İran ile ABD arasında Tahran’ın nükleer programı üzerinden aylardır tırmanan gerilimde gözler İsviçre’nin Cenevre kentine çevrildi. Reuters’ın aktardığına göre, ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yapılması planlanan yüksek riskli görüşmelere “dolaylı” şekilde dahil olacağını açıkladı. Trump, İran’ın anlaşma yapmak istediğine inandığını belirtirken, görüşmeler öncesinde ABD’nin bölgeye ikinci uçak gemisi göndermesi tansiyonun daha da yükseldiğine işaret etti.
Trump, Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu görüşmelere dolaylı olarak dahil olacağım. Ve çok önemli olacaklar” ifadelerini kullandı.
“Bu görüşmelere dolaylı olarak dahil olacağım. Ve çok önemli olacaklar”
TRUMP’TAN DİKKAT ÇEKEN MESAJ: “İRAN ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR”
Reuters’a göre Trump, İran’ın bu kez müzakere masasına daha istekli oturacağını düşünüyor. İran’ın geçmişte sert bir tutum sergilediğini ancak bunun sonuçlarını gördüğünü söyleyen Trump, Tahran’ın “anlaşma yapmamanın bedelini ödemek istemeyeceği” görüşünü dile getirdi.
Trump, “Bir anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum” dedi.
“Bir anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum”
Bu açıklamalar, Cenevre’deki görüşmelerin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda askeri ve ekonomik sonuçları da olabilecek bir dönüm noktasına dönüştüğünü gösteriyor.
ABD BÖLGEYE İKİNCİ UÇAK GEMİSİ GÖNDERDİ: SAVAŞ HAZIRLIĞI MI?
Görüşmeler öncesinde tansiyonun yükselmesinin en önemli nedenlerinden biri, ABD’nin Ortadoğu’ya askeri yığınak yapmaya devam etmesi oldu.
Reuters’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde, Washington’un bölgeye ikinci bir uçak gemisi konuşlandırdığı, ABD ordusunun ise görüşmelerin başarısız olması durumunda “uzun süreli bir askeri kampanya ihtimaline” karşı hazırlık yaptığı bildirildi.
“uzun süreli bir askeri kampanya ihtimaline”
Bu tablo, müzakerelerin yalnızca masada değil sahada da “baskı ve caydırıcılık” üzerinden yürütüldüğünü ortaya koydu.
“baskı ve caydırıcılık”
İran ile ABD bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde müzakerelerde bulunacak. Görüşmenin (Arşiv)
“B-2’LERİ GÖNDERMEK ZORUNDA KALDIK” SÖZLERİ GÜNDEM OLDU
Trump, Haziran ayında İran’a yönelik saldırılara da değinerek, diplomatik bir anlaşmanın mümkün olabileceğini ancak bunun sağlanamadığını söyledi.
ABD Başkanı, İran’ın nükleer kapasitesine yönelik saldırılarda kullanılan B-2 bombardıman uçaklarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“B-2’leri gönderip onların nükleer kapasitesini yok etmek yerine bir anlaşma yapabilirdik. Ama B-2’leri göndermek zorunda kaldık.”
Reuters’a göre Trump’ın bu sözleri, geçen hafta yaptığı ve İran’da “rejim değişikliği” ihtimalini gündeme getiren açıklamalarıyla da çelişen bir ton taşıyor.
CENEVRE’DE MASANIN DİĞER TARAFINDA ARAKÇİ VAR
İran cephesinde ise diplomatik temaslar hızlandı. Reuters’a göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pazartesi günü Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) başkanıyla Cenevre’de görüştü.
Arakçi, X hesabından yaptığı açıklamada, Cenevre’ye “adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya ulaşmak” için geldiğini belirtti.
“adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya ulaşmak”
Ancak İranlı Bakan, Washington’a da net bir mesaj verdi:
“Masada olmayan şey: tehditler karşısında teslimiyet.”
Bu çıkış, İran’ın özellikle “baskı altında geri adım atmayacağı” yönündeki tavrını bir kez daha ortaya koydu.
“baskı altında geri adım atmayacağı”
WASHİNGTON’UN KIRMIZI ÇİZGİSİ: “ZENGİNLEŞTİRMEDEN VAZGEÇ”
Reuters’ın aktardığına göre İran ile ABD arasındaki görüşmelerin en büyük tıkanma noktası, Washington’un İran’dan kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeyi tamamen bırakmasını istemesi oldu.
ABD yönetimi, uranyum zenginleştirmenin İran’ın nükleer silaha ulaşmasının önünü açabileceğini savunuyor. Bu nedenle Trump yönetimi, “sıfır zenginleştirme” yaklaşımını görüşmelerin temel şartı haline getirmiş durumda.
“sıfır zenginleştirme”
Tahran ise bu talebi reddediyor.
440 KİLOGRAM URANYUM STOKUNUN AKIBETİ BELİRSİZ
Cenevre’deki görüşmelerin bir diğer kritik başlığı ise İran’ın elindeki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun nerede olduğu.
Reuters’a göre Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’a aylardır şu soruyu yöneltiyor:
İsrail-ABD saldırıları sonrası 440 kilogramlık yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoğuna ne oldu?
Ajans ayrıca, denetimlerin tam şekilde yeniden başlatılmasını ve saldırıya uğrayan üç kritik tesiste incelemelerin yeniden yapılmasını istiyor. Bu tesisler Natanz, Fordow ve İsfahan olarak sıralanıyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KARTI YENİDEN MASADA: TATBİKAT MESAJI
Reuters’ın haberinde dikkat çekilen bir diğer gelişme ise İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketliliği oldu.
İran, olası bir saldırıya karşılık olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği tehdidini defalarca dile getirmişti. Bu boğaz, küresel petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir güzergâh olarak biliniyor.
Reuters’a göre İran, Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat düzenledi.
Bu tatbikat, yalnızca askeri bir hazırlık olarak değil, aynı zamanda müzakere masasına “saha mesajı” olarak da yorumlanıyor.
Dünyanın farklı ülkelerindeki İranlılar, İran rejimi için protestolar düzenlemeye devam ediyor. (REUTERS)
MASADA YALNIZ NÜKLEER KONU YOK: FÜZE PROGRAMI YENİ KRİZ BAŞLIĞI
Cenevre görüşmelerinin önünde ciddi engeller bulunuyor.
Reuters’ın aktardığına göre Washington, görüşmelerin kapsamını genişleterek İran’ın nükleer programı dışında, füze stokları gibi “nükleer olmayan” konuları da gündeme getirmek istiyor.
Ancak İran yönetimi, yalnızca nükleer programına ilişkin kısıtlamaları yaptırımların kaldırılması karşılığında tartışmaya açık olduğunu vurguluyor.
Tahran ayrıca iki kritik konuda net konuşuyor:
“SIFIR URANYUM ZENGİNLEŞTİRME” KABUL EDİLMEYECEK
İran’ın füze kapasitesi masaya getirilmeyecek
Bu durum, masadaki en büyük pazarlık savaşının henüz başlamadan büyüdüğünü gösteriyor.
RUBIO’DAN KARAMSAR MESAJ: “ANLAŞMA YAPMAK ZOR OLACAK”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Reuters’a göre, Macaristan ziyareti sırasında yaptığı açıklamada görüşmelerin kolay olmayacağını söyledi.
Rubio, “Burada diplomatik olarak bir anlaşmaya varmak için bir fırsat olduğunu düşünüyorum… ancak bunu abartmak da istemiyorum” ifadelerini kullandı.
“Burada diplomatik olarak bir anlaşmaya varmak için bir fırsat olduğunu düşünüyorum… ancak bunu abartmak da istemiyorum”
Rubio ayrıca, İran ile anlaşmanın geçmişte neden zor olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Zor olacak. İran ile gerçek anlaşmalar yapmak herkes için çok zor oldu. Çünkü jeopolitik kararlar değil, teolojik kararlar alan radikal Şii din adamlarıyla karşı karşıyayız.”
Bu açıklama, Washington’un müzakere masasına temkinli ve sert bir perspektifle yaklaştığını bir kez daha ortaya koydu.
CENEVRE’DE KRİTİK GÜN: DİPLOMASİ Mİ, YENİ KRİZ Mİ?
Reuters’ın değerlendirmesine göre Cenevre’deki görüşmeler, yalnızca İran’ın nükleer programı açısından değil, Ortadoğu’nun geleceği ve küresel enerji güvenliği açısından da kritik bir eşik niteliği taşıyor.
ABD’nin askeri yığınağı, İran’ın uranyum stokuna dair belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı’nda artan gerilim, masadan çıkacak sonucun tüm bölgeyi etkileyebileceğini gösteriyor.
Trump’ın “dolaylı katılım” vurgusu ise bu sürecin doğrudan Beyaz Saray tarafından takip edildiğini ve kararların en üst düzeyde şekilleneceğini ortaya koyuyor.