Türkiye, ABD–İran arasında arabulucu konumda mı? | Trump’tan “Kuzey Kore” benzetmesi: Tehdit mi, pazarlık mesajı mı?

Türkiye, ABD–İran arasında arabulucu konumda mı? | Trump’tan “Kuzey Kore” benzetmesi: Tehdit mi, pazarlık mesajı mı?
Yayınlama: 03.02.2026 11:34
A+
A-

ABD merkezli Axios’a göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 6 Şubat’ta İstanbul’da bir araya gelecek. Görüşme, uzun süredir gergin olan ABD–İran ilişkilerinde yeni bir diplomatik sürecin kapısını aralayabilir. Uzmanlara göre ABD, İran’ın nükleer faaliyetlerini ve balistik füze kapasitesini sınırlandırmak isterken; İran, yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. İstanbul’un görüşme adresi olması, Türkiye’nin bölgesel istikrar arayışının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Trump’ın “İran, Kuzey Kore’ye dönüşüyor” paylaşımı ise doğrudan bir tehditten ziyade, müzakere sürecinde baskıyı artırmaya yönelik stratejik bir mesaj olarak okunuyor. Tarafların askeri çatışmadan kaçınması, diplomasi ihtimalini güçlendiriyor.

ABD–İran ilişkilerinde uzun süredir devam eden yüksek tansiyonun düşüp düşmeyeceği merak edilirken, ABD merkezli haber platformu Axios dikkat çekici bir iddia ortaya attı. Habere göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 6 Şubat Cuma günü İstanbul’da bir araya gelecek.

Olası görüşme, Washington–Tahran hattında yeni bir diplomatik sürecin başlangıcı olarak değerlendirilirken, toplantının adresinin İstanbul olması da ayrıca önem taşıyor.

“İstanbul’un seçilmesi Türkiye’nin istikrar arayışını gösteriyor”

Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, görüşmenin İstanbul’da yapılmasının kritik bir mesaj içerdiğini belirterek, Türkiye’nin bölgesel istikrar için üstlendiği rolün altını çizdi. Gökçe, bu temasın taktiksel mi yoksa kalıcı bir diplomatik sürecin başlangıcı mı olacağının, bölgedeki gerilimin geleceğini de belirleyeceğini ifade etti.

ABD’nin İran’dan öncelikli beklentisinin nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması olduğunu vurgulayan Gökçe, İran’ın ise yaptırımların kaldırılmasını temel şart olarak gördüğünü söyledi. Gökçe’ye göre ABD, askeri bir saldırıya sıcak bakmıyor; zira özellikle Basra Körfezi’nde yaşanabilecek olası bir kayıp, Trump açısından ciddi bir prestij sorunu yaratabilir.

“Askeri riskler ABD’yi de düşündürüyor”

Gökçe, geçtiğimiz yıl İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından İran’ın balistik ve hipersonik füze kapasitesinin ortaya çıktığını, bunun da ABD açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. Özellikle Körfez’de ABD donanmasına yönelik olası bir saldırının Washington için kabul edilemez sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Gökçe, bu nedenle İstanbul’daki görüşmelerden umutlu olduğunu dile getirdi.

Ancak Gökçe’ye göre, yeni pazarlık başlıkları arasında İran’ın balistik füze kapasitesinin sınırlandırılması da yer alıyor. Trump’ın “İran, Kuzey Kore’ye benziyor” açıklamasının arka planında da bu endişe yatıyor.

“Trump’ın yöntemi baskıyı artırarak müzakereyi zorlamak”

Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ise süreci Trump’ın alışıldık pazarlık yöntemi üzerinden okuyor. Tanrıkulu’na göre Trump, karşı tarafı en sert söylemlerle baskı altına alıp ardından istediğini almaya çalışıyor. Florida, Kanada ve Venezuela örneklerini hatırlatan Tanrıkulu, İran konusunda da benzer bir taktik izlendiğini söyledi.

İran’daki ekonomik kriz, para birimindeki değer kaybı ve giderek genişleyen toplumsal protestoların, Tahran’ın müzakere masasına daha açık hale gelmesine neden olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, İstanbul’daki görüşmeler öncesinde perde arkasında bazı başlıklarda uzlaşı sağlanmış olabileceğini belirtti.

Bu başlıklar arasında; vekil güçlere verilen desteğin azaltılması, hipersonik füzelerin sınırlandırılması ve uranyum zenginleştirmenin durdurulması ya da üçüncü bir ülkeye devredilmesi yer alıyor.

“Kuzey Kore benzetmesi: Uyarı mı, tehdit mi?”

Trump’ın, bir gazetecinin “İran, Kuzey Kore’ye dönüşüyor” değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşması ise yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe’ye göre bu benzetme, rejim yapısından ziyade İran’ın askeri kapasitesine işaret ediyor.

Gökçe, Kuzey Kore’nin nükleer silahlar ve etkili balistik füzeler sayesinde müdahale edilmesi zor bir ülke haline geldiğini hatırlatarak, Trump’ın İran’ın da bu noktaya gelmesinden endişe ettiğini söyledi. Özellikle İsrail’in hava savunma sistemi Demir Kubbe’nin İran füzeleriyle aşılması, Tel Aviv açısından ciddi bir güvenlik ve “beka” sorunu olarak görülüyor.

“Algı yönetimi ve düşmanlaştırma”

Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ise Kuzey Kore benzetmesini, İran’ı uluslararası alanda daha da izole etmeye yönelik bir algı yönetimi olarak değerlendirdi. Tanrıkulu, nükleer silah meselesinde İsrail’in görmezden gelinmesine dikkat çekerek, ABD’nin bu tür benzetmelerle İran’ı hedef göstermeyi amaçladığını savundu.

Tanrıkulu’na göre Trump, bir yandan müzakere kapısını açık tutarken diğer yandan sert söylemlerle pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor. İstanbul’daki görüşme de bu stratejinin somut bir yansıması olarak görülüyor.

Trump’tan İran’a: “Anlaşamazsak kötü şeyler olacak”

Epstein belgeleri dünyayı sarsmaya devam ediyor: ‘Bal tuzağı’

Müzakerenin adresi yeniden İstanbul! “Türkiye kilit ülke”

Suriye’de entegrasyon başladı! Haseke’de başladı sırada Kamışlı var

Açılış böyle yapıldı! Venedik Karnavalı başladı…

Grammy Ödülleri’nde ‘ICE’ Öfkesi! Epstein göndermesi, rozetler, ‘çalıntı topraklar’ çıkışı… Çok konuşulacak o anlar!

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.