Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Suriye’de Şam Ceza Mahkemesi, ülkenin iç savaşı sırasında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan hüküm giyen devrik lider Beşşar Esad’ı, kardeşi Mahir Esad’ı ve kuzeni Necib Atıf’ı salı günü idama mahkum etti.
Karar, Esad’ın ailesiyle birlikte Moskova’ya kaçmasının ardından geldi. Esad, rejim karşıtı güçlerin Aralık 2024’te Şam’a yaklaşması üzerine Suriye’den kaçmıştı. Kardeşi Mahir Esad’ın da Moskova’da olduğu tahmin ediliyor. Kuzenleri Necib Atıf ise Şam’da mahkemede yargılanıyor.
Eli kanlı diktatör Esad hakkında verilen karar, bu yıl eski yönetimin mensuplarını hem mahkemeye çıkararak hem de gıyaben yargılamaya başlayan geçiş yönetimi dönemindeki ilk idam kararı oldu.
Suriyenin devrik diktatöri Beşşar Esad ve kardeşi Mahir Esad (Arşiv)
Esad rejimi, Suriye’deki iç savaş boyunca savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemişti. Yeni yönetim, bu yıl eski rejimin yöneticileri ve diğer mensupları hakkında yargı süreci başlatmıştı.
Esad, rejim karşıtı güçlerin Şam’a ilerlemesinin ardından ailesiyle birlikte Rusya’ya kaçmıştı. Moskova, Esad ve ailesine sığınma hakkı vermişti.
Esad’ların kuzeni Necib Atıf (Arşiv)
Mahkemenin son kararı, Suriye’de eski rejim döneminde işlenen suçlara ilişkin hesap verme sürecinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
ESAD REJİMİNİN KANLI MİRASI! İDAM KARARININ ARDINDA SEDNAYA’DAN VARİL BOMBALARINA UZANAN SAVAŞ SUÇLARI
Suriye’de devrik lider Beşşar Esad’ın gıyabında idama mahkum edilmesiyle birlikte, ülkeyi yıllarca yöneten Esad rejiminin iç savaş boyunca işlediği ağır suçlar yeniden gündeme geldi. Suriye mahkemesinin kararı, yalnızca Esad’ın siyasi iktidarının sonrasına ilişkin bir gelişme değil, aynı zamanda yıllarca belgelenen işkence, zorla kaybetme, infaz ve sivillere yönelik saldırılar nedeniyle hesap verme sürecinin önemli bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
Esad rejiminin iç savaş boyunca uyguladığı yöntemlere ilişkin Birleşmiş Milletler soruşturmaları ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarında çok sayıda savaş suçu ve insanlığa karşı suç iddiası yer aldı. Human Rights Watch, Esad yönetiminin çöküşünün ardından yaptığı çağrıda, eski yönetimin işlediği suçlara ilişkin devlet ve istihbarat belgeleriyle birlikte işkence merkezleri, toplu mezarlar ve diğer suç mahallerindeki delillerin korunması gerektiğini belirtti.
SEDNAYA: ESAD REJİMİNİN İŞKENCE VE İNFAZ ÜSSÜ
Esad rejiminin karanlık yüzünün en güçlü sembollerinden biri, başkent Şam’ın kuzeyindeki Sednaya Askeri Cezaevi oldu.
Uluslararası Af Örgütü’nün 2017 tarihli kapsamlı araştırması, Sednaya’da binlerce kişinin sistematik biçimde öldürüldüğünü ortaya koydu. Örgüt, 2011-2015 arasında haftada bir, çoğu zaman haftada iki kez, gruplar halinde mahkumların hücrelerinden çıkarılarak gizlice asıldığını ve beş yıl içerisinde 13 bine kadar kişinin infaz edilmiş olabileceğini bildirdi. Kurbanların büyük bölümünün hükümete muhalif siviller olduğuna dikkat çekildi.
Sednaya Hapishanesi (Arşiv)
Af Örgütü, Sednaya’daki uygulamaları yalnızca münferit işkence vakaları olarak değil, sistematik ve yaygın bir saldırının parçası olarak tanımladı. Raporda cinayet, işkence, zorla kaybetme, tecavüz, cinsel şiddet ve imha uygulamalarının devlet politikası kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
cinayet, işkence, zorla kaybetme, tecavüz, cinsel şiddet ve imha
Af Örgütü’nün Sednaya’ya ilişkin araştırmasında cezaevindeki mahkumların ağır işkenceye, aç bırakmaya, susuz bırakmaya ve tıbbi yardımdan mahrum bırakılmaya maruz kaldığı; infaz edilenlerin cesetlerinin kamyonlarla taşınarak toplu mezarlara götürüldüğüne ilişkin tanıklıklara yer verildi.
“İNSAN MEZBAHASI” OLARAK TANIMLANDI
Sednaya’daki uygulamaların boyutu nedeniyle cezaevi, uluslararası kamuoyunda Esad rejiminin işkence sisteminin sembolü haline geldi.
Af Örgütü’nün raporunun başlığında Sednaya için “Human Slaughterhouse”, yani “İnsan Mezbahası” ifadesi kullanıldı. Örgüt, cezaevinde gerçekleştirilen toplu infazların binlerce kişinin sistematik biçimde öldürülmesi anlamına geldiğini belirtti.
Esad’ın 2017’de Af Örgütü’nün bulgularını reddetmesine rağmen örgüt, Esad’ın Sednaya’daki gerçek duruma ilişkin somut bir bilgi ortaya koymadığını ve cezaevinde infazların yapıldığını kabul ederken bunların kapsamına ilişkin açıklama sunamadığını belirtti.
İŞKENCE SEDNAYA İLE SINIRLI KALMADI
Esad rejiminin suçları Sednaya ile sınırlı değildi.
Human Rights Watch, Suriye’deki ayaklanmanın başladığı 2011’den itibaren hükümete bağlı istihbarat ve güvenlik birimlerinin çok sayıda kişiyi gözaltına aldığını ve gözaltı merkezlerinde ölümler yaşandığını belgeledi. Kuruluş, 2012’de ülke genelinde 27 ayrı gözaltı merkezini tespit ederek haritalandırdı.
Af Örgütü’nün 65 işkence mağduruyla yaptığı görüşmelere dayanan başka bir araştırmada ise Esad hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin işkenceyi muhalifleri bastırmak amacıyla sistematik bir yöntem olarak kullandığı belirtildi.
SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILAR VE ZORLA YERİNDEN ETME
Esad rejimine yöneltilen suçlamalar cezaevlerindeki işkence ve infazlarla da sınırlı değildi.
Human Rights Watch ve Af Örgütü, Esad yönetiminin savaş boyunca yargısız infazlar, keyfi gözaltılar, sivillere yönelik kasıtlı ve ayrım gözetmeyen saldırılar ile sivillerin aç bırakılması gibi yöntemlere başvurduğunu belgeledi. Kuruluşlar, bu uygulamaların muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan sivilleri zorla yerinden etmeye yönelik bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.
Esad rejiminin sivillere yönelik hava saldırıları da uluslararası soruşturmalarda geniş biçimde ele alındı. Savaş boyunca yerleşim bölgelerinin bombalanması, hastaneler ve sivil altyapının hedef alınması ve kimyasal silah kullanımı iddiaları, Esad yönetiminin savaş suçları dosyasının en önemli başlıkları arasında yer aldı.
VARİL BOMBALARI: SİVİL YERLEŞİMLERİN ÜZERİNE YAĞAN SALDIRILAR
Esad rejiminin savaş boyunca kullandığı yöntemlerden biri de varil bombaları oldu.
Sivillerin yaşadığı bölgelerde kullanılan doğaçlama patlayıcı düzenekler, özellikle rejim güçlerinin hava üstünlüğüne sahip olduğu dönemlerde büyük yıkıma neden oldu. Varil bombalarının yerleşim bölgelerine bırakılması, Esad rejiminin sivillere yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarıyla ilgili uluslararası raporların önemli başlıklarından biri haline geldi.
Bu saldırılar, Esad rejiminin muhalif bölgeleri kontrol altına almak için kullandığı askeri yöntemlerle birlikte değerlendirildi.
DELİLLERİN KORUNMASI İÇİN ULUSLARARASI ÇAĞRI
Esad rejiminin devrilmesinin ardından insan hakları kuruluşlarının en önemli çağrılarından biri, suçların delillerinin korunması oldu.
Human Rights Watch, Af Örgütü ve Sednaya’daki mağdurları temsil eden kuruluşlar, yeni Suriye yönetimine eski hükümete ait istihbarat ve devlet belgelerini, suç mahallerini ve toplu mezarları koruma çağrısı yaptı. Amaç, yıllarca süren ihlallerin belgelenmesi ve sorumluların hesap vermesinin sağlanması olarak açıklandı.
Af Örgütü, 2025’te yayımladığı başka bir değerlendirmede de Sednaya ve diğer cezaevlerinden kurtulanların ağır fiziksel ve psikolojik sonuçlarla mücadele ettiğini belirtti. Örgüt, mağdurlar ve yakınları için adalet, tazminat ve kapsamlı destek mekanizmaları kurulması çağrısında bulundu.
ESAD’IN CASUS ŞEFİ HUSSAM LUKA TELEFON DEFTERİYLE İFŞA OLDU
SURİYE VE MOSKOVA ANLAŞTI! RUS ÜSLERİ İÇİN MUTABAKATA VARILDI