gözü İmamoğlu dışında başka şey görmüyor adamın… İhsan:
– Garip bir durum. Her ne ise. Bugünlük de bu kadar diyelim ve İran’da korkulan türde gelişmeler yaşanmaması ve Suriye Hükümeti’nin ülkenin haritasının tek renk olmasına yönelik çabalarının kısa sürede neticeye ulaşması duasıyla sohbetimizi sonlandıralım…