Trump’ın çağrıları İsrail’in tehdidi: İran sokaklarında “Mossad” etkisi mi?

Trump’ın çağrıları İsrail’in tehdidi: İran sokaklarında “Mossad” etkisi mi?
Yayınlama: 10.01.2026 02:49
A+
A-

İran’da yerel para biriminin hızla değer kaybetmesi ve yaptırımların ekonomide yarattığı baskı protestoları tetiklerken, Tahran’da provokatörlerin sahneye çıkmasıyla sokaklar karıştı. A Haber canlı yayınına katılan Akademisyen ve İran Uzmanı Doç. Dr. İsmail Sarı, İran’da dış tehditlerle iç protestoların ilk kez bu denli eş zamanlı ilerlediğine dikkat çekerek, sürecin marjinal grupların etkisiyle rejimi zayıflatmaya yönelik kontrollü bir kaos senaryosuna evrilebileceğine dikkat çekti.

İran’da yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve yaptırımların ekonomide yarattığı baskı, ülke genelinde protestoları beraberinde getirdi. Tahran başta olmak üzere birçok kentte sokaklar karışırken, A Haber’e konuşan uzman isim yaşanan sürecin önceki protesto dalgalarından farklı bir tabloya işaret ettiğini belirterek konuyu detaylandırdı.

“PROTESTO ÖNCEKİLERDEN FARKLI BİR TABLO VAR”

Akademisyen İran Uzmanı Doç. Dr. İsmail Sarı, İran’da geçtiğimiz günlerde başlayan ve dün gece şiddetlenen protestolarda farklı bir tablonun oluştuğuna dikkat çekerek, yaşanan önceki protestolarla olan farkını şu sözlerle açıkladı:

“İran’da bugünü farklı kılan bir şey var. Aslında İran’a baktığımız zaman, devrim sonrası İran’a baktığımız zaman hem içeride hem dışarıda birtakım problemlerle çok fazla uğraştı. Devrim sonrası İran-Irak savaşı oldu. Daha sonrasında ABD’nin ciddi anlamda izolasyonuna ve yaptırımlarına maruz kaldı. En son Haziran’da İsrail’in saldırıları söz konusu oldu. Dış tehditler her zaman var oldu. Ama içeriye baktığımız zaman, içerideki protesto döngüleriyle bu dış tehditlerin paralel geldiği hiçbir zaman olmadı.

(fotoğraf – ahaber.com.tr – ekran görüntüsü)

“PROTESTOLARDA İSRAİL TEHDİDİ…”

Bugün diğer protestolardan farklı olarak hem bir dış tehdit var, ABD ve İsrail, özellikle İsrail tehdidi söz konusu… ama daha fiili anlamda, daha görünür, daha gerçekçi olan bir İsrail’in ikinci tur saldırı tehdidi söz konusu. Bununla beraber içeride protestoların niteliği itibariyle de marjinal kesimlerin, özellikle de etnik rengi de söz konusu olan siyasal protestoları görüyoruz. Şimdi 28 Aralık’ta normalde bu protestolar elektronik çarşısının, Tahran’daki elektronik çarşısının esnafının bir döviz protestosu olarak başladı. Bu daha sonra Tahran’ın etrafındaki şehirlere, büyük şehirlere de yayıldı; Meşhed gibi, İsfahan gibi, Şiraz gibi şehirlere yayıldı. Ama bunlar kısa zamanda duruldu. Daha küçük şehirlerde başladı, Loristan bölgesinde, işte yine Kürtlerin olduğu bölgede küçük grupların, daha marjinal grupların olduğu protestolar şeklinde oldu. Ama bu gruplar yükselmeye ve şiddet eylemlerinin biraz daha kitleselleşmeye başladığını görüyoruz ve artık bu küçük grupların tekrar büyük şehirlere bir dalga olarak yansıdığını, bir nevi rejimin kalesi diyebileceğimiz Meşhed’de kitleselleşebilecek gösterileri görüyoruz.

İRAN’DA FARKLI BİR SÜREÇ Mİ SÖZ KONUSU?

Bu protestoların geleceğini belirleyecek üç parametreden bahsedebiliriz. Birinci parametre; bu gösteriler coğrafi anlamda ne kadar genişleyecek? Yani önceki, az önce saydığım 2009, 17, 19, 22 gösterileri daha kitleseldi. Bu gösterilere baktığımız zaman daha lokal gösteriler olarak karşımıza çıkıyor. Bu kitleselleşecek mi? İkinci olarak; sosyolojik kombinasyon. Şimdi buraya baktığımız zaman normal İran vatandaşının, günlük hayatını yaşayan, sıradan İran vatandaşının bu gösterilere çok fazla ilgi göstermediğini görüyoruz. Orta sınıf diyeceğimiz ya da orta-alt sınıf diyeceğimiz, daha çok belirleyici olan kesimin buraya çok fazla itibar göstermediğini görüyoruz. Çünkü İran halkı bir “Suriyelileşme” tehlikesini hissediyor ve bundan ciddi anlamda korkuyor. Bununla beraber Haziran ayında zaten büyük bir saldırı söz konusu oldu. Bununla beraber Trump’ın söylemleri söz konusuyken, İran halkının böyle bir ortamda sokağa çıkmanın bir fayda sağlayacağını ya da bir şeylere çözüm olacağını düşünmesi zaten mümkün değil.

Şimdi Trump’ın söylemlerine baktığımız zaman, Trump kitleleri sokağa çağırırken onlara bir koruma şemsiyesi aslında vaat etmiş oluyor. İlk etapta kitlelerin sokağa çıkmamasında ya da çok fazla eylem görmememizde biraz da tabii ki korku, endişe söz konusu. Ama Trump’ın bu söylemleriyle beraber bazı gruplar “tabii bunları tırnak içerisinde söylüyorum; bazı marjinal gruplar, bazı etnik terör grupları” bundan cesaret aldılar.”

“tabii bunları tırnak içerisinde söylüyorum; bazı marjinal gruplar, bazı etnik terör grupları”

TRUMP İRAN’DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ İSTİYOR?

Bir sokağa Trump adının verilmesine ilişkin marjinal hareketlere ilişkin konuşan Sarı, “Bunun İran halkında bir karşılığının olması mümkün değil. Nihayetinde Trump’ın İran’da bir rejim değişikliği düşündüğüne dair de benim bir inancım yok açıkçası. Yani ABD’nin temel politikalarına baktığımız zaman, İran’a yönelik 79’dan bu yana takip ettiği politikalara baktığımız zaman; her ne kadar söylemsel olarak sürekli bir rejim değişikliğinden bahsetse, İran’ı şeytanlaştırma, İran rejimini illegalize etme yönünde söylemsel anlamda sürekli bu ifadeler kullanılsa da, ABD’nin Ortadoğu politikaları açısından İran çok ciddi anlamda kullanışlı bir aparat. Ve bölgenin dizaynında, bölgedeki birtakım değişikliklerde ya da bazen statükonun korunmasında, Arap Baharı’nda da olduğu gibi, İran ciddi anlamda ABD politikalarıyla uyumlu.

Bunun İran halkında bir karşılığının olması mümkün değil. Nihayetinde Trump’ın İran’da bir rejim değişikliği düşündüğüne dair de benim bir inancım yok açıkçası. Yani ABD’nin temel politikalarına baktığımız zaman, İran’a yönelik 79’dan bu yana takip ettiği politikalara baktığımız zaman; her ne kadar söylemsel olarak sürekli bir rejim değişikliğinden bahsetse, İran’ı şeytanlaştırma, İran rejimini illegalize etme yönünde söylemsel anlamda sürekli bu ifadeler kullanılsa da, ABD’nin Ortadoğu politikaları açısından İran çok ciddi anlamda kullanışlı bir aparat. Ve bölgenin dizaynında, bölgedeki birtakım değişikliklerde ya da bazen statükonun korunmasında, Arap Baharı’nda da olduğu gibi, İran ciddi anlamda ABD politikalarıyla uyumlu.

Bununla beraber İran tehdidi Körfez’in ABD’ye yaklaşmasında ya da bölge dengeleri açısından da ABD için gerekli. Tabii bu aşamada İsrail’in politikaları ön plana çıkıyor. İsrail daha önce evet rejim değişikliği noktasında o da karşıydı. Her ne kadar söylemsel olarak ABD gibi o da sürekli rejim değişikliğinden bahsediyor olsa da, o da benzer şekilde hem bölgedeki saldırgan politikalarının meşrulaşmasında, Körfez’in İsrail’e yaklaşmasında İran tehdidini kullanışlı buluyordu. Ama artık İran tehdidine gerek kalmadı. Yani son saldırılarla beraber İran tehdit olmaktan çıktı.

ABD’NİN İRAN’DAKİ AMACI KAOS MU?

Burada bir kaos muhtemelen. Kitleleri hareketlendirerek rejimin zayıflatılması ve beraberinde nükleer müzakerelere ve ekstra balistik füze müzakerelerine İran’ı zayıf bir şekilde oturtmak.” diye konuştu.

Burada bir kaos muhtemelen. Kitleleri hareketlendirerek rejimin zayıflatılması ve beraberinde nükleer müzakerelere ve ekstra balistik füze müzakerelerine İran’ı zayıf bir şekilde oturtmak.”

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.