Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

İsrail’in Orta Doğu’yu adeta bir ateş çemberine çeviren saldırgan ve yayılmacı politikaları, küresel güvenliği pamuk ipliğine bağlı hale getirirken, soykırımcı rejim tarihin en büyük yalnızlığına sürükleniyor. Gazze’de 2,5 yıldır aralıksız süren katliamlar, Lübnan’ın işgali, uluslararası sularda gerçekleştirilen korsanlık faaliyetleri ve İran’a yönelik saldırılar, Batı kamuoyunda İsrail’e olan desteği tamamen bitirme noktasına getirdi.
Orta Doğu’nun kalbinde bir hançer gibi duran İsrail’in pervasız adımları dünyayı ayağa kaldırmış durumda.
(Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
Bölgedeki sıcak temas ve gerilim hattı her geçen gün genişlerken, Soykırımcı İsrail’in Orta Doğu’daki saldırgan ve yayılmacı politikaları, bölgesel ve küresel güvenliği pamuk ipliğine bağlı hale getirdi. Batılı ülkelerde daha önce görülmemiş bir tartışma fitillenirken, kamuoyu yoklamaları İsrail’in hem siyasi hem de toplumsal arenada hızla izole edildiğini kanıtlıyor.
GAZZE’DE 2,5 YILLIK VAHŞET VE İRAN’A YÖNELİK KİRLİ PLANLAR Sıcak bölgeden gelen haberler dehşetin boyutunu her saniye gözler önüne seriyor. Gazze’de tam 2,5 yıldır süren bir soykırım söz konusuyken, işgalci rejim sadece Filistin ile sınırlı kalmıyor. Yanıltıcı bilgiler ve yalanlarla ABD’yi de yanına çekmeye çalışan İsrail, İran’a yönelik saldırılarıyla bölgeyi topyekûn bir savaşın eşiğine getirdi. Lübnan’da ise ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen durmak bilmeyen bombardımanlar ve toprak işgalleri, Tel Aviv rejiminin hukuk tanımazlığını bir kez daha tescilledi.
GAZZE’DE 2,5 YILLIK VAHŞET VE İRAN’A YÖNELİK KİRLİ PLANLAR
ULUSLARARASI SULARDA KORSANLIK VE SABRIN SONU İsrail’in saldırganlığı karayla da sınırlı kalmadı. Uluslararası sularda korsanlık faaliyetlerine girişen rejim, dünyanın sabrını taşırdı. Dış ses, “Eline geçirdiği her fırsatta Orta Doğu’ya istikrarsızlık yayan ve hukuka aykırı saldırılarla bölgeyi ateş çemberine çeviren İsrail’e karşı dünyanın sabrı tükendi” ifadelerini kullanarak, soykırım devletine karşı biriken küresel öfkenin altını çizdi. Batılı başkentlerde bile İsrail ile ilişkiler artık yüksek sesle sorgulanıyor.
ULUSLARARASI SULARDA KORSANLIK VE SABRIN SONU
ABD KAMUOYUNDA TARİHİ KIRILMA: GENÇLER FİLİSTİN DİYOR İsrail’in en büyük hamisi konumundaki Amerika Birleşik Devletleri’nde bile zemin kayıyor. Gazze’deki soykırımın ardından Amerikan halkının bakışı radikal bir şekilde değişti. ABD’de İsrail hakkında olumsuz görüş bildirenlerin oranı %60’a fırlarken, Şubat 2026 verileri çok daha çarpıcı bir gerçeği işaret ediyor. Amerikan araştırma şirketi Gallup’un verilerine göre Amerikalılar ilk kez İsraillilerden çok Filistinlilere sempati duyuyor. Özellikle 18-34 yaş grubundaki genç nüfusta Filistin’e sempati %53’e çıkarken, İsrail’e olan destek %23’te çakılı kaldı. Bu tablo, yıllardır İsrail lehine çalışan siyasal ve kültürel anlatının Batı toplumlarında artık alıcısının kalmadığını gösteriyor.
ABD KAMUOYUNDA TARİHİ KIRILMA: GENÇLER FİLİSTİN DİYOR
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE NETANYAHU’YA TOKAT GİBİ PROTESTO Küresel toplum, İsrail’e karşı en net tavrını Birleşmiş Milletler’in 80. Genel Kurulu’nda sergiledi. Takvim yaprakları 26 Eylül 2025’i gösterdiğinde, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu konuşma yapmak üzere kürsüye çıktı. Ancak Netanyahu daha ilk kelimesini söylemeden, onlarca ülkenin temsilcisi aynı anda ayağa kalkarak salonu terk etti. Katil devletin yalnızlığının en büyük göstergesi olan bu protesto, uluslararası diplomaside tarihi bir tanıklık olarak kayıtlara geçti.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE NETANYAHU’YA TOKAT GİBİ PROTESTO
AVRUPA’DA FİLİSTİN DEVRİMİ: FRANSA VE İNGİLTERE’DEN RESMİ TANIMA İsrail’in en yakın Avrupalı müttefiklerinden bile darbe üstüne darbe geliyor. Fransa Cumhurbaşkanı, “Gazze’de devam eden savaşı hiçbir şey haklı çıkaramaz. Ülkemin Orta Doğu’ya, İsrail halkı ile Filistin halkı arasında barışa olan tarihi bağlılığına sadık kalarak Fransa’nın bugün Filistin Devleti’ni tanıdığını ilan ediyorum” sözleriyle tarihi kararı dünyaya duyurdu. Hemen ardından İngiltere Başbakanı da benzer bir çıkış yaparak, “Bugün barış ve iki devletli çözüm umudunu canlandırmak için bu büyük ülkenin başbakanı olarak Birleşik Krallık’ın Filistin Devleti’ni resmen tanıdığını açıkça belirtiyorum” şeklinde konuştu. İngiliz lider, Filistin ve İsrail halkına daha iyi bir gelecek taahhüdünde bulunarak 150’den fazla ülkenin safına katıldıklarını vurguladı.
AVRUPA’DA FİLİSTİN DEVRİMİ: FRANSA VE İNGİLTERE’DEN RESMİ TANIMA
FİLİSTİN’İ TANIYAN ÜLKE SAYISINDA REKOR ARTIŞ Diplomatik kuşatma Avrupa’nın dört bir yanına yayılmış durumda. İspanya, İrlanda ve Norveç’in başlattığı tanıma hamlesine; İngiltere, Kanada, Avustralya ve Portekiz de dahil oldu. 2024 ve 2025 yıllarındaki bu kritik diplomatik ataklarla birlikte Filistin’i resmen tanıyan Birleşmiş Milletler üyesi ülke sayısı 157’ye ulaştı. Bu rakam, BM üyesi 193 ülkenin yaklaşık %81’ine tekabül ediyor ki bu, İsrail’in uluslararası meşruiyetinin yerle bir olması anlamına geliyor.
FİLİSTİN’İ TANIYAN ÜLKE SAYISINDA REKOR ARTIŞ
KATİL NETANYAHU BAŞKAN ERDOĞAN’I HEDEF ALDI!
ADALETİN PENÇESİ: NETANYAHU VE GALLANT HAKKINDA TUTUKLAMA EMRİ Hukuki cephede de İsrail için çember daralıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2024 yılından bu yana İsrail yönetimi üzerindeki baskısını artırdı. Uluslararası Adalet Divanı’nın Güney Afrika’nın başvurusuyla açtığı davada verdiği ihtiyati tedbir kararları dosyayı canlı tutarken, Uluslararası Ceza Mahkemesi 2024 sonunda bombayı patlattı. Mahkeme, Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoaf Gallant hakkında resmen tutuklama emri çıkardı. Rejimin üst kademesi artık Lahey’de yargılanmak üzere dosyaları kabaran birer soykırım suçlusu olarak anılıyor.
ADALETİN PENÇESİ: NETANYAHU VE GALLANT HAKKINDA TUTUKLAMA EMRİ
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE YAPTIRIM VE AMBARGO SESLERİ Soykırım devletinin kaos politikalarına karşı Avrupa Birliği’nde de artık yolun sonuna gelindi. Halk ve medya baskısı altındaki Batılı başkentler, İsrail’i koruyacak kılıf bulamaz hale geldi. Lüksemburg’daki AB Dışişleri Bakanları toplantısında İspanya ve İrlanda, İsrail ile yapılan Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması çağrısında bulundu. Avrupa Komisyonu ise anlaşmanın ticari kısımlarının daraltılması üzerine çalışmaya başladı. Her ne kadar bu çalışmalar ateşkes sonrası yavaşlatılsa da konunun AB gündemine gelmiş olması bile tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE YAPTIRIM VE AMBARGO SESLERİ
AVRUPA KONSEYİ’NDEN İNSANİ YARDIM ÇAĞRISI VE DIŞLAMA HAMLESİ İsrail’e yönelik yaptırım baskısı sadece AB ile sınırlı değil. Avrupa Konseyi, Gazze’deki insani felakete dikkat çekerek İsrail’in insani yardımları engelsiz bir şekilde ulaştırması için sert bir çağrı yaptı. Daha da önemlisi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde (AKPM) gözlemci üye statüsünde bulunan İsrail’in bu statüsünün askıya alınması gündeme geldi. Haziran ayındaki genel kurulda bu konunun oylanacağı ve İsrail’in konseyden tamamen dışlanabileceği belirtiliyor.
AVRUPA KONSEYİ’NDEN İNSANİ YARDIM ÇAĞRISI VE DIŞLAMA HAMLESİ
SİYASİ DEPREM: İSRAİL DESTEĞİ PARTİLERİ BİTİRİYOR İsrail ile kurulan iyi ilişkiler, Avrupa siyasetinde artık bir “siyasi intihar” olarak görülüyor. Tel Aviv rejimine destek veren siyasi partiler sandıkta ağır bedeller ödüyor. Bulgaristan’da yapılan erken genel seçimlerde, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini destekleyen sağ görüşlü bir partinin yaşadığı büyük oy kaybı, bu durumun en taze örneği oldu. Genç seçmenlerin Filistin duyarlılığı, siyasi dengeleri kökten değiştiriyor.
SİYASİ DEPREM: İSRAİL DESTEĞİ PARTİLERİ BİTİRİYOR
YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ VE İSRAİL’İN MEŞRUİYET KAYBI Gelinen noktada İsrail, Gazze’ye insani yardım taşıyan filolara yeniden saldırarak uluslararası kamuoyunun öfkesini bir kez daha tazeledi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, sivillere yönelik bu saldırıların kabul edilemez olduğunu vurgulayarak uluslararası hukuka uyulması çağrısında bulundu. Tüm bu gelişmeler, İsrail’in uluslararası sistemdeki meşruiyetinin her geçen gün aşındığını kanıtlarken, sürecin kalıcı bir değişime evrilip evrilmeyeceği Batı’nın tarihin hangi tarafında duracağına bağlı olacak. Tel Aviv için artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ VE İSRAİL’İN MEŞRUİYET KAYBI
İSRAİL BASININDA TÜRKİYE PANİĞİ