İran’da 28 Aralık 2025’te, ulusal para biriminin hızla değer kaybetmesi ve artan ekonomik baskı nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın öncülüğünde başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Gelişmeler, eylemlerin arka planına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Protestoların ardında hangi güçlerin olduğu ve sürece siyasi hesapların mı yön verdiği tartışılıyor. A Haber’e konuk olan uzmanlar, Tahran merkezli gösterilerin perde arkasını değerlendirerek süreci analiz etti.
İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde, ulusal para biriminin yabancı para karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik krizinin derinleşmesi üzerine Tahran Büyük Çarşı’da başlayan esnaf tepkisi, kısa sürede ülke genelinde geniş çaplı protestolara dönüştü.
Eylemler iki haftayı geride bırakırken, İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), devam eden olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısının 538’e ulaştığını açıkladı.
Yaşanan bu gelişmeler, protestoların temel nedenlerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Tepkilerin arkasında yalnızca ekonomik daralma mı bulunuyor, yoksa süreci yönlendiren dış aktörler mi devrede?
A Haber ekranlarında görüşlerini paylaşan uzmanlar, Tahran merkezli gösterilerin arka planını analiz ederek, sahadaki gelişmelerin nedenlerine dair değerlendirmelerde bulundu.
ABD İRAN’DA DARBE Mİ YAPACAK?
A Haber ekranlarına konuk olan Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, ABD’nin bölgesel politikalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Olçar, Taliban, DAEŞ ve El Kaide gibi örgütlerin geçmişte ABD tarafından sahaya sürüldüğünü hatırlatarak, PKK’nın da desteklenen yapılar arasında yer aldığını, SDG’nin ise yine Washington tarafından yapılandırıldığını ifade etti. ABD’nin, kurduğu yapıları belli bir süre kullandıktan sonra tasfiye etmeyi alışkanlık haline getirdiğini vurguladı.
İran özelinde ise ABD’nin neyi hedeflediğinin netleşmesi gerektiğini belirten Olçar, “Rejimi mi değiştirmek istiyorlar, Hamaney’i mi devre dışı bırakmak istiyorlar, yoksa İran’ı bölmeyi mi amaçlıyorlar?” sorularını gündeme getirdi. 89 milyonluk bir ülkenin bölünmesinin yönetilebilir bir tablo ortaya koymayacağını dile getiren Olçar, bu sürecin arkasında ABD mi yoksa İsrail mi var sorusunun da yanıtlanması gerektiğini söyledi.
“Rejimi mi değiştirmek istiyorlar, Hamaney’i mi devre dışı bırakmak istiyorlar, yoksa İran’ı bölmeyi mi amaçlıyorlar?”
Petrol eksenli bir okumanın İran için yeterli olmayacağını vurgulayan Olçar, asıl meselenin İsrail’in bölgesel güvenliği olduğunu kaydetti. Bu kapsamda İran’ın pasifize edilmesinin hedeflendiğini ifade eden Olçar, nükleer kapasiteye ulaşmasının engellenmesi, konvansiyonel silahlarının ve özellikle balistik ile hipersonik füzelerinin kontrol altına alınmasının istendiğini belirtti.
Tüm bu unsurların devre dışı bırakılması halinde İran’ın, köşeye sıkıştırılmış ve kontrol edilebilir bir devlete dönüştürülmesinin amaçlandığını sözlerine ekledi
ABD İRAN’DA NE YAPMAK İSTİYOR?
A Haber ekranlarına konuk olan Dış Politika Uzmanı Dr. Tolga Sakman, ABD’nin Venezuela’da yürüttüğü askeri operasyonların İran’da da uygulanıp uygulanmayacağı yönündeki soruya yanıt verdi. Sakman, ABD’nin yalnızca İran’da değil, aynı anda birçok ülkede siyasi ve ekonomik dengeleri sarsmaya yönelik hamleler yaptığını ifade etti. Bu sürecin sadece sokak olaylarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Sakman, siyasetin ve ekonomilerin de hedef alındığını söyledi.
İran’daki sürecin diğer ülkelerden farklı seyrettiğine dikkat çeken Sakman, ABD Başkanı Donald Trump’ın bugüne kadar İran konusunda “özgürlük” söylemi üzerinden bir müdahale propagandası yürütmediğini belirtti. Trump’ın Venezuela ve diğer örneklerde olduğu gibi daha çok “ekonomik refah” vurgusu yaptığını aktaran Sakman, İran’da “özgürlük” kavramının dile getirilmesinin ise doğrudan askeri müdahale anlamına gelmediğini ifade etti. Sakman, bu söylemin ABD’nin İran’da askeri bir operasyondan ziyade, ikincil yollarla iç dengeleri etkilemeye yönelik bir strateji izlediğini gösterdiğini söyledi.
“İRAN’DA DIŞ MÜDAHALE BİR ANDA GÜNDEME GELEBİLİR”
A Haber ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Gazeteci Kurtuluş Tayiz, İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Tayiz, rejimin alternatifi olarak dışarıdan bir müdahalenin bir anda gündeme getirilebileceğini belirterek, sürecin yalnızca tesadüf, ekonomik kriz ya da kendiliğinden gelişen toplumsal olaylar olarak okunmaması gerektiğini vurguladı.
Özellikle devalüasyona yol açan sürecin, Suriye’de Esad yönetiminin düşmesinin ardından İsrail ve ABD merkezli bir akıl tarafından planlanıp yönlendirildiğini ifade eden Tayiz, bölgede bilinçli bir istikrarsızlaştırma planının devrede olduğunu söyledi. İsrail’in önceliğinin söz konusu coğrafyanın sürekli istikrarsız kalması olduğuna dikkat çeken Tayiz, ikinci aşamada ise rejim değişikliği ve yeni aktörlerin sahaya sürülmesinin hedeflendiğini dile getirdi.
Ancak bu senaryonun başarılı olma ihtimalinin zayıf olduğunu belirten Kurtuluş Tayiz, rejim değişse dahi kaos ve istikrarsızlığın devam edeceğini, bu durumun da bölgeyi uzun süreli bir belirsizliğe sürükleyeceğini ifade etti.
İRAN SOKAKLARINDA HANGİ AJANLAR VAR?
ABD ile İran arasında tırmanan gerilimi değerlendiren A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, Washington’un izlediği stratejiye dikkat çekti. Sapmaz, ABD Başkanı Donald Trump’ın tansiyonu yüksek tutuyormuş gibi görünerek İran’ı müzakere masasına çekmeye çalıştığını belirterek, bu kapsamda New York Times ve Wall Street Journal gibi ABD ana akım medyasına Beyaz Saray kaynaklı çeşitli haberlerin servis edildiğini ifade etti. Ancak Trump’ın İran’a yönelik doğrudan bir askeri operasyon hazırlığında olmadığının özellikle altını çizdi.
A Haber canlı yayınında kendisine ulaşan özel bilgileri paylaşan İrfan Sapmaz, İran’daki güç dengelerinin son derece karmaşık bir noktaya geldiğini söyledi. Sapmaz, “Devrim Muhafızları’nın ABD istihbarat servisleriyle, özellikle CIA ile temas halinde olduğu; aynı zamanda MOSSAD ile bağlantılarının bulunduğu yönünde ciddi iddialar var. Bu tablo, İran’ın fiilen ikiye bölünmüş bir görüntü verdiğini ortaya koyuyor” dedi.
“Devrim Muhafızları’nın ABD istihbarat servisleriyle, özellikle CIA ile temas halinde olduğu; aynı zamanda MOSSAD ile bağlantılarının bulunduğu yönünde ciddi iddialar var. Bu tablo, İran’ın fiilen ikiye bölünmüş bir görüntü verdiğini ortaya koyuyor
Sapmaz’a göre İran’da bir tarafta Devrim Muhafızları, diğer tarafta ise Dini Lider Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın birlikte hareket ettiği bir yapı bulunuyor. Hem Hamaney’in hem de Pezeşkiyan’ın, Devrim Muhafızları’nın yürüttüğü bu sürecin farkında olduğu ifade ediliyor.
ABD Başkanı Trump’ın İran’da yeni bir kriz alanına girmek istemediğini vurgulayan Sapmaz, “Trump, tansiyonu yükselterek Tahran’ı masaya çekmeye çalışıyor. Ancak Venezuela örneğinde olduğu gibi doğrudan bir askeri operasyon planı yok. İran’ı tamamen etkisiz hale getirmeye yönelik bir programının bulunmadığı net biçimde söylenebilir” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD ziyaretlerine de dikkat çeken Sapmaz, bu görüşmelerde ana gündem maddesinin İran olduğunu belirtti. Netanyahu’nun, ABD’yi İran’a karşı sürekli kışkırtmaya çalıştığını söyleyen Sapmaz, “Temsilciler Meclisi ve Senato içinde İsrail yanlısı isimler ile istihbarat servisleri üzerinden Trump’a baskı kuruluyor. Pentagon ve ‘derin devlet’ olarak adlandırılan yapılar aracılığıyla bu baskı sürdürülüyor. Ancak Trump, bu oyunun farkında ve şu ana kadar bu yönde somut bir adım atmış değil” dedi.
ABD ve İsrail medyasında, özellikle MOSSAD bağlantılı olduğu öne sürülen kaynaklar üzerinden provokatif haberlerin dolaşıma sokulduğunu ifade eden Sapmaz, son olarak Trump’ın Rıza Şah Pehlevi ile görüştüğüne dair dijital olarak üretilmiş görsellerin servis edildiğini hatırlattı. Trump’ın bu iddialara mesafeli yaklaştığını belirten Sapmaz, “Rıza Şah Pehlevi’nin ABD siyasetinde ya da İran denkleminde etkili bir rolü bulunmadığı değerlendiriliyor” diye konuştu.
Rıza Şah Pehlevi’nin ABD siyasetinde ya da İran denkleminde etkili bir rolü bulunmadığı değerlendiriliyor”
CIA raporlarına da değinen İrfan Sapmaz, İran’da mevcut yönetimi devirebilecek bir toplumsal zeminin henüz oluşmadığını aktardı. Sapmaz, “Sokak gösterilerinin Hamaney ve Pezeşkiyan yönetimini düşürecek bir noktaya ulaşmadığı, Trump’a sunulan özel istihbarat raporlarında açıkça ifade ediliyor” dedi.
Sokak gösterilerinin Hamaney ve Pezeşkiyan yönetimini düşürecek bir noktaya ulaşmadığı, Trump’a sunulan özel istihbarat raporlarında açıkça ifade ediliyor”
Öte yandan, Devrim Muhafızları’nın CIA ve İngiliz istihbarat servisi MI6 ile temas halinde olduğu iddialarının İran yönetimi tarafından bilindiğini belirten Sapmaz, Hamaney ve Pezeşkiyan’ın bu yapının etkisini kırmaya çalıştığını ve sahada çok katmanlı bir güç mücadelesinin devam ettiğini sözlerine ekledi.