Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin son raporu ışığında düzenlenen uluslararası panelde, Gazze ve Batı Şeria’da uygulanan şiddetin “tesadüfi” olmadığı; aksine İsrail devletinin tüm organlarıyla desteklediği, Filistin halkının varlığını hem fiziksel hem de ruhsal olarak yeryüzünden silmeyi hedefleyen “bütüncül bir imha projesi” olduğu belgelendi.
BM Özel Raportörü Francesca Albanese’nin raporu üzerine yapılan uluslararası panelde, Filistin’deki uygulamaların yalnızca insan hakları ihlali değil, sistematik bir “yok etme stratejisi” olduğu savunuldu. Uzmanlar, işkencenin fiziksel sınırları aşarak toplumsal yapıyı hedef aldığını belirtti.
Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Francesca Albanese’nin hazırladığı rapor, uluslararası hukukçular ve akademisyenlerin katıldığı bir panelde çok boyutlu şekilde değerlendirildi. Panelde ortaya konan analizler, Filistin’de yaşananların klasik çatışma dinamiklerinin ötesine geçtiğini ve çok katmanlı, kurumsallaşmış bir baskı sistemi oluşturduğunu ortaya koydu.
Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları Özel Raportörü Francesca Albanese’nin Mart 2026 tarihli “İşgal Altındaki Filistin Topraklarında İnsan Hakları İhlalleri” raporu İsrail’in insanlık dışı kolonyal faaliyetlerini bir kez daha gözler önüne serdi. “İşkence ve Soykırım: BM Özel Temsilcisi Francesca Albanese ile Bir Web Semineri” adlı webinarı SOAS Üniversitesi Filistin Araştırmaları Merkezi başkanı ve Palestine Yearbook of International Law dergisinin genel editörü Dr. Nimer Sultany yönetirken Webinarda 1967’den beri işgal altındaki Filistin topraklarındaki insan hakları durumu üzerine BM Özel Raportörü ve “When the World Sleeps: Stories, Words and Wounds of Palestine” (2026) kitabının yazarı Francesca Albanese; SOAS Üniversitesi öğretim üyesi ve “The Transformation of the Prohibition of Torture in International Law” (2024) kitabının yazarı Profesör Lutz Oette; psikiyatrist ve “Torturing Environments: Psychological, Clinical and Legal Dimensions” (2026) ile “Psychological Torture: Definition, Evaluation and Measurement” (2016) kitaplarının yazarı Dr. Pau-Perez Sales yer alıyor.
“İşkence ve Soykırım: BM Özel Temsilcisi Francesca Albanese ile Bir Web Semineri”
“When the World Sleeps: Stories, Words and Wounds of Palestine”
“The Transformation of the Prohibition of Torture in International Law”
“Torturing Environments: Psychological, Clinical and Legal Dimensions”
“Psychological Torture: Definition, Evaluation and Measurement”
Rapora göre işkence, yalnızca bireyleri hedef alan bir ihlal değil; toplumsal çözülmeyi tetikleyen, kolektif travma üreten ve uzun vadeli etkiler yaratan stratejik bir araç olarak kullanılıyor. Bu bağlamda işkence, hem fiziksel hem psikolojik düzeyde bireyleri zayıflatırken, aynı zamanda toplumun bütünlüğünü hedef alıyor.
Özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında yaşanan gelişmelerin, bu süreci hızlandırdığı ve daha görünür hâle getirdiği ifade edildi. Panelde paylaşılan verilere göre, binlerce Filistinli gözaltına alındı, önemli bir kısmının akıbeti belirsizliğini koruyor.
Raporda ayrıca, işkencenin sadece kapalı alanlarda değil; günlük yaşamın her alanına yayılan bir kontrol mekanizması olarak işlediği vurgulandı. Bu durum, “işkence ortamı” kavramıyla açıklanıyor.
FRANCESCA ALBANESE: “BU BİR YERLEŞİMCİ KOLONYAL SOYKIRIMDIR” BM Özel Raportörü Francesca Albanese, hazırladığı 8. raporun temel bulgularını paylaşırken, İsrail’in saldırılarının arkasındaki ana motifi şu sözlerle açıkladı: “Fiziksel ve psikolojik işkencenin kullanımı, İsrail’in süregelen yerleşimci-kolonyal soykırımının tanımlayıcı bir özelliğidir. Bu, toprak için yapılan bir savaştır; etnik temizliği ilerletmek için işlenen bir suçtur.”
FRANCESCA ALBANESE: “BU BİR YERLEŞİMCİ KOLONYAL SOYKIRIMDIR”
“Fiziksel ve psikolojik işkencenin kullanımı, İsrail’in süregelen yerleşimci-kolonyal soykırımının tanımlayıcı bir özelliğidir. Bu, toprak için yapılan bir savaştır; etnik temizliği ilerletmek için işlenen bir suçtur.”
Albanese, sahadaki dehşeti tarif ederken Gazze’nin durumuna özel bir parantez açtı: “İsrail, genosidal saldırısı aracılığıyla Gazze’yi kesinlikle dev bir işkence kampına dönüştürmüştür. Hiçbir yer güvenli değil; hastaneler, evler, okullar, mülteci kampları, hatta çadırlar bile…” Tutukluların durumuna dair ise şu sarsıcı veriyi paylaştı: “4.000 Filistinli zorla kaybedildi; onlar için bir kayıt tutmak imkansız. Siyah sitelerde tutuluyor olabilirler, öldürülmüş olabilirler; onlar artık hesaba katılmayanlardır.”
“İsrail, genosidal saldırısı aracılığıyla Gazze’yi kesinlikle dev bir işkence kampına dönüştürmüştür. Hiçbir yer güvenli değil; hastaneler, evler, okullar, mülteci kampları, hatta çadırlar bile…” Tutukluların durumuna dair ise şu sarsıcı veriyi paylaştı: “4.000 Filistinli zorla kaybedildi; onlar için bir kayıt tutmak imkansız. Siyah sitelerde tutuluyor olabilirler, öldürülmüş olabilirler; onlar artık hesaba katılmayanlardır.”
Raportör, işkencenin toplumsal etkisini şu cümlelerle özetledi: “İşkence gören bir kişi asla eski hayatına geri dönemez; bu durum bir utanç, bir stigma ve artık hiçbir yere ait olmama hissiyatı ile takip edilecektir. Soykırım, kolektif bir işkence biçimi olarak işlemektedir.”
“İşkence gören bir kişi asla eski hayatına geri dönemez; bu durum bir utanç, bir stigma ve artık hiçbir yere ait olmama hissiyatı ile takip edilecektir. Soykırım, kolektif bir işkence biçimi olarak işlemektedir.”
“İŞKENCE ORTAMI”: YENİ BİR KAVRAMSAL ÇERÇEVE
Psikiyatrist Dr. Pau Pérez Salles tarafından ortaya konan “işkence ortamı” modeli, işkencenin yalnızca fiziksel müdahale olmadığını; yaşam koşullarının sistematik biçimde bozulmasıyla oluşan bütüncül bir baskı sistemi olduğunu ortaya koyuyor.
DR. PAU PéREZ SALLES: “ONTOLOJİK BİR HASAR VE İŞKENCECİ ORTAM” Psikiyatrist Dr. Pau Pérez Salles, işkencenin sadece dört duvar arasında olmadığını, tüm yaşam alanına yayıldığını belirtti: “İşkenceci ortam, bir toplumun iradesini ve kontrolünü yok etmek, kimliğini ve benliğini silmek için tasarlanmış bir yapıdır. Burada mesele sadece klinik semptomlar değildir; bu insanın insana olan güvenini yok eden ontolojik bir hasardır.”
DR. PAU PéREZ SALLES: “ONTOLOJİK BİR HASAR VE İŞKENCECİ ORTAM”
“İşkenceci ortam, bir toplumun iradesini ve kontrolünü yok etmek, kimliğini ve benliğini silmek için tasarlanmış bir yapıdır. Burada mesele sadece klinik semptomlar değildir; bu insanın insana olan güvenini yok eden ontolojik bir hasardır.”
İsrail toplumundaki dönüşümü ise şu sözlerle analiz etti: “İsrail’de işkenceye yönelik toplumsal destek %60’lara ulaştı. Bu nasıl mümkün olabilir? Çünkü bir ‘moral illüzyon’ (ahlaki yanılsama) süreci yaşanıyor. Kendi mağduriyetlerine odaklanarak, karşı tarafa uygulanan vahşeti normalleştiriyorlar. Bu politikalı bir durumdur ve tedavisi tıbbi değil, politiktir.”
“İsrail’de işkenceye yönelik toplumsal destek %60’lara ulaştı. Bu nasıl mümkün olabilir? Çünkü bir ‘moral illüzyon’ (ahlaki yanılsama) süreci yaşanıyor. Kendi mağduriyetlerine odaklanarak, karşı tarafa uygulanan vahşeti normalleştiriyorlar. Bu politikalı bir durumdur ve tedavisi tıbbi değil, politiktir.”
bir araya gelerek bireylerde ve toplumda derin bir travma yaratıyor.
GÖZALTILAR, KAYIPLAR VE BELİRSİZLİK
Raporda, özellikle son dönemde gözaltı ve tutuklamalarda ciddi artış yaşandığı belirtiliyor. Bazı kişilerin kayıt dışı tutulduğu ve ailelerinin akıbetlerine ulaşamadığı ifade ediliyor.
Bu durum, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil; aynı zamanda toplum genelinde korku ve kontrol mekanizması oluşturma aracı olarak değerlendiriliyor.
FİZİKSEL ŞİDDETİN ÖTESİNDE SİSTEMATİK TRAVMA
Panelde sunulan veriler, işkencenin sadece fiziksel zarar vermekle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.
gibi unsurlar, kolektif travmayı kalıcı hâle getiriyor.
İŞKENCE VE SOYKIRIM ARASINDAKİ BAĞLANTI
Uluslararası hukuk açısından en dikkat çekici değerlendirme, işkencenin soykırım suçuyla ilişkilendirilmesi oldu.
Raporda, belirli bir gruba yönelik “ciddi fiziksel ve zihinsel zarar verme” fiilinin sistematik şekilde uygulanmasının, Soykırım Sözleşmesi kapsamında değerlendirilebileceği ifade edildi.
“ciddi fiziksel ve zihinsel zarar verme”
Bu bağlamda işkence, yalnızca bir ihlal değil; daha geniş bir yok etme sürecinin parçası olarak ele alınıyor.
DEVLET MEKANİZMASI VE TOPLUMSAL NORMALLEŞME
Panelde, işkence uygulamalarının yalnızca güvenlik güçleriyle sınırlı olmadığı;
gibi unsurların da bu süreci desteklediği belirtildi.
Uzmanlara göre bu durum, şiddetin normalleşmesine ve cezasızlık kültürünün güçlenmesine yol açıyor.
GAZZE: “YAŞANAMAZ ALAN” TESPİTİ
Raporda Gazze’deki koşullar, yalnızca bir savaş alanı değil; yaşamın sürdürülemez hâle geldiği bir kriz bölgesi olarak tanımlandı.
Altyapının çökmesi, sağlık sisteminin işlemez hâle gelmesi, gıda ve suya erişimde yaşanan ciddi sorunlar, bölgedeki insani durumu kritik seviyeye taşıyor.
ULUSLARARASI HUKUK VE SORUMLULUK TARTIŞMASI
Panelde, uluslararası toplumun rolü de sert şekilde eleştirildi.
Uzmanlar, devletlerin yalnızca ihlalleri izlemekle yetinmemesi gerektiğini, aynı zamanda:
gibi somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
“CEZASIZLIK ZİNCİRİ KIRILMALI”
Raportör Albanese, mevcut durumun en kritik unsurlarından birinin cezasızlık olduğunu belirtti.
Uluslararası aktörlerin siyasi ve ekonomik ilişkiler nedeniyle yeterli tepkiyi vermediği ifade edilirken, bu durumun ihlallerin devamını teşvik ettiği kaydedildi.
Panelde ortaya konan bulgular, Filistin’deki durumun yalnızca bir insan hakları ihlali değil; çok boyutlu, sistematik ve uzun vadeli etkiler üreten bir yapı olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre işkence, bu yapının merkezinde yer alırken, toplumsal yıkımı hızlandıran temel araçlardan biri olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle uluslararası toplumun, mevcut tabloyu yalnızca izlemekle kalmayıp, hukuki ve siyasi düzeyde bağlayıcı adımlar atması gerektiği vurgulanıyor.