İran’da ekonomik krizle başlayan sokak hareketliliği, ABD ve İsrail’den gelen müdahale sinyalleriyle uluslararası bir krize dönüştü. Rejim değişikliği çağrıları, eski rejim figürlerinin devreye girmesi ve Tahran’dan gelen sert restler, Ortadoğu’daki fay hatlarını yeniden harekete geçirdi. A Haber, İran’daki kirli oyunun perde arkasını ve bölgeyi bekleyen tehlikeli senaryoları mercek altına aldı.
İran’da 28 Aralık’ta ekonomik gerekçelerle patlak veren toplumsal hareketlilik, kısa sürede uluslararası bir krizin fitilini ateşledi. Tahran sokaklarından yükselen geçim kaygısı sesleri, ABD ve İsrail’in açık desteğiyle rejim değişikliği tartışmalarına ve kanlı çatışmalara dönüştü.
ORTADOĞU’NUN SON KALESİ: İRAN!
Binlerce kişinin hayatını kaybettiği olaylar zinciri, Ortadoğu’nun fay hatlarını yeniden tetiklerken; bölgedeki güç dengeleri, dış müdahale senaryoları ve istihbarat savaşlarının gölgesinde yeniden şekilleniyor.
GEÇİM KAYGISI SOKAKLARI HAREKETLENDİRDİ
İran’da olayların başlangıç noktası, sosyal medyada anlatılanın aksine özgürlük sloganları değil, mutfaktaki yangın oldu. Tahran sokaklarında döviz kurundaki kontrolsüz yükseliş ve esnafın kepenk indirmesiyle başlayan süreci değerlendiren İran araştırmacısı Oral Toğa, “Doların bir anda yükselmesiyle elektronik malzeme satan esnafın nasıl fiyatlandıracağını bilememesinden kaynaklı bir protestonun, zamanla ideolojik ayrışmaların dahil olmasıyla başka bir yöne evrildiğini gördük” ifadelerini kullandı.
“Doların bir anda yükselmesiyle elektronik malzeme satan esnafın nasıl fiyatlandıracağını bilememesinden kaynaklı bir protestonun, zamanla ideolojik ayrışmaların dahil olmasıyla başka bir yöne evrildiğini gördük”
Uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Hazar Vural ise ekonomik tablonun arkasındaki küresel baskıya dikkat çekerek, “İran ekonomisinin bu noktaya gelmesinde ABD öncülüğündeki sistematik yaptırımların etkisi büyük. Ekonomik baskı unsurlarının bu kadar sistematik kullanılmasının sebebi İran halkı ile yönetimini karşı karşıya getirmek” sözleriyle durumu aktardı.
“İran ekonomisinin bu noktaya gelmesinde ABD öncülüğündeki sistematik yaptırımların etkisi büyük. Ekonomik baskı unsurlarının bu kadar sistematik kullanılmasının sebebi İran halkı ile yönetimini karşı karşıya getirmek”
ABD VE İSRAİL’DEN “MÜDAHALE” SİNYALİ
Sokaklardaki hareketlilik sürerken, Washington ve Tel Aviv hattından gelen açıklamalar gerilimi tırmandırdı. ABD Başkanı Trump, “İran’daki durumu çok yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte yaptıkları gibi insanları öldürmeye başlarlarsa Amerika Birleşik Devletleri’nden çok sert bir karşılık alacaklar” uyarısında bulundu.
“İran’daki durumu çok yakından takip ediyoruz. Eğer geçmişte yaptıkları gibi insanları öldürmeye başlarlarsa Amerika Birleşik Devletleri’nden çok sert bir karşılık alacaklar”
Bu tehditlere sokaktaki İranlı vatandaşlardan sert tepki geldi. Bir İran vatandaşı, “Trump hiçbir şey yapamaz. Müslüman ülkeler ile birlik olduğumuzda onlar hiçbir şey yapamaz” ifadelerini kullanırken, bir diğer vatandaş ise “Sokakları ele geçiren hepinizi tebrik ederim” diyerek eylemcilere seslendi.
“Trump hiçbir şey yapamaz. Müslüman ülkeler ile birlik olduğumuzda onlar hiçbir şey yapamaz”
“Sokakları ele geçiren hepinizi tebrik ederim”
Dr. Hazar Vural, İsrail ve ABD’nin bu süreçteki rolünü, “ABD ve İsrail, İran halkının protestolarının tam ortasında duruyor. Çünkü 47 yıldır birbirine karşıt pozisyon alan aktörlerden bahsediyoruz. Tahran’ın zayıflaması Tel Aviv için stratejik bir fırsat anlamını taşıyor” sözleriyle dile getirdi.
“ABD ve İsrail, İran halkının protestolarının tam ortasında duruyor. Çünkü 47 yıldır birbirine karşıt pozisyon alan aktörlerden bahsediyoruz. Tahran’ın zayıflaması Tel Aviv için stratejik bir fırsat anlamını taşıyor”
ESKİ REJİM FİGÜRLERİ SAHNEDE: PEHLEVİ’DEN GREV ÇAĞRISI
Kriz sürecinde sürgündeki eski rejim figürleri de devreye girdi. Devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi, ABD’den yaptığı çağrıda, “Hepinizden bayraklar, resimler ve ulusal sembollerle sokaklara çıkmanızı ve kamusal alanları kendinize ait ilan etmenizi rica ediyorum. Ekonomi, ulaşım, petrol ve doğalgaz sektöründeki işçileri ülke çapında greve davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Hepinizden bayraklar, resimler ve ulusal sembollerle sokaklara çıkmanızı ve kamusal alanları kendinize ait ilan etmenizi rica ediyorum. Ekonomi, ulaşım, petrol ve doğalgaz sektöründeki işçileri ülke çapında greve davet ediyorum”
Pehlevi’nin bu çıkışını yorumlayan Dr. Hazar Vural, “Pehlevi’nin Siyonist lobilerle yakın ilişkileri varken ve İranlılar bunu çok iyi biliyorken, Amerika’dan gelecek bir şahsın İran’da bir geleceği olduğunu düşünmüyorum” sözleriyle bu girişimin halk nezdindeki karşılığını sorguladı.
“Pehlevi’nin Siyonist lobilerle yakın ilişkileri varken ve İranlılar bunu çok iyi biliyorken, Amerika’dan gelecek bir şahsın İran’da bir geleceği olduğunu düşünmüyorum”
TAHRAN’DAN SERT CEVAP: “BU BİR SAVAŞ İLANIDIR”
İran yönetimi, yaşananları doğrudan dış güçlerin bir suikastı olarak nitelendirdi. İran Dini Lideri Ali Hamaney, kendisine yapılacak bir saldırının İslam dünyasına yapılmış sayılacağını ve bu durumda “Cihad ilan edileceğini” açıklayarak rest çekti.
“Cihad ilan edileceğini”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “Mevcut gerilimlerden ABD sorumludur. Askeri gücünü Basra Körfezi’ne konuşlandıran İran değildir. ABD Başkanı’nı memnun etmek için kendi ülkelerini tahrip eden vandal gruplar ortaya çıktı. Siyonist rejimin ve bazı Amerikalı yetkililerin açıklamaları, uluslararası normlara göre şiddete ve terörizme teşviktir” ifadeleriyle uluslararası hukuka vurgu yaptı.
“Mevcut gerilimlerden ABD sorumludur. Askeri gücünü Basra Körfezi’ne konuşlandıran İran değildir. ABD Başkanı’nı memnun etmek için kendi ülkelerini tahrip eden vandal gruplar ortaya çıktı. Siyonist rejimin ve bazı Amerikalı yetkililerin açıklamaları, uluslararası normlara göre şiddete ve terörizme teşviktir”
BÖLGESEL KAOS KORKUSU VE TÜRKİYE’NİN TAVRI
Protestoların şiddetlenmesi, akıllara Suriye, Libya ve Irak örneklerini getirdi. Oral Toğa, halkın bu korkuyla sokaklardan çekilmeye başladığını belirterek, “Ülkemiz Libya veya Irak olur mu korkusu insanları sokaklardan geri çekiyor. Çatışma sürecinde Tahran bir anda 20 milyondan 5 milyona kadar düştü” dedi.
“Ülkemiz Libya veya Irak olur mu korkusu insanları sokaklardan geri çekiyor. Çatışma sürecinde Tahran bir anda 20 milyondan 5 milyona kadar düştü”
Türkiye’nin bu süreçteki sağduyulu duruşuna değinen Dr. Hazar Vural ise, “Türkiye’nin arzusu, İran’ın sorunlarını dış müdahale olmadan kendi içinde barışçıl yollarla çözmesidir. Dış müdahaleler yalnızca kan ve gözyaşı getirir, bunu tüm dünya biliyor” ifadelerini kullandı. Gelinen noktada İran, hem iç gerilimler hem de dış baskılarla tarihinin en kritik sınavlarından birini vermeye devam ediyor.
“Türkiye’nin arzusu, İran’ın sorunlarını dış müdahale olmadan kendi içinde barışçıl yollarla çözmesidir. Dış müdahaleler yalnızca kan ve gözyaşı getirir, bunu tüm dünya biliyor”